Saçlar kışın soğuk ve kirli havanın; yazın da deniz, güneş ve klorun etkisiyle yıpranıyor. Boya, röfle, fön gibi işlemleri, mevsim geçişleri, kötü beslenme, alkol, sigara, stres, hormonal ve genetik faktörler derken saçlar cansızlaşıyor, matlaşıyor, kuruyor, yoruluyor, dökülüyor. Her şeyden önce saçlarınızı tanımak, ihtiyacına yönelik ürünleri kullanmak çok önemli, çünkü sağlıklı saçlar, iyi beslenme ve iyi bakımdan geçiyor. Dökülme mi? Onun da çözümü var! Medikal ve cerrahi yöntemlerle harika saçların izini sürüyoruz.

Seçeceğiniz doğru ürünler, medikal ve cerrahi işlemlerle işlemle saçlara sağlığını geri kazandırmak mümkün. Tüm saç sorunları için hem medikal hem cerrahi işlemlerin yapıldığı MCAN Estetik’te öncelikle saç analizi yapılması tavsiye ediliyor. Saç sorunlarının nedenleri belirlendikten sonra tedavi yöntemleri belirleniyor. Eğer sorun saç derisinin direncini artırmakla ilgiliyse vitamin takviyesi yapmak en iyi yol. Vitaminlerin deriye daha kısa sürede ve daha efektif bir şekilde nüfuz etmesi için en garantili yol ise enjeksiyon yöntemi. Uzun yıllardır kullanılan mezoterapi yöntemi bunlardan biri.

SAĞLIKLI SAÇLAR İÇİN MEZOTERAPİ VE PRP

Saç mezoterapisinde, saçların ihtiyacı olan vitaminler, mineraller ve aminoasit karışımları, ince uçlu iğneler sayesinde saç derisine enjekte ediliyor. Saç tellerinin dökülmesini engelleyen, saç tellerini kalınlaştıran ve daha parlak görünmelerini sağlayan bu tedavi saç kalitesini artırmak isteyen herkese öneriliyor. Mezoterapi, yetişkin kök hücreleri uyarmak ve hasarlı dokuların iyileşme sürecini hızlandırmak için ilaçların doğrudan cilde enjekte edilmesini içeren bir teknik olarak özetlenebilir. “Mezo”, epidermisin hemen altında, cildin orta tabakası olan mezodermden türetilen Yunanca bir terim. Epidermisin hemen altındaki hedef dokulara uygulanan bir dizi yüzeysel enjeksiyona dayanan, neredeyse cerrahi olmayan bir kozmetik tıp prosedürü olarak da söylenebilir. Tıbbi kokteyl mezodermden hedeflenen dokuları uyarıyor ve böylece saç dökülmesi dahil çok çeşitli tıbbi ve kozmetik durumların giderilmesine yardımcı oluyor.

İyi sonuçları dolayısıyla tercih edilen bir diğer yöntem de PRP. Kişinin kendi kanından elde edilen bir çeşit biyolojik ilaç denebilir PRP için. Özellikle ani seyreden dökülmelerde hızla sonuç veren bir yöntem. Trombosit olarak da bilinen plateletler, kan hücrelerinin kan pıhtısı oluşturma görevini sağlayan kısmı ve bu sayede kanama yaşanan durumlarda kanamayı durduruyor. Ve bu vücudun iyileşme süreci için oldukça önemli. PRP tedavisinde kişiden kendi kanı birkaç tüple alındıktan sonra plateletler santrifüj makinesi ile konsantre edilip gelişim görünmesi istenen kafa bölgelerine enjekte ediliyor. PRP tedavisi saç kaybı yaşanan durumlarda çok büyük oranda başarılı sonuçlar veriyor, çünkü plateletler vücuttaki iyileşme süreçlerini hızlandırıyor ve doku gelişimini olumlu yönde etkiliyor. PRP sonrası saç daha sağlıklı uzuyor ve güçleniyor. Saçlar kalınlaşıyor, yeni saçlar çıkıyor ve saç sıklığı artıyor. PRP tedavisi saç ekiminden sonra ve önce de uygulanabiliyor. Çünkü saç ekiminden önce uygulanan PRP seansları hastanın donör alanını güçlendiriyor ve daha başarılı bir sonuç alınmasına yardımcı oluyor. Saç ekiminden sonra uygulanan PRP seansları ekilen saçların daha hızlı çıkmasını ve iyileşme sürecinin daha etkili olmasını sağlıyor. Aynı zamanda kişinin ekim yapılan bölgedeki var olan doğal saçlarının güçlenmesini sağlayarak ekimden sonra daha doğal bir görünüme ulaşmamızda yardımcı oluyor. PRP’den tam etki alabilmek için belirli aralıklarla en az 4 seans şeklinde uygulana öneriliyor.

