Ünlü parfüm yaratıcısı Christine Nagel, tüm yeteneğini İtalyan kökenlerinden aldığı enerjisiyle birleştirerek en köklü Fransız parfümevlerinden birine yeni bir duygu katıyor. Birbirinden güzel içerikleri ve orijinal kokuları ile bugüne kadar pek çok parfüme imza atan günümüzün en ünlü parfümövlerinden biri olan Christine Nagel, pek çok uluslararası ödülün sahibi.

Kokuların ressamı olarak adlandırılan Christine Nagel, pek çok marka için ünlü kokular yarattıktan sonra 2014 yılında Hermes Parfümevi’ne katıldı. Özel parfüm yaratıcısı olarak Hermes ailesine katıldıktan kısa bir süre sonra 2016 yılında resmi olarak Jean-Claude Ellena’nın yerini aldı ve tüm parfüm üretiminin başına geçti.

İTALYAN KANI

İsviçre’nin Cenevre kentinde doğan Nagel’in annesi İtalyan’dı. Ünlü koku yaratıcısı, bilimsel uzmanlığını, doğduğu ülkenin disiplinini ve genlerindeki Akdeniz ateşini birleştirerek işinde mükemmel sonuçlar elde ediyor.

Christine Nagel,bir zamanlar Cenevre Üniversitesinde Kimya Bölümü’nde okuyan bir öğrenciydi, işte parfümle tanışması da burada oldu. Firmenich’deki araştırma ekibine katıldı ve burada Nobel Ödülü sahibi bir bilim adamı ve ekibiyle birlikte çalışma imkanı buldu. Kromatografi yöntemiyle parfümlerin hammaddelerini moleküler olarak analiz etmeyi öğrendi. Ve parfüm sektöründe çalışmaya karar verdi. Nagel, buradaki işinde parfümör olmanın, birinin ilham aldıklarını başkalarıyla paylaşmak ve onlara neşe saçmak olduğunu öğrendi. Ve bu onun mesleği seçmesinde en önemli etken oldu. Ve tüm enerjisini, bu yaratıcılığını ifade edebilmek için harcadı. Cenevre’deki “Creations Aromatique” enstitüsünde görevlendirilen Christine Nagel, burada “kromatoloji” bölümünü kurdu. Burada, parfüm yaratıcısı Michel Armairac ile tanıştı. Armairac, onun akıl hocası oldu ve Nagel, onun kanatları altında ilk parfümlerini yarattı.

Bir sanat aşığı olan Christine Nagel, ünlü ressam Delacroix’ın sözlerini hep aklında tuttu ve işinde uyguladı. “Yaparım, bozarım, sonra yeni baştan başlarım. Neyi aradığımı bulmam lazım.”

Uzman parfümörün liderliğinde yaratıcılığını özgür bırakmayı ve kendisini ifade etmeyi öğrendi. “Bu benim için mutlu bir yaratım süreciydi. Parfüme bakışımı oluşturduğum bir dönemdi” diyor Christine Nagel.

MUHTEŞEM FÜZYONLAR

1997 yılında Quest International’dan bir davet aldı. Çok daha iyi tanınan parfümörler arasından seçilmişti. 38 yaşında genç bir parfümörün tazeliğine ve aynı zamanda yılların yaratıcısının deneyimine ve bilgisine sahipti. Ve böylece Christine Nagel Paris’e yerleşti. Burada yarattığı ilk parfüm, “Une Nuit Etoilee au Bengale” olur. Cartier markasının ilk “Eau Fraiche”, yani taze kokusudur bu. Daha sonra yaratacağı parfümler arasında bulunan “L’eau Cartier” ise zamansız bir koku.

KÖKLERİNE DÖNÜŞ

Christine Nagel, 2000 yılında köklerine dönerek Vernier’deki İsviçre menşeli parfümevinde çalışmaya başlar. Lüksün dünyasına ve lüks markalara yeteneğiyle, yarattığı parfümlerle giriş yapar. Tarihe ve değerlere bağlılık ve estetik, parfüm yaratımında Nagel’in en çok göz önüne aldığı özellikler.

Van Gogh’a göre, “bir parfüm yaratmak, bir sanat eserini yaratmaya benzer.”

Christine Nagel doğal ve sentetik hammaddeler kullanarak orijinal kokular yaratmaya devam eder. Ve zaman geçtikçe parfüm dünyasında tanınırlığı artar. Narcisco Rodriguez for Her, Miss Dior Cherie gibi önemli parfümlere imza atar. Bu arada moda dünyasının tasarımcılarıyla da yakın bağlar kurmuştur.

