Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın Daimi, yurt içinde ve dışında pek çok orkestranın da misafir şefi olan Emin Güven Yaşlıçam ile müzik üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

FASHION&TRAVEL Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

EMİN GÜVEN YAŞLIÇAM Ailem aslen Adanalı. Ama ben Ankara’da doğdum. Çocukluğum ilkokula kadar Adana’da geçti. İlkokulu bitirdiğimde, rahmetli babam müziğe karşı ilgi duyduğumu keşfetti. Babamın teşvikiyle kemana başladım. Ankara Devlet Konservatuarı’nda keman bölümünü bitirdim ve yüksek lisans yaptım. Konservatuarda okurken en çok ilgi duyduğum alan ise orkestra şefliğiydi. Tabii Türkiye ‘de orkestra şefliği eğitimi olmadığı için, devlet bursu ile İtalya’ya gittim. Orada Santa Cecilia Akademisi’ne devam ettim. Sekiz yıl kom- pozitörlük ve orkestra şefliği okudum.

F&T Neden özellikle orkestra şefliğine ilgi duydunuz?

EGY Bana neden orkestra şefliğini şeçtiğimi soruyorsunuz. Kişilik olarak inanılmaz hırslı, cesaretli, biraz da çılgın bir yapıya sahip olmam, beni orkestra şefliğine itti. Aşın duygusal bir insanım. Orkestrayı yönetirken, herkes adeta dans ettiğimi söyler. İnanılmaz bir dev oluyorum sahnede, içimdeki duygulanım müzikle ifade ettiğime inanıyorum. İşte bu yüzden de orkestra şefliğinin bana çok uyduğunu düşünüyorum.

F&T Keman dışında çaldığınız başka enstrümanlar var mı?

EGY Keman eğitimi aldım. Onun dışında piyano da çalıyorum.

F&T Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası daimi şefisiniz. Bize orkestrayla ilgili biraz bilgi verir misiniz?

EGY Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası 1990 yılında kuruldu. Ben onyedi yıl Roma’da yaşadım. Zamanın Kültür Bakanı Mükerrem Taşçıoğlu, ‘Güven artık İtalya’dan dön. Gel Adana’da bir orkestra kuralım’ dedi. 1990 yılında ilk açılışımızı yaptık. Türkiye’de altı senfoni orkestrası var. Bizim orkestramız çok genç, dinamik, her bir müzisyenimiz diğerinden daha iyi… Orkestramız, kurulduğu günden itibaren Adana’nın gözdesi oldu. Tabii ki bu kolay olmadı. Rahmetli Hacı Sabancı’nın da kuruluşu esnasında orkestramıza çok desteği oldu.

F&T Çukurova Devlet Senfoni Orkestrasındaki göreviniz dışında yurt içinde ve dışında da pek çok orkestranın misafir şefisiniz. Bize bu görevlerinizi de anlatır mısınız?

EGY Ben Türkiye’deki tüm devlet orkestralarında misafir şeflik yapıyorum. Senelerdir Ankara Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Antalya, Bursa ve İzmir Senfoni orkestralarını idare etmekteyim. Yurt dışında yıllarım geçti. Her yıl İspanya, İtalya ve Avrupa’nın diğer şehirlerinde yapılan pek çok keman ve piyano yarışmalarının da jüri başkanlıklarını yapmaktayım. Her yıl mutlaka İtalya’daki neredeyse tüm orkestralarla konser vermekteyim. Bunlann başında Bari, Palermo, Roma, Milano senfoni orkest- ralan gelmektedir. Aynı şekilde yıllardan beri Madrid ve Valencia orkestralarında misafir şeflik yapmanın ötesinde, sürekli ‘masterclass’ yapmaktayım. Dünyada müzik deyince akla ilk olarak gelen şehir olan Viyana’da, mutlaka her yıl Viyana Filarmoni Orkestrasıyla, keza Prag Radyo Senfoni Orkestrası, Köln Filarmoni Orkestrası ve daha nice orkestralarla konserlerim olmaktadır.

F&T Tüm bunlara nasıl yetişiyorsunuz? Hepsine nasıl vakit buluyorsunuz?

