TÜRKİYE’NİN BİRÇOK BÖLGESİ DOĞA HARİKALARIYLA KAMP SEVENLERİ KENDİNE ÇEKİYOR, HAL BÖYLE OLUNCA EN İYİ KAMP ROTALARINI BU KONUDA UZMANLIĞI BULUNAN BUKLA TUR’A SORDUK.

 

KEMALİYE

Bir gezgin ne peşinde koşar? Bozulmamış doğa ve yerel yaşam, özgün mimari, görsel çeşitlilik, yöresel yemekler, sıcakkanlı insanlar ve bilinçli turizm hareketi. İşte bunların hepsi eski adı Eğin olan, Erzincan’a bağlı Kemaliye’de var

Sivas, Erzincan ve Elazığ’ın ortasında bir çanakta kalan kasaba yöre halkının beraber seferber olması ile turizm çeşitliliğin bol olduğu bir cazibe merkezi. Hikâyesi ile sizi duygulandıracak Taş Yolu ya da dünyanın en derin kanyonlarından Karanlık Kanyon, bunlardan biri. Ayrıca, Fırat Nehri’ndeki tekne gezileri, Base Jump atlayışları için yapılan platformlar, bir zihni sinir projesi olan Zincirlikaya, Mani Yolu da bunlardan biri. Özgün mimarinin korunduğu köyler ve şehir merkezi, kendine has kapı tokmakları, her sene yapılan spor festivali, tarihi binaları, etnografya ve doğa tarihi müzeleri, yöresel yemekleri de diğer dikkat çeken noktalar arasında. Köyler arasında ve eski ipek yolunda yürüyüş parkurları, organik ürünleri, endemik bitkileri, bölgenin simgesi olan Anadolu Benekli Semender ve gerçek anlamda eşsiz manzaraları ile gideceği tatilden doymuş bir şekilde dönmek isteyen herkesi kendine çağırıyor. Bölgede halen mevcut olan 3-4 konaklama tesisinin yanında yöre mimarisine uygun olarak da yenileri yapılıyor.

Ufak bir dip not. Hepimizin bildiği ve Ahmet Kutsi Tecer’in yazdığı “Orda bir köy var uzakta” şiirine konu olan Apçağa Köyü de Kemaliye’de. Ve Kemaliye’nin bu bilinçli atılımı yapmasına büyük destekleri olan Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu’ya teşekkürler.

ORMANA DÜĞMELİ EVLER

Antalya’nın İbradı İlçesine bağlı bir mahalle olan Ormana’ya Antalya ve Konya Havalimanlarından iki saatlik yolcukla ulaşılabiliyor. Bölge, yürüyüş rotaları, doğal güzellikler ve tarihi düğmeli evleriyle ziyaretçilerini bekliyor. Düğmeli evler, sedir ağacından ahşabı birbirinin içine kenetlenecek şekilde iskelet olarak kullanıp, içine taş yığarak, herhangi bir harç veya çimento gibi malzeme kullanmadan yapılmış yapılar. Evlerin yapımında sedir kullanıldığı için kapıdan girer girmez sedir kokusunu içinize çekip karşılıklı düğmeli evlerin arasından geçen sokaklardan yürürken tarihe tanıklık edebilirsiniz. 2012’de başlatılan Ormana Active Projesiyle Ormana turizme açılarak düğmeli ev şeklinde butik oteller bölgeye kazandırılmış. Yani düğmeli evleri gezmekle kalmıyor konaklama deneyimi de yaşayabiliyorsunuz. Ayrıca Ormana’nın yanı başında Eynif Ovasını ziyaret edebilir ve toplam nüfusları 800 civarında olan ve irili ufaklı aileler ve büyük sürüler halinde yaşayan yılkı atlarını da gözlemleyebilirsiniz. Bölgedeki doğa harikalarından biri de Altınbeşik mağarası. Avrupa’nın üçüncü en büyük yer altı göl olan Altınbeşik Mağarasını içini botlarla gezmek de tarif edilemez bir his. Bunların dışında doğa yürüyüşçüleri için de parkurlar var. Eski İpek Yolu üzerinde ve bozulmamış Antik Pisidya yolarında uzun yürüyüşler yapabilirsiniz.

