Çek Cumhuriyeti’nin biblo gibi başkenti… Prag, dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak kabul görür. Herkesin beğendiği ve hayran kaldığı Prag için ‘Biblo Başkent’ dışında yapılan pek çok başka yakıştırma da var… Altın Şehir, Masal Şehri, Şehirlerin Anası, Avrupa’nın Kalbi bunlardan bazıları.

Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag, ülkenin kuzeybatı kesiminde yer alır. 1.3 milyon nüfusu ile ülkenin en kalabalık şehridir. Prag biz Türkler için de çok önemli ve özel bir yere sahiptir. Atatürk’ün uzun süre tedavi için kaldığı, Nazım Hikmet’in sürgünde en güzel dizelerini şiirleştirdiği, edebiyatımızın önemli kalemlerinden Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun büyükelçilik yaptığı, Birinci Dünya Savaşı’nın Galiçya Cephesi’nde şehitlerimizin ebedi istiratgahı buradadır. Prag, Orta Avrupa’nın en popüler ve romantik tatil destinasyonlarından ve Avrupa’nın en çok turist çeken her dakika romantizmi yaşamak isteyenlere hitap eden şehirlerindendir. Hem Rönesans hem Gotik hem de Barok mimari tarzında görkemli binaların birbiri ardına sıralandığı, etkileyici Arnavut kaldırımlı sokakları, eski şehir meydanının ihtişamı ile dünyanın en turistik yerlerinden biridir. Başınızı nereye çevirirseniz birbirinden güzel, göz kamaştıran pek çok tarihi yapı ve mimari eserle dolu sokakları ile adeta açık hava müzesidir.

Prag gezinizi sonbaharda yaparsanız en doğru kararı vermiş olursunuz. Hangi mevsim gelirseniz gelin kendinizi Orta Çağ Avrupa’sında hissedeceğiniz ve keyif alacağınız bir yerdir. Savaş görmeden günümüze gelen mistik yapıları, kuleleri, köprüleri, modern binaları, birası, yemekleri, kalesinden şehri izlerken büyülenmezseniz, Arnavut kaldırımlı taş sokaklarında dolaşabilir ya da Vltava Nehri’nde tur yaparken şehre hayran kalabilirsiniz. Kaleden ya da kulelerden Vltava Nehri üzerindeki başta Charles Köprüsü olmak üzere köprüleri ile şehrin biblo gibi oluşu eminim sizi de etkileyecektir. İçinden nehir ya da su yolu geçen şehirleri her zaman daha gösterişli ve güzel bulurum. İlk aklıma gelenler İstanbul, Amsterdam, Paris, Budapeşte, Kahire, Londra, Berlin, Mostar, Floransa, Roma…

Gelin içinden Vltava Nehri geçen masal diyarı Prag’a dönelim.

Şehir, Vltava Nehri’nin kıyısına 9. yüzyılda Orta Bohemya Bölgesi’nde kurulur. Vltava Nehri’nin sol tarafı Mala Strana Bölgesi diye anılırken sağ tarafı Old Town, yani Eski Şehir’dir. Sadece nehirler değil, nehirler üzerindeki köprüler de şehirlere ayrı bir çekicilik katar. Prag deyince de Charles Köprüsü şehrin en önemli yeridir. Londra’da 12, Paris’de 37 ve Moskova’da 452 köprü varken Prag’da Vltava Nehri üzerinde 17 köprü bulunur.

 

Prag Tarihine Yolculuk

Yapılan kazılara göre Paleolitik Çağ’da ilk yerleşimlerin başladığı görülür. Keltler, Prag’ın bulunduğu bölgeye Bohemya der. M.Ö. 1. yüzyıldan itibaren Alman kabileleri tarafından kademeli olarak bölgeden sürülen Keltler, bugün şehrin banliyölerinden olan Závist’e yerleşirler.

Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle Kavimler Göçü başlar. Bu göçlerde kabileler daha batıya giderek burayı Slav kökenlilere bırakır. Slav topluluklar özellikle Keltler’in geri gelme ihtimaline karşı 6 ila 8. yüzyıllarda çeşitli savunma yapılarını ve yerleşimler kurarlar. Biblo şehrin en görkemli yeri hiç şüphesiz kalesidir. Prag Kalesi 9. yüzyıl sonlarında yapılmış.

Bohemya zamanla krallık haline gelirken şehir de gelişimini sürdürür 14. yüzyılda IV. Charles’ın Kutsal Roma İmparatoru ve Bohemya Kralı ünvanını almasıyla Prag İmparatorluk başkenti olarak Roma ve İstanbul’dan sonra Avrupa’nın üçüncü büyük ve önemli şehri olur. Bu dönem hiç şüphesiz şehrin altın çağıdır.

IV. Charles’ın ölümüyle altın çağ biter. Bohemya’da savaşlarla dolu uzun bir dönem başlar. Ta ki 1526’da Habsburg Hanedanı’ndan I. Ferdinand tahta çıkana dek… I. Ferdinand döneminde bir nebze olsun azalan savaşlar 30 Yıl Savaşları ile yeniden başlar ve bölgedeki huzuru kaosa çevirir. Devrim Hareketi’nin etkisiyle 1848’de tüm Avrupa’yı etkisi altına alan milliyetçi akımdan Prag da nasibini alır.

Dünya Savaşı sonrasında yıkılan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yerine Çekoslovakya kurulur ve başkenti yine Prag olur. Yeni ülke ile sanayii gelişirken nüfusu da artar. II. Dünya Savaşı’nı Nazi işgali altında, Soğuk Savaş Dönemi’ni Sovyet Rusya egemenliğinde geçirir. Ancak hiçbir şekilde yıkılmayan şehir, Nazi işgalinde bile şehirlerinin yakılıp yıkılmasını istemeyen halk tarafından Hitler’e teslim edilir.

 

PRAG’DA NEREDE KALINIR?

  • Nehrin sağ bölümünde bulunan ve kentin en mühim tarihi binalarına ev sahibi olan Eski Şehir Meydanı
  • Nehrin sol bölümünde bulunan, turistlerin daha az yoğun olduğu, sessiz, güvenli ve sakin olan Mala Strana
  • Prag’ın merkezinin güneyinde bulunan alışveriş merkezlerine ve tren istasyonuna yakın Nove Mesto