Mesleğinde daha çok tanınıp sevilmesinin haricinde, pek çok da ödül sahibi olacaktır.

Bir devrim niteliğindeki Kouros kokusunun yaratıcısı Pierre Bourdon’ın emekli olmasından sonra Fragrance Ressources’da Yaratıcı Direktör olması için bir teklif alır. Daha küçük bir parfümevinde çalışmak bir risk olsa da, bu riski almaya karar verir. Ve bundan sonra da pek çok başarılı parfüme imza atacaktır. Si Lolita da bunlardan biri. Üç buçuk yıl burada çalıştığı süre, avant garde bir parfüm yaratıcısı olduğunu ispatlamaya yeter.

KADER AĞLARINI ÖRÜYOR

2011 yılında Christine Nagel’in kaderiyle randevusu vardır. Mane Group, ona Yaratıcı Direktörlük ve parfüm okulunun yöneticiliğini teklif eder. Bu işte ful potansiyelini gösterebilecektir.

ÜNLÜ BİR MARKANIN BURNU

Christine Nagel’in tecrübesi çok yönlü ve derinliklidir. Ama herşeyden önce bir yaratıcı ve parfümör olarak kalmak istediğinin de bilincindedir. Büyük bir markanın bünyesinde çalışmak istemektedir. Aslında Christine Nagel ve Hermes, yüksek kalite standartları, kullanılan malzemelerin kalitesi, en üst seviyedeki zevki, binicilik ve deri kokusuna olan zaafları gibi konularda benzerlik taşıyordu.

Christine Nagel, Hermes ile iş görüşmesine gitti ve kreatif direktör Jean-Claude Ellena tarafından yerine geçecek kişi olarak seçildi. Hermes Parfümleri’nin o günkü başkanı olan Catherine Fulconis, 2014 Mart ayında Nagel’i şu sözlerle karşıladı: “2004 yılında Hermes ailesine katılan Jean-Claude Ellena, parfümevini yeni bir yola yöneltti. 10 yıl sonra Hermes parfümleri, yeni bir lider ile yepyeni bir sayfa açıyor. Christine Nagel, kişiliği ve yeteneğiyle Hermes parfümlerine yenilikler katacak.”

Bu uzun süreli işbirliği, yaratım sürecini ve yaratıcıyı onurlandıran Hermes Parfümevi’nin birgöstergesi olacaktır.

Christine Nagel için bir parfümün yaratım süreci, bir resmin yaratım sürecine benzer. O, her içeriği bir renk olarak algılamaktadır adeta. Renklerin karışımı da parfümü oluşturacaktır.

Mükemmellik ve gerekli olanın birleştiği yerde, Christine Nagel’in yarattığı duygusal ve cesur kokular bulunuyor. Natürel ve teknolojik içerikleri ustaca kullanan Nagel, yepyeni ve cesur yaratımlarda bulunuyor. Duru ve aynı zamanda barok etkiler taşıyan parfümler bunlar. Christine Nagel parfümlerini şöyle tanımlıyor: “Birbirinden olabildiğince farklı parfümler yaratmayı seviyorum. Çok doğal kokulardan renkli kokulara kadar farklı tarzda parfümler yaratmak hoşuma gidiyor. Benim için en önemli şey, kullandığım malzeme. Kullandığım malzemeler, hayalini kurduğum parfüm ile uyum içinde olmalı.”

Ve bugün, Christine Nagel, tüm renklerini Hermes Parfümleri’ne katıyor. 2016 yılında Nagel, Hermes için ilk parfümüne imza atıyor. Adı; Eau de Rhubarbe Ecarlate. Bu, hafif, taze bir eau de cologne. Kırmızı ışgın kokusu, parfüme enerji katıyor.

Christine Nagel, Galop d’Hermes parfümüyle Hermes’in feminenliğine atıfta bulunuyor. Özgür ve taviz vermez kadım kokusu olan bu parfüm, az bulunur bir koku. Gül ve deri kokularını bir araya getiren bu parfüm, hem parfüm dünyası hem de Hermes için iki güçlü ama riskli kokuyu bir araya getirmiş oluyor.

Christine Nagel’in bir sonraki adımı, çocukluk anılarını yeriden canlandırmak oldu. Amberin güçlü ışıltısını kullandı. Denizi ve gökyüzünü temsil eden tuzu ekledi. Ve sonuçta, Eau des Marveilles Bleue doğdu.

Bugün, Twilly d’Hermes ile Christine Nagel, Hermes’in başka bir özelliğini, feminenliğini ortaya çıkarıyor.