İĞNEADA LONGOZ ORMANLARI

Türkiye’nin en büyük longozuna sahip İğneada, İstanbul’dan üç saatlik bir yolculukla ulaşılabilen bir doğa harikası. İstanbul’da yaşayanlar için harika bir hafta sonu rotası.

İğneada’da yaz turizmi oldukça popüler ve yaz döneminde insanlar kasabaya adeta akın ediyor diyebiliriz. Fakat Longoz Ormanları için en uygun dönem ilkbahar ve sonbahar. Sonbaharda renk cümbüşüne dönen ormanlarda kamp yapmak ilkbaharda ise doğanın canlanışına şahitlik etmek isteyen gezginleri cezbediyor.

İğneada’yı saran Longoz Ormanlarında bitki ve ağaç çeşitliliğinin içinde uzun doğa yürüyüşleri yapmak, gün doğumunda Mert Gölü’nde kano yaparak göçmen kuşların arasına karışmak, gün batımında Limanköy’de kahve içip günün yorgunluğunu atmak, Limanköy Feneri’ni ziyaret etmek ve Bulgaristan sınırındaki Beğendik Köyü sahilinde yürümek İğneada’da bir hafta sonuna sıkıştırabileceğimiz aktiviteler arasında.

KASTAMONU KANYONLARI

Kastamonu denince çoğu insanın aklına pastırma geliyor. Oysaki orada bu leziz yemekten daha leziz doğa ve kültürel hazineler var. Gerek şehir merkezinde gerekse kasaba ve köylerinde yöre mimarisinin özgün ve korunmuş yapılarını görebilirsiniz. Küre Dağları Milli Parkı sınırları içinde bulunan Pınarbaşı kasabasından ulaşılan Horma Kanyon’u, eskiden girişine bakılabilen veya profesyonel canyoning sporcularının geçebildiği bir kanyondu. Kanyonun sonu gene bölgenin doğal hazinelerinden Ilıca Şelalesine çıkıyor. Kanyon duvarlarına yapılan 3 km. uzunluğundaki ahşap yürüyüş yolu hem dünyada bu uzunluktaki tek parkur hem de görsel zenginliği bozmayacak şekilde yapılmış. Yolun kendisi ile beraber harika fotoğraflar çekebilir ve bu doğa harikası kanyonu baştan sona görebilirsiniz. Sonundaki şelale bu güzel yolcuğun ödülü olabilir. Bölge kanyon bakımından oldukça zengin. Hatta Kanyonu da dünyanın en derin kanyonları listesinde. İçinde yürümek profesyonellere göre, o da izinle. Kanyonun tepesine yapılan seyir terası ise geçtiğimiz yıl yenilenmiş. Patikadan yapılan 15 dakikalık yürüyüşle varılabiliyor. Diğer bir kanyon olan Çatak Kanyonu da derin ve geniş bir kanyon. Buraya yapılan cam teras sonsuzluğa bakıyor hissi uyandırıyor. Doğa ve kültürün birleştiği Kastamonu’ya gidin! Seveceksiniz…

KARADENİZ’İN ARKA KAPISI; ŞAVŞAT

Artvin il merkezi ile Ardahan arasında kalan küçük bir ilçe kendisi. Nüfusun büyük çoğunluğu Şavşat’a bağlı 61 köyde yaşıyor. Şavşat’ı özel kılan şey de bu köyler aslında. Karadeniz bölgesinin genelinde artık çok az rastlanan geleneksel mimariyi ve bozulmamış kültürel yapıyı bu köylerde gözlemlemek mümkün. Şavşat evi denilen ahşabı ahşaba geçirme yöntemiyle, çivi kullanmadan yapılan evler Şavşatlıların olmazsa olmazı, yeni yapılan evlerde dahi bu estetik ve bölgeye has tarzı rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Mimariyle birlikte korunmuş bir yerel kültüre de sahip, bölgede yaylacılık faaliyetleri hala yüksek bir katılımla devam ediyor. Ziyaret edilen yaylalarda evlerin kapılarının misafirlere sürekli açık olması da oldukça sevimli bir ayrıntı.

