“SANATA YATIRIM, GELECEĞİMİZE YATIRIMDIR”

Türkiye ve dünya çağdaş sanatının en iyi örneklerini bir araya getiren, bölgenin en önemli uluslararası çağdaş sanat fuarı olan Contemporary İstanbul, 20 ile 23 Eylül tarihleri arasında Akbank’ın desteği ile 13. kez sanatseverlerle buluşuyor. Contemporary İstanbul’un kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli ile fuarı ve bir sanat başkenti olarak İstanbul’u konuştuk.

Contemporary İstanbul’da bu yıl öne çıkanlar ne, yenilik olarak neler göreceğiz?

Son derece heyecanlı bir Contemporary İstanbul geldi. Netice olarak, 85 sanat galerisini, ki 56 adedi ağırlıklı Avrupa olmak üzere yurt dışından geliyor, ağırlıyoruz. Contemporary İstanbul’un hedeflediği iyi fuar, iyi sanat yanında her yıl zorlukları aşarak gerçekleşen ve devamlılık arz eden bir çağdaş sanat fuarı olmasıdır. Başından itibaren yanımızda olan ve Contemporary İstanbul’un devamlılığında çok önemli yeri olan Akbank, ayrıca yeni kurulan Çağdaş İstanbul Vakfı’nın da ana sponsorluğunu üstlendi. Desteksponsorumuz Ferko, Contemporary İstanbul’la beraberliği yanında İstanbul için önemi olan Ferko Art Space’i açmaya hazırlanıyor. Bu yıl geçen yıl olduğu gibi yine fuarın iç ve dış alanda mimari ilişki çözüm ortağımız Tabanlıoğlu Mimarlık ile birlikte hareket etmekteyiz. Türk Hava Yolları’nın bilet ve taşımacılık desteği devam etti ve önemi arttı. Bu yıl sponsorlarımızın arasına Haliç Tersane Projesi ile birlikte Cirque du Soleil’in eski kurucusunun tasarladığı ve çocuklara yönelik Antalya Land of Legends Theme Park da katıldılar. Contemporary İstanbul, genç insanlar için bir eğitim aracı oldu. Bu çerçevede her yıl fuar günleri içinde yer almış olan konferans serisini artık yeni kurulmuş olan Çağdaş İstanbul Vakfı üstleniyor. Konferansı, fuarın dışına çıkararak 18 Eylül Salı günü tüm gün süren 5 panel ile gerçekleştiriyoruz. Bu panellerde yeralan toplam 29 konuşmacı içinde Türkiye’den 10 ve ayrıca 11 ayrı ülkeden 19 konuşmacı yer alacak. CİF Dialogues devam eden yıllarda genişleyecek ve Contemporary İstanbul öncesi iki güne yayılarak sanat severlerin her yıl yakın ilgi gösterecekleri bir etkinlik olarak gerçekleşecek. “Duyarlılıklar” teması altında düzenlenecek 5 ayrı panelde, “Tasarım ve Kültürel Miras”, “Teknoloji ve inovasyon”, “Sanat, Mimari ve Mekanlar”, “Sanat Dünyası, Kültürve Diyalog” ve “Ezber Bozanlar” başlıkları ile sanatla etkileşim içinde olan bir çok konu tartışılacak. Bu yıl fuar bünyesinde yeni medya sanatlarının sunulduğu Plug-in İstanbul, 5. yaşına girdi. Plug-in Contemporary İstanbul’u dünya genelinde diğerfuarlardan ayıran bir alan. Dünyayı kuşatmaya devam eden teknolojinin sanatla bütünleştiği ve özellikle genç insanları içine çeken, hayranlık duygusu doğuran ve şaşırtan bir alan. Olağan/Dışı başlıklı sergi, Türkiye’den Can Büyükberber, Selçuk Artut ve Ali Miharbi ile birlikte 12 ükeden 17 sanatçının işleri Ceren ve Irmak Arkman seçkileri ve küratörlüğünde sunuldu. Bu yıl geçen yıl olduğu gibi yine fuarın iç ve dış alanda mimari ilişkisi çözüm ortağımız Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından ele alındı. Bu çerçevede İTÜ Mimarlık Fakültesi 1. Sınıf öğrencilerine CI’ın girişi bir tasarım yarışması şeklinden istendi. Üretimi hayli zor olan “Curve- gami” 27 proje arasındanjüri tarafından seçildi, Cl girişinde yer alacak ve diğer projelerde Cl’da sergilenecekler. Contemporary İstanbul’un çok heyecan verici buluşu olan Galeri Destek Programı’ndan bahsetmek isterim. Bu program dünyada ilk kez uygulanmaktadır. GDS, içinde yer alan değerli kurumların, sanatın önemini bilen, sanatın yanında ve içinde olan, kendini sanatla ifade etmenin yanında hem kendi ülkesinin sanatına hem de faaliyette olduğu ülkenin sanatına destek olma fırsatını yakaladıkları bir programdır. GDP’in çıkış noktası bölgemizin yaşadığı zorluklar nedeni ile katılımda çekince gösteren, kısıtlı fuar katılım bütçesini hangi fuara ayırayım düşünceleri içinde, İstanbul için ayırmakta zorlanan ve aynı zamanda Contemporary İstanbul Seçici Kurulu’nun katılımlarına öncelikverdiği ülkelerve bu ülkelerin yine seçilen galerilerine o ülkede aktif iş adamlarımızın kurumlan ile belli oranda destekvermeleri şeklinde kurgulandı. Kanaatimce bu yıl GDP kapsamında yer alan Romanya’dan Bucuresti Mail, Portekiz’den KREAGroup, Hollanda’dan Credit Europe Bank, Fransa adına TAV Airports Holdings ve ABD’den Herrick Feinstein LLP, American Turkish Society ve Alterra Worldwide birlikte ülkemizdeki diğer bir çok uluslararası etkin kuruluşa örnek oldular. Bu kuruluşların desteği sayesinde Contemporary İstanbul 2018’e 17 galerinin ve 30 sanatçının katılımı gerçekleşmiştir.

