Dolce&Gabbana ile ilişkinden ve markayla geçmişteki işlerinizden biraz bahseder misin?

Dolce&Gabbana benim için İtalyan olma kavramının aile, dostluk ve eşsiz barok zarafeti gibi değerlerin mükemmel bir şekilde somutlaşmış hali. Yazdığım blog erkek modasından profesyonel anlamda bahseden ilklerden biriyken, öncelikle markanın tasarımcılarına defilelerine katılma ve koleksiyonları hakkında bloğumda yazma talebimi ilettim. Sonrasında, yani altı, yedi yıldır onların muhteşem etkinliklerine katılmak benim için daima zevk oldu. Ortak yönümüz çok: Değerler, estetik ve inovasyona akıllı ve yeni yaklaşımlar. Tasarımcılar bunu fark etti ve bana eşimle birlikte podyumda yürümeyi teklif ettiler… O anı asla unutmayacağım.

 

K by Dolce&Gabbana’nın yüzü olmak nasıl bir his?

Size bir sır vereyim: Bu benim gençlik hayalimdi! Dünyadaki yerimi bulmaya çalıştığım ergenlik yıllarımda modellik yapıyordum ve New York ile Londra arasında mekik dokuyordum, Londra’daki büyük bir ajans beni temsil ediyordu. Benim gibi olan birçok modelle çokça vakit geçirdim, onlarla hayallerimizden ve hedeflerimizden bahsederdik. Hepimiz bir erkek modelin en büyük dileğinin ne olduğu konusunda hemfikirdik: bir Dolce&Gabbana kokusunun yüzü olmak. Yalan yok. Bu tek hayalimizdi. Açıkçası şu anda olduğum yerden çok memnunum. Kazandım ve benim gibi kendini yoktan var eden bir adamın hayali gerçek oldu.

 

Kokuyu nasıl tanımlarsın ve sence bu parfümü ne tür bir erkek sürer?

Koku oldukça maskülen ve seksi. Ben şahsen odunsu notaları seviyorum. K by Dolce&Gabbana erkeği özgüvenli, hedefine kilitlenmiş, şık ve akıllı bir erkektir.

 

Bize biraz kampanyadan bahseder misin?

Kampanya gerçek bir zamane kralından bahsediyor, ailesi ve dostlarıyla ilgili, başarısını tırnaklarıyla inşa eden kendi kendini var etmiş bir erkek. Tacını hak etmiş bir erkek.

 

Mariano Vivanco ile kampanya çekimleri nasıldı?

Mariano sadece harika bir fotoğrafçı değil, aynı zamanda harika bir insan. Ciddiyeti abartmadan odaklanmayı çok iyi başarıyor, setteki atmosfer de oldukça rahat oluyor. Bir hafta süreyle ona oyunculuk ve modellik yaparken kendimi çok rahat hissettim. Şimdi çok iyi arkadaşız.

 

Bir eş ve iki çocuk babası olarak aile ve iş hayatını nasıl dengede tutuyorsun?

Benim işimin en önemli kısmı özgünlük çünkü içten iletişim dijital dünyada uzun vadede başarılı olmanın tek yolu. Bu nedenle ailemi de işime kattım, her gittiğim yere benimle gelmelerini istiyorum. Onlar benim için çok önemli, beni gerçekten de tamamlıyorlar. Üstelik şunu fark ettim, bu işimi yapmanın en kolay yolu değil belki ama değer çünkü çocuklarım ilgili bir babayla büyüyorlar.

 

Maskülenlik kavramı sence nasıl bir değişime uğruyor?

Geleneksel centilmen kavramı sahalara nihayet büyük bir dönüş yaptı! Cildine ve saçına özen göstermek neyse ki artık kadınlara özel işlerden sayılmıyor. Maskülen güzellik çeşitlidir. Bu büyük bir değişim – herkes olduğu kişi olmakta özgür olmalıdır ve ben şahsen bu bakımlı maskülenlik konseptini seviyorum.

 

Model, oyuncu, iş adamı ve influencer olarak öncelikli tutkun hangisi?

Öncelikli tutkum oyunculuk. Oyunculuğu seviyorum ve oyuncu olmak için çok çalıştım. Bu hayalin peşinden gitmek için on sekiz yaşımda evden ayrıldım, New York’a gittim ve oyunculuk okulu ücretini modellik yaparak ödedim. Gelecek hayalim kesinlikle bu tutkuya yoğunlaşmak ve sinema filmlerinde rol almak.