Şavşat’ı coğrafi anlamda farklı kılan ise dağların kuzeyi gibi dar vadiler değil geniş vadilerle çevrili olması. Bu da herkesin bayıldığı İsviçre Alpleri’ni aratmayan bir manzaraya sebep oluyor.

Cittaslow 2015 Genel Kurulu’nda “Sakin Şehir” unvanı alan Şavşat, Türkiye’de bu unvanı alan 10. bölge. Bu unvanı almasına rağmen bölge turistler tarafından istila edilmemiş, turizm butik gruplarla ve kontrollü bir artış göstermiş, sakin yaşam ve üretim devam etmiş. Bu da Şavşat’ın geleceği için oldukça umut verici.

Eski bir Gürcü yerleşimi olması nedeniyle Tamara odaları, Tibet Kilisesi ve Şavşat Kalesi gibi tarihi yapılara ev sahipliği yapan Şavşat Karagöl Milli Parkı, Şavşat Peri Bacaları, Şirata Gölleri, Maden Köyü, Sakorya yaylası, Arsiyan Yaylası gibi çok sayıda doğal mirasa da ev sahipliği yapıyor. Şavşat sahip olduğu doğal ve tarihi zenginliklerin yanı sıra etrafında bir örümcek ağı gibi örülü yürüyüş rotalarıyla da ziyaretçilerini bekliyor.

LAZ ALPLERİ

Karadeniz’de yerel yaşamı deneyimleyebileceğiniz farklı bir tatil deneyimi için mükemmel bir seçenek. Turizm faaliyetlerinin minimumda olduğu bir doğal yaşam alanı. Hemşin yaylaları ile sınır komşusu, Altıparmak dağının eteklerinde Maselevat Vadisi içindeki Laz köylerinden geçerek ulaşılan ve tamamında Lazların yaşadığı yaylalar. Bu bölgeye gittiğimizde adeta sistemin dışına çıkabilirsiniz, bölge halkının işlettiği pansiyon ve yayla evlerinde kalarak bölgeyi ziyaret edenler kısa zamanda kendini oraya ait hissedebiliyor. Hiç araç kullanmadan bir haftalık programlar yapılabilen, adeta keşfedilmeyi bekleyen bir hazine. Bölge hiking ve trekking programları için de son derece elverişli.

Bölgede gerçek yayla yaşamının devam ettiği ender yaylalardan olan Didingola (lazca büyük yayla demek), yöre mimarisindeki evleri, bozulmamış yöre kültürü, devam eden yaylacılık, çevresinde bolca olan gölleri, daimi manzarası ve Altıparmak Dağı ile az bilinen ama gidenin bir daha unutamadığı yaylalardan. Yöre halkının yayla kültürünü ve mimarisini koruma konusundaki hassasiyeti ise ayrı bir değer.

Bölgeye ayağınızı bastığınızda tulum ve horonla karşılanabilirsiniz. Onlarla birlikte horon oynar, türküler söyler, keçi sağar, kendi yayla yoğurdunuzu mayalayabilirsiniz. Evinize dönerken de bölgede üretilen ya da kendi ürettiğiniz ürünleri yanınızda götürmek de cabası. İsterseniz bir gününüzü çoban gibi geçirip akşama kadar keçilerle yürüyebilir, isterseniz yürüyüş sonunda derede alabalık tutarak akşam yemeği hazırlığı yapabilirsiniz. Konfor değil, gerçek Karadeniz’in peşinde olanların mutlaka deneyimlemesi gereken bir bölge.