Başlangıcından bugüne hedeflenenler gerçekleşti mi? Yeni hedefleriniz neler?

ilk çıkış noktam 1999’da ziyaret ettiğim Art Basel ile oldu. Avrupa’nın ortasındaki bu küçük şehrin yanında İstanbul’u düşününce Contemporary İstanbul zihinlerimizde doğdu. İstanbul böyle bir etkinliği çok hak ediyor. Bu duyguyla yola çıktık. Amacımız uluslararası anlamda İstanbul’u dünya sanat haritasına ve takviminde konumlandırmak oldu. Türk çağdaş sanatının gelişmesi için de böyle bir alana ihtiyaç vardı, ilk 10 yılda hedefimize vardığımızı düşünüyorum. Contemporary İstanbul, kuruluşundan bu yana gelişerek, Türkiye’de hem koleksiyoncuların hem de sanatseverlerin tüm yıl heyecanla beklediği sadece bir fuar değil bir etkinlik halini aldı, ilkıo yılda ülkedeki ekonomik büyümenin de etkisi ile Contemporary İstanbul başından satışları yönünden başarılı bir ivme kazandı. Son iki yılın zorlukları hepimizin malumu. Bugün ise ülkenin ekonomisi yönünden yaşadığı zor bir yılı hep birlikte göğüslemek, olabilecek en iyi sonucu elde etmek amaçlı çalışmamız gerekiyor. Contemporary İstanbul’un hedefi bugünden çok daha başarılı bir CI 2019’u planlamaktır. CI 2018 bizi son derece mennun eden bir seviyeye ulaştı, her zaman daha iyisi mümkün, şartların el verdiği kadar tabii.

Daha önce Kasım ayında yapılan Cİ geçen yıl Eylül ayına çekildi. 2018’de de bunun sürdüğünü görüyoruz. Neden böyle bir karar alındı ve nasıl etkileri oldu?

