Bir fotoğrafçı ve gazeteci olarak dünya üzerinde gerçek gizemin peşinden gitme fikri beni her zaman heyecanlandırmıştır. Bugüne kadar az görülmüş, az paylaşılmış ancak merak edilen coğrafyalara olan ilgim bu sefer beni Kuzey Kore hakkında araştırma yapmaya itti. Dünyanın kapalı kapılar ardındaki bu gizemli ülke hakkında gerçekten çok az bilgi ve fotoğraf bulunuyor. Aynı zamanda internette bir araştırma yapmaya kalktığınızda doğruluğundan şüphe edebileceğiniz yüzlerce bilgi de bulabiliyorsunuz. Peki, bu bilgilerin hangileri doğru? Hangileri yalan…

Bu yazımda Kuzey Kore hakkında bazı bilgileri, gördüğüm ve fotoğrafladığım özel anları sizlerle paylaşacağım. Kuzey Kore’ye gitme isteğim ve araştırmalarım iki sene önce Güney Kore’ye gittiğimde başladı. Bu süre zarfında az da olsa Kuzey Kore’ye gidenlerin gezi yazıları ve yorumları ile internette dolaşan bazı fotoğrafları inceleme fırsatı buldum. Kuzey Kore hakkında turistler için kesin olan bir bilgi vardı ki, elinizi kolunuzu sallayarak bu ülkeye kendi başınıza gitmeniz mümkün değildi. Benim Nisan ayında yaptığım bu gezi de böyle oldu. Yani tek başıma gitmemin mümkün olmadığı Kuzey Kore’ye Türkiye’den “Dünya Değişmeden” turizm firmasının yaptığı bir tur programı ile gidebildim. Bu programı Coşkun Aral’dan duymuştum ve kendisi de ilk kez Kuzey Kore’ye bu turla geldi. Dünyada görmediği çok az ülke kalan Coşkun Aral ile birlikte 15 kişilik bir grubun içerisinde yer aldık. Ancak ikimiz, gazeteci kimliğimizi saklamadan, özel bir izinle çok merak ettiğimiz bu ülkeye gidebilmek için ilk onayı almıştık.

Kuzey Kore vizesi tahmin edilenden çok daha kolay alınıyor. Sizden istenilen formlar ve bir iki belge ile turu düzenleyen firma tarafından alınıyor. Bizim vizelerimiz Bulgaristan’daki Kuzey Kore temsilciliğinden alındı. Kuzey Kore’ye Rusya (Vladivostok) veya Çin (Pekin) üzerinden uçakla gidilebiliyor. Biz de Pekin üzerinden yaklaşık 1,5 saat süren bir uçuşla başkent Pyongyang’a uçtuk. Kuzey Kore’de önceden planlanan bir devlet turu ile gezmek zorundasiniz. Gruptan ayrılmak ya da tek başınıza gezmekgibi birseçeneğiniz yok. Kaldığınız otelden görevliler olmadan çıkmanız da yasak. Yani şöyle birkaç saat sokakları gezip, parkta boş boş oturmanız bile mümkün değil. Pyongyang’da turistlerin kaldığı meşhur Yanggakdo Oteli’nde kaldık. Bizim tüm grubun kaldığı odalar 23. kattaydı.

Biz de iki rehber eşliğinde önceden planlanan ve daha önce bize bildirilen bir programla Kuzey Kore’de 6 gün geçirdik. Tur programlarında gidilen her yer turistlerin girebileceği ve önceden izinleri alınmış yerlerdi. Örneğin dünyanın en derin metrolarından biri olan Pyongyang metrosuna hangi istasyondan saat kaçta gireceğimiz ve kaç durak gideceğimiz önceden belirlenmişti. Bu programlarda doğaçlama diye birkavram yok. Doğal olarak Kuzey Kore hakkında kötü fikirlere ve yanlış algılara neden olmamak için tüm görevliler oldukça kibar ve yardımsever davranıyorlar. Ülkede askeri tesisler, bazı devlet binaları, polisler, yerel halkın alışveriş yaptığı marketlerve bazı birkaç yerin daha fotoğraflanması istenmiyor. Gizlice çekim yapılabiliyor. Ben pek çok askerin fotoğrafını ya uzaktan tele objektifle ya da otobüsün içerisinden çekebildim. Ancak yasak olan yerlerde sizi çekim yaparken gördüklerinde bazen pek de kibar olmayan bir şekilde uyarabiliyorlar ve çektiğiniz fotoğraflar kontrol edilerek silinebiliyor.

Kuzey Kore halkı çok uzun bir süredir dünyadan izole bir şekilde yaşantısına devam ediyor. Halkın bizim bildiğimiz internete erişimi yasak. Normal bir vatandaşın ülke dışına çıkması da mümkün değil. Ülkede sadece izin verilen yayınları yapan iki devlet televizyonu var. Başkent Pyongyang’a gidebilmek bile pek çok Kuzey Kore vatandaşı için çok uzak bir ihtimal.

Tüm seyahat boyunca özellikle kurucu liderleri Kim İl-Sung’un tüm ülkede çok özel bir yeri olduğunu görüyorsunuz. Her yetişkinin sol göğsünde liderlerinin fotoğraflarının olduğu rozetler var. Her resmi binada ve şehrin çeşitli yerlerinde liderleri için özel anıtlar ve anma köşeleri yer alıyor. Kuzey Kore halkı gelenek ve kültürlerine sonuna kadar saygılı bir toplum. Çalışmaktan başka seçenekleri olmadığı için ülkede herkes çalışıyor.

Pyongyang merkezi yüksek katlı toplu konutlarla dolu. Buradaki evler vatandaşlarına devlete hizmet yılına, yaptığı işe ve çocuk sayısına göre veriliyor. Evler onların olmuyor. Çoğu evde ya parasız ya da çok küçük bir aidatla kalınıyor. Özel mülkiyet kavramının olmaması bize biraz garip gelse de, evsiz kimsenin olmadığı, devletin her vatandaşına bakmakla yükümlü olduğu anlatılıyor.

Pyongyang caddeleri oldukça geniş. Bazı caddeler beş şerit gidiş, beş şerit geliş şeklinde… Bu ülkeye gitmeden önce okuduğum bazı kaynaklarda, neredeyse hiç arabanın olmadığı, boş caddelerde trafik polislerinin görev yaptığı anlatılmıştı. Durum pek de böyle değil açıkçası. Belki 3-4 yıl içerisinde bir değişim yaşanmış olabilir. Ancak bazı caddelerde trafik ışıkları bile var. Özel araç sayısı tabi ki çok az.