 

Bu denli çok sayıda sosyal medya takipçisini nasıl oluşturdun?

Başladığımda New York’taydım ve birçok arkadaş birbirinin fotoğrafını çekiyordu ve hatta bazıları resimleri internette yayınlıyordu ama hiçbiri bunu bir stile dönüştürmeyi ya da tavsiye vermeyi düşünmedi. Ben denedim ve başardım. Kendi zevkimi paylaştım. Meğer New York’taki ve ardından tüm dünyadaki erkekler internette erkek modasından bahseden bir alan olmasını bekliyormuş.

 

Aile hayatını sosyal medyada ne derece paylaşacağına nasıl karar veriyorsun?

Özgün anları paylaşıyorum ama daima her şeyi paylaşmamaktan yanayım. Örneğin bizde yemek masasında telefon yasaktır. Dijital hayatın gerçek hayattan daha iyi olduğu mesajını vermek istemiyorum. Kendimin, çocuklarımın veya takipçilerimin gerçeklik yolundan sapmalarını istemiyorum. Gerçeklikle bağını koparmamak çok önemli, gerçek hikayeler anlatmanızı sağlıyor, sosyal medyada ise insanların istediğini baz alan sahte hikayeler anlatma riski var. Bu sahte şov dünyasının uzun vadede işe yarayacağını sanmıyorum.

 

Kariyerin ne zaman zirve yaptı?

Perugia’daki baba evine geldiğimde artık demini almış bir influencer olmuştum ama annem ve babam elbette ki ne iş yaptığımı anlamadılar. Bu işi dünya çapındaki birkaç influencer ile birlikte icat ettiğim söylenebilirdi. Dolayısıyla da ailemin anlam verememesi doğaldı. Sonra bir gün yeni bir elektrikli araba prototipi sürmem, test etmem ve tanıtmam için baba evimin arka bahçesine getirildi, işte o gün anladılar, ‘Oh, galiba bu gerçek bir iş’ dediler. Bu on yıl önceydi. Geçen yıl Forbes dergisinin 30 Yaş Altı 30 Kişi listesinin İtalya’nın Perakende ve E-ticaret kategorisinde yer aldım. Ardından yine geçen sene En iyi Moda influencer’ı dalında GQ Yılın Erkeği ödülünü aldım. Bunlar büyük adımlar oldu (umuyorum ki dahası da yolda).

 

Bakım rutininden bahseder misin?

Nemlendiriciyi hiç ihmal etmem, her sabah ve her gece yatmadan önce mutlaka sürerim. Yüz, boyun ve özellikle eller için vazgeçilmezdir. Boyun da yüz kadar önemlidir o nedenle genç görünümü sürdürmek için boynunuza da krem sürmeyi unutmamalısınız. Sakalımı yumuşatmak için sakal yağı da kullanıyorum.

 

Spor rutinin nedir?

Formda kalma kuralım her gün bir saatimi spor salonunda geçirmek. ihtimamla, düzenli olarak, her gün… Birini kaçırırsam telafi etmem şart. Fizik affetmez. ihmal edersen görebilirsin. Bu nedenle evimde kendi gym salonum var. Saat ne kadar geç olursa olsun sporumu yaparım.

 

Nasıl besleniyorsun?

Günde üç veya dört öğün yemek yerim. Öğünlerim daima sebze, meyve, lif, beyaz et veya balık içerir. Makarna ya da pirince de yer var ama dozumu asla aşmam. Nadiren büyük bir parça biftek veya kaliteli etle pişirilmiş burger yerim. Ete çok bayılmam, peynirle de pek aram yoktur ama haftada bir kez tercih ettiğim şekilde, az çok yerim. Çok da su içerim, hem yemeklerde hem de gün içinde. Gazlı içecek ve kahve içmem. Şarabıysa azz miktarda ve bazen.

 

Birçok yerde yaşadın, peki, İtalya’nın en çok nesini seviyorsun?

İtalya benim evim. Büyük İtalyan ailelerini, kalabalık ve neşeli Pazar yemeklerini, üzüm bağlarıyla dolu küçük sokakları olan kırsalını seviyorum. Tarihi, doğası, güneşi… Mutlu bir yaşam için ihtiyacınız olan her şey İtalya’da var.