2017 yılındaki tarih değişikliği kararımızı 2016 yılının Ekim ayında aldık, iki ayrı gerekçe ile aldık bu kararı. Birincisi ülkeye ve İstanbul’a seyahat etme iştahının 2016 yılında uluslararası dünyada zayıflamış olması ki bu 2017 yılında da devam etti. Contemporary İstanbul ilk 10 yılının sonunda İstanbul şehrine ve İstanbullulara ait olmuştur. Bizlerin görevi ve sorumluluğu artmış ve kararlarımız kurumumuzdan önce İstanbul’un önde yer aldığı düşüncelerle alınması gereği vardır, alınan kararın bizden önce İstanbul için ne anlama geldiği önemlidir, işte bu nedenle 2016 ve 2017 yıllarında Contemporary İstanbul’a ara vermeden devam ettirdik ve hem ülkeye hem de dünyaya, ‘İstanbul
çağdaş sanat fuarını devam ettirecektir, biz buradayız ve hep var olacağız’ mesajını hiçbir ticari kaygı taşımadan verdik. Tarih değişikliğinin birinci gereği budur. Bu kararımızı Bienal Yönetimi’ne 2016 yılında bildirmiştik. Bu yılki gelişme farklıdır. İstanbul Tasarım Bienali ilk üç seferinde Ekim ayının sonunda yer alırken 4. yani bu yıl Eylül ayına geçme kararı almış, bu konuda bilgimiz olmadı. 2019 yılı tarihimiz konusunda henüz kesin karar almadık, Contemporary İstanbul 2019 yılında Eylül’ün ikinci yerine üçüncü haftasında yer alabilir. Tarih değişikliğinin bir diğer ve giderek büyüyen ve dikkatle izlenmesi gereken nedeni ise son 15 yılda sanat ve kültür dünyasında yaşanan inanılmaz hızlı gelişmelerdir. 2. Dünya savaşı sonrasında dünyada 500 bin olan sanat koleksiyoncusu sayısı 2017 yılında 85 milyona ulaştı, çok yakında 100 milyon olacaktır. Contemporary İstanbul dünyada 21. Sanat fuarı olarak 2006 yılında yaşamına başlarken bugün dünyadaki çağdaş sanat fuarı sayısı 290 oldu. İstanbul Bienali’nin ilk yılı olan 1989 yılında dünyada sadece 30 olan Bienal sayısı ise bugün 235 adede vardı. Açılan müzeleri takip etmek adeta imkansız, sadece Çin’de ortalama yılda 400 müze açılıyor, farklı içerikli tabii. Netice şudur; sanat yayılmakta, büyümekte ve bugün çok büyük bir ekonomik hacme ulaştı ancak önümüzdeki 10 yıl içinde bu rakamlar küçük kalacaklar. Dünya sanat takviminin içinde müthiş bir yoğunluk oluşmaya devam ediyor ve neticede bir sanat fuarının, bir bienalin ya da bir müzedeki serginin tek başına cazibe noktası olması olasılığı kalmamıştır. Bir şehrin tüm alt yapısı ile dünyaya ne sunduğu, bugün 85 milyon yarın 100 milyonu aşacak bu insan kitlesini cezbetme yarışı yaşanmaktadır. 2017 Venedik Bienali yanında yer alan etkinlik sayısı 50’den fazladır. Damien Hirst’ün Bienal ile eşzamanlı sergisi, bienalin bir parçası olmamasına rağmen bienal kadar insan cezbetmiştir. Bu gelişmeyi iyi izleyip, anlayıp İstanbul için en doğru olan nedir diye düşünüp bu şehrin ilgili kurumlan olarak ‘ortak aklı’ bulmamız gerekir. Aksi halde kaybeden İstanbul olur, gelecek nesillerin zarar görmesi kaçınılmaz olacaktır.

Geçtiğimiz aylarda kuruluşunu ilan ettiğiniz Çağdaş İstanbul Sanat, Kültür ve Eğitim Vakfı ile ilgili neler söyleyeceksiniz? Vakfın hedefleri neler?