EGY Evet bunun cevabı çok önemli! Sevgili eşim Deniz Yaşlıçam canavar gibi bir iş hanımıdır. Kendisi hem yüksek mühendis, hem piyanist, hem de 20 yıl bale yapmış biridir. Sanatı çok seven bir kişidir. Kendisi de klasik müzikle yetiştiği için, benim tüm programlarıma, yapacağım tüm projelere inanılmaz vakıftır. O olmasa, benim bu kadar işin altından kalkmam söz konusu bile olamazdı.

F&T Adana Devlet Senfoni Orkestrası ile her sene Hacı Sabancı anısına bir konser veriyorsunuz. Bu yıl da bu konser olacak mı?

EGY Her sene, geleneksel hale getirdiğimiz Hacı Sabancı Anma Konseri gerçekleştiriyoruz. Benim yönettiğim konserlerden sadece biri bu ama inanın hazırlıkları bir sene evvelinden başlıyor. Bu sene ne yapalım, müzikal mi, yoksa ilahiler mi olsun? Hangi solisti getirelim? İnanın siz konserleri seyrederken bu organizasyonun arkasında ne kadar çok emek olduğunu anlamakta güçlük çekiyorsunuzdur. Sayın Demet Sabancı Çetindoğan hanımla ve eşimle her sene bu konser üzerine çok düşünürüz. Nasıl bir sürpriz yaparız da, merhum Hacı Sabancının eşi Özcan ablamızı mutlu ederiz diye hazırlıklar yaparız. Bu da bana ayrı bir heyecan veriyor. Bu sezon 23 Kasım 2014’de Hacı Sabancı’yı Anma Konseri’ni İstanbul’da, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştireceğiz. Konserin programını şimdiden burada açıklamayayım isterseniz, sürprizi kaçmasın. Hep birlikte zamanı gelince göreceğiz.

F&T Bu sezon yine programınız çok yoğun mu? Hangi konserleriniz olacak?

EGY Bu sene inanılmaz yoğun bir tempom olacak. Gerek Türkiye’de, gerekse yurt dışında çok sayıda programım var. İnanın, 2016 Aralık ayına kadar şimdiden tüm haftalanm dolu.

Bu arada iki sene evvel, Bahşeçehir Ünversitesi, Mütevelli Heyeti Başkanı Sayın Enver YücelTn klasik müziğe olan hayranlığı sayesinde BAU Oda Orkestrası’nı kurduk. Çok güzel bir orkestramız var. Senede en az sekiz konser de BAU ile yapıyoruz.

F&T Orkestra Şefliği’nin püf noktalarını anlatır mısınız?

EGY İnanılmaz zevkli, bir o kadar da zor olan bir meslek, orkestra şefliği… Yanlış yapma lüksününüz yok. Her an bir kartal gibi orkestrayı takip etmek zorundasınız. Şöyle bir baktığınızda etrafınıza, her yerde doktor, avukat, ekonomist, bir sürü meslekten insan bulabilirsiniz.

Ki bunlar da uzmanlık isteyen, belli bir eğitimi olan meslekler… Ama orkestra şefleri çok zor yetişiyor. İnanın, Türkiye’de herhalde hatırı sayılır beş orkestra şefi ya var, ya yok…

F&T Türkiye ile Avrupa’da ya da dünyanın başka yerlerinde müzisyen olmak arasında fark var mı?

EGY Türkiye’de klasik müzik deyince, hemen opera, konservatuar, orkestralara bakıyorsunuz. Konservatuarlardan mezun gençler, orkestralarda kadro olmadığı için, imkanları nisbetinde Avrupa’ya gidip yüksek lisans yapıp, orada kalmayı hedefliyorlar. Maalesef, Avrupa gibi imkanlara sahip değiliz. Bugün Viyana, Salzburg, İtalya, Prag, Güney Kore ve Amerika’da sayısız konservatuarlar ve müzik okulları var. Avrupa’da her beş aileden en az birinin evinde ya keman ya piyano ya da nefesli enstrüman çalan gençler yetişmekte. Söylenecek çok şey var.