Henüz çiçeği burnunda olan Gastronomi Turizmi Derneği’nin başında 25 yıllık turizimci Gürkan Boztepe var. Boztepe, kısa sürede çok yol almayı hedefliyor. Türk mutfağını dünyaya tanıtmak için ilk sırada Türkiye’nin Lezzet Haritası cep aplikasyonu projesini gerçekleştirmek var. Sonra neden bir Türk Michelin Yıldızı projesi gerçekleştirilmesin?..

Kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz? Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı ve Marka Doktoru Gürkan Boztepe kimdir?

Gürkan Boztepe 25 yıllık Turizmcidir. Daha önce Yaşar Holding Turizm Grup başkanlığı yanısıra kendi seyahat acentesi ile kongre turizmi konularında çalışmıştır. Türsab Gastronomi Komitesi kurucusudur. Özel iş olarak Marka Doktoru firmasının sahibidir.

Turizm kökenli ve marka uzmanı olduğunuz kariyeriniz Gastronomi Turizmi Derneği’nin oluşumuna neler kattı?

Bugüne kadar olan bakış açılarını ve tabuları yıkarak agresif ve icraatçı bir tutum takınarak, özünde vatan sevgisi ile dünyanın her yerinde koşturuyoruz. Bu hafta sadece bir gece evde kalabildim. Fransa Lyon Sirha Fuarı’nda ülkemizi gururla temsil ettik, ardından Cenevre, ardından Paris, ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne geçtik. Buralardaki tüm konsolosluklarımızla birlikte çalışıyoruz. Şimdi belirli ülkelerde tanıtım atağımız başlayacak. Tanıtım bizim işimiz olduğundan işler hızla ilerliyor. Marka Doktoru, Gastronomi Turizmi Derneği markasına hizmet veriyor ama sıfır bedelle, işler bu sebepten hızlı ilerliyor. Ajans mantığı ile turizmci mantığı bir arada olunca gastronomi turizmi icraatçı şekilde büyümeye devam ediyor.

Gastronomi Turizmi Derneği, Türkiye’nin yöresel değerlerinin ülkemizde ve uluslararası alanda gereken değeri görmesinin dışında ne amaçlıyor?

Konferanslar, fuarlar gibi etkinlikler bizim araçlarımız. Ana amaç ise Türk ve Anadolu mutfağını dünyaya tanıtmak. Tüm bunların sonuca ulaşması ve Türk turizminde artık gastronomi turizmi stratejisinin oluşturulması. Mutfağımızı dünyaya tanıtmak istiyoruz. Fransız, İtalyan, Çin mutfakları bizden üstün değil. Peynirlerimize, Türk kahvemize biz sahip çıkmazsak başkaları çıkar. Beş ayrı komitemiz var, harıl harıl benden fazla çalışıyorlar.

Türkiye için gastronomi alanında hedeflediğiniz proje ve önerileriniz nelerdir?

Bu konuda eğitim başta olmak üzere önemli projeler başlayacak. Anadolu ve Saray mutfağı da bizim birer gastronomik
değerimiz ama gördüğüm kadariyle başka turizm çeşitleri ön plana çıkartılırken gastronomi unutulmuş. Kahvemizden kebabımıza, yoğurdumuzdan kaşar peynirimize kadar sayısız değerli ürünümüzü dünyada doğru tanıtırsak ülkemize ‘gastronomi turisti’ çok daha rahat gelecek. Ve bu gelen insanlar kültür ve tarihimizi de öğreniyor olacak. Bir de Kalder ile restoranlara ‘kalite’ getirmeyi hedefliyoruz. Elin Fransızı Michelin Yıldızı veriyor ve dünya sırf bunun için o restoranlara gidiyorsa biz de dünyaca kabul gören bir denetleme sistemi ile artık restoranlarımıza değer katacak ‘Türk Michelini’ projesini ve buna bağlı olarak ‘Türkiye Lezzet Haritası’ cep aplikasyonunu hayata geçiriyor olacağız. Bunlar ülkemiz için devrim niteliğinde. Yıllardır hep konuşulur ama yapılamazdı. Artık dünyada dönercileri- mizin de kalite standartlarında olması veya yurt içinde milyon dolarlık yatırım yapan bir restoranın da iç işleyişinin hijyenine kadar denetleniyor olduğunu bilmek herkese güven verecek. Bizim restoranlarımızın yurtdışındakilerden eksiği yok fazlası var.

YÖNETİM KURULU BAŞKANI OLDUĞUNUZ GASTRONOMİ TURİZMİ DERNEĞİ NE ZAMAN VE NASIL KURULDU?

Yaklaşık 6 aylık bir geçmişi var fakat ülkemizin gastronomik ürünleri dünyada yeterince tanıtılmadığından müthiş bir ilgiyle karşılandı. Şu anda Hong Kong’dan Venedik’e kadar ciddi bir yelpazede tanıtımlar hızla devam ediyor.