Bugüne kadarki iş yaşantımda ve önce Contemporary İstanbul şimdi de Çağdaş İstanbul Vakfı da dahil olmak üzere hepsi bir ihtiyaca yanıt vermek, bir talebi karşılamak suretiyle faaliyetlere başladıkve sürdürdük. Çağdaş İstanbul Vakfı’nın öncelikli amacı üç ana konuda toplanmaktadır. Bunlarsırası ile seminerler, sertifika programları ve konferanslar. Bu üç çatı altında özellikle genç yaşlardaki insanları hedefleyen eğitim programları düzenlemektemel amacımız. Bu programlaryurt içindeki kurumlaryanında yurt dışında çeşitli ülkelerde öne çıkmış eğitim kurumu, vakıflar, kültür kurumlan ile işbirliği ile ele alınacaktır. Amaç, insanları sanata daha fazla yaklaştırmak, sanatın etrafında yer alan etkinlikleri izlemelerini özendirmek ve bunun yanında belli katmanlardaki ve eğitimdeki genç insanların birlikte hareket etme ve içeriği sanat olan ortak aklı yakalamalarına yönlendirmektir. Buna paralel ikinci hedefimiz Türk çağdaş sanatının yurt içinde ve dışında daha fazla sergilenmesi yanında dünyadaki çağdaş sanatın ülkemizde gösterimi, ortak sergilerin gerçekleştirilmesi, genç kuşağın daha fazla temsilidir. Bu çerçevede misafirhane/residency yapım ve işletmesi de vakfın amaçları arasındadır. Misafirhane programlarının sanatçılar yanında küratörlere de açık olması benimsenmiştir. Diğer bir hedefimiz de Kitlesel Yaratıcı Etkinlikler olarak adlandırdığımız geniş kitlelere sunulan, güzel sanatlar yanında diğer sanat dalları ile etkileşimli tasarlanmış ya da üretilmiş ve mutlaka ülkemizde ilk kez gerçekleşecek etkinlikleri planlamaktır. Çağdaş İstanbul Vakfı’nın en önemli özelliği ise paylaşımcı ve katılımcı olmayı peşinen ve vazgeçilmez olarak benimsemiş olmasıdır. ‘Sanatı izleyin ama mutlaka parçası da olun’ sloganı ile yola çıktık. Vakıf bugüne kadar Cİ’ın tarafından yürütülmeye çalışılmış olan birçok konuyu üzerine almakla kalmayıp kurumsal olarak planlama ve yürütme yolu ile genişletecek ve kendi kaynakları ile hedeflerine yönelecektir. Contemporary İstanbul sanat dünyası içindeki ticari ilişkileri ve pazarı hedeflerken vakfın hedefi ise sanatın sağlıklı gelişmesi, yayılması, daha iyi anlaşılması ve neticede İstanbul’un sanat ve kültür dünyası içinde daha kuvvetli ve vazgeçilmez olmasına hizmet etmektir.

Murat Akagündüz’ün “Özel bir sunum” isimli sergisi, CİF Dialogues ile aynı gün başlıyor. Çağdaş İstanbul Vakfı’nın düzenlediği bu sergiden bahsedebilir misiniz?

Murat Akagündüz’ün “özel bir sunum’”u aynı zamanda Çağdaş İstanbul Vakfı’nın Sofa Hotel Autograph Collection ile işbirliği yaparak gerçekleştirdiği ilk sergisi oldu. Bu sanat dolu haftada günümüzün sanatının öne çıkan sanatçılarını ve üretimlerini tanıtmak yeni kurulan vakfımız için önemli ve devamlılık arz edecek bir sorumluluktur. Bu haftada, Akagündüz’ün eski ve yeni dönem eserlerine ev sahipliği yaptık. ÇİV sanat danışmanı Esra Sarıgedik Öktem ile birlikte yapılan bu seçkinin ‘özel bir sunum’ olarak adlandırılmasının sanatçının üretim pratiği ile de benzer samimi bir tavır olduğunu düşünüyorum. Çağdaş İstanbul Vakfı ve Sofa Hotel Autograph Collec- tion bu sergi devamında birlikte çağdaş sanat sergilerine düzenli bir şekilde devam edecekler. Sergiler yanında konferans ve paneller yine birlikte düzenlenecek.

Cİ, benzer sanat fuarlarına göre nasıl nitelenebilir?

Contemporary İstanbul yalnızca bir çağdaş sanat fuarı olmayıp dünyadaki diğer sanat fuarlarının benimsemedikleri sorumlulukları üstlenerek toplumlumuzun ihtiyacı olan çözümlere yönelmiş bir sanat etkinliğidir. Contemporary İstanbul hem ağırladığı hem de takipçisi olan yüksek sayıda ve özellikle genç insanlar için bir eğitim aracı olmuştur.

Cl’a yabancı ilgisi nasıl?

Contemporary İstanbul’a katılan 22 ülkeden gelen 85 galeriden 56’sı yabancı. İstanbul’un dünyada aldığı pozisyon ve sanat dünyasındaki yerini başta galeri yöneticileri çok iyi görmekte ve kendilerine ait bir yerin mutlaka olması gerektiğini okumaktalar. Geçtiğimiz 2 yılda gerçekleşen Contemporary İstanbul ile karşılaştırıldığında bizi çok memnun ve motive eden sayıda yabancı koleksiyoncu ve sanat sever ziyareti talebi yönetimimize ulaştı ve devam ediyor.

İstanbul’u, bir sanat kenti olarak başka kentlerle kıyasladığınızda nasıl yorumlarsınız?

Hızla değişen İstanbul, dünyada sanat merkezi sayılan şehirlerle yarışır hale geldi. Tarihten gelen kozmopolitliği, ülkenin ekonomi merkezi olması ve Türkiye’nin artan uluslararası ağırlığında İstanbul’un merkezi bir rolü olması, İstanbul’u diğergelişen küresel kentlerden ayrıştırıyor. İstanbul’da olmanın bir konforu var, şehrin birgücü var, asıl büyük gücümüz. İstanbul deyince herkesin ağzı bir mutluluk çizgisi haline geliyor. İstanbul’da sanat dünyasını etkileyecek çeşitli yapılanmalar devam ediyor. Bunlar önemli gelişmeler. Ancak İstanbul için yetersiz kalıyorlar. Şehrin sanat ve kültür altyapısının gelişmesi, azami ölçüde ve birinci sırada teşvik edilmeli, hem özel kurumlar hem de devlet tarafından desteklenmelidirler. İstanbul bu bölgede birinci sırada ve dünyada ise her zaman ilk beşte gelen sanat ve kültür şehri arasında yerini almalıdır.

Ve son olarak Türkiye’nin sanat alanındaki en büyük sorunları nelerdir?

Son yıllarda da çok kez belirtmiş olduğum gibi Türkiye’nin en baş sorunu ‘iletişim’ olmaya devam ediyor. Sorunumuzun özü budur. Dünya çok farklı bir sürece ve değişime girdi ancak Türkiye bu değişimi sanıyorum en ciddi yaşayan ülke oldu ve olmaya devam ediyor, iki yönden bakıyorum, uzun dönemde ve geniş bir açıdan bakarsak bu ülke tarihi ve kültürel geçmişi, stratejik konumu, ülke topraklarının sahip olduğu tüm zenginlikler, dünya medeniyetinin doğduğu topraklara sahip olmamız yanında nüfus gücünün önemi bize yaşanan sürecin geçici olması gerektiğini, yaşanan sorunların değil çözümlerinin üretilmesi ve hızla uygulanması yolunu gösterir. Yaşanan her zorluğun bir fırsat doğuracağına inananlardanım. Bir çok yatırım aracı üzerinde her gün farklı sorular doğuyor, tereddütler oluyor, işte bu ortamda en güçlü güven hissi duyularak yapılacak yatırımın sanat olduğuna kuvvetle inanıyorum. Sanat elinizden kaymaz, buharlaşmaz, bir günde değeri değişmez, her zaman gözünüzün önünde durur ve aynı zamanda ruhunuza ve moral gücünüze destek olur. Sanata yatırım kendinize ve geleceğinize yatırımdır. Sanat tüm iş hayatında ilişkilerin niteliğini ve devamlığını sağlayan bir unsurdur. Bu hususlara özellikle yerli koleksiyoncularımız, sanat eseri alımına yeni başlamış yada başlamayı düşünenlerin çok önem vermesi gerekir demiyorum şarttır diyorum. Bu ortamdan yerli sanat pazarının olumlu çıkacağını düşünüyorum. Bizim çeşitli yumuşak geçişlerle İstanbul’dan belli oranda memnun ayrılmalarının yollarını yabancı galeriler yönünden bulmamız ve öneriler geliştirmemiz gerekiyor. Bu noktada çok daha makul ve esnekfiyatlarla hareket edilmesi gereğini yabancı galerilerle paylaştık.