EKİM ZAMANI

Saçlarımız da cildimiz gibi canlı bir organizma. O da yaş alıyor; gerek genetik, gerek çevresel pek çok faktörden etkileniyor. Dış görünüşün en önemli tamamlayıcısı olarak sosyal hayata, insan psikolojisine etkileri çok iyi bilinen saçların ileri boyuttaki sorunu ise dökülme. Takviyeler ve medikal tedavilerle çözülemeyecek boyuttaki saç dökülmesi için saç ekimi etkili bir çözüm sunuyor. Buradaki kritik nokta ise doğru merkezi, yöntemi ve en önemlisi işinin ehli uzmanları bulmak!

Saç ekiminde amaç saçları yoktan var etmek değil kişinin halihazırda sahip olduğu saçların istenen bölgeye dağıtılması. Saç ekimi açısından saçların bulunduğu baş bölgesi iki alana ayrılıyor; donör alanı (verici bölge) ve ekim alanı (alıcı bölge). Donör alanı, başın ense ve yan kısımlarının bir bölümünden oluşuyor ve bu bölge genetik olarak saç dökülmesine karşı bağışıklık sahibi bir bölge. Ekim alanı ise donör bölgenin aksine saç ekimi uygulamasının gerçekleşeceği ve saç dökülmesi yaşanmış bölge. Ekim işleminde verici bölgeden alıcı bölgeye bir transfer işlemi yapılıyor. Saç ekimi uygulanacak kişi için her ne kadar basit bir işlem gibi görünse de başarılı ve doğal bir görünüm için uygulama esnasında dikkat edilmesi gereken birçok detay var.

SAÇ EKİMİ YÖNTEMLERİ

FUT: Aslında bilinen en eski saç ekimi tekniği FUT. Saç ekimi işleminde 90’larda kullanılmaya başlayan FUT tekniğinde saç kesimi yapılmıyor. Ekilecek olan saç kökleri, lokal anestezi uygulandıktan sonra donör bölgeden deri ile birlikte kesilerek alınıyor. Keşi kullanıldığı için cerrahi bir operasyon olan FUT tekniğinde keşi yapılan bölgeye dikiş atılması zorunlu. Kesilen şeritler parçalara ayrılarak ekim bölgesine yerleştiriliyor, işlemden bir hafta sonra donör bölgeye atılan dikişlerin alınması gerekiyor. Her ne kadar bilinirliğini korusa da çok eski bir teknik olması, operasyon aşamasında oluşturulmak zorunda kalınan doku hasarı ve keşi işlemi nedeniyle FUT tekniği artık tercih edilirlik özelliğini kaybetmiş durumda.

FÜE: FUE saç ekimi 21’inci yüzyıl başlarında çıkan bir tedavi ve şu anda en çok tercih edilen yöntem. FUE yöntemi lokal anestezi altında yapıyoruz. Öncelikle saç ekimi yapılacak alan belirleniyor, ön saç çizgisi ideal biçimde çiziliyor, tüm saç tıraş ediliyor ve ardından lokal anestezi uygulanıyor. FUE yönteminde saçlar ensenin biraz üzerinden iki kulak arasından ucu 0.7 mm çaplı olan punch aleti ile alınıyor. Alınan her 0.7 mm çaplı doku içindeki saç sayısı bir iki veya üç civarında olabilir. Bu yöntem ile tek seansta 4.000 – 5.000 greft (ortalama 10.000 -15.000 saç teli) nakledilebiliyor. Kişinin saçsız veya seyrek olan alanının ebadı ve arkadaki verici alanın durumu ameliyatın en önemli belirleyicileri. FUE yönteminde greftler tek tek alındığından 4.000 – 5.000 greft için işlem 7-8 saat sürebiliyor.

DHI: Geliştirilmiş en yeni yöntem ise DHI (Direct Hair Ipmlant), daha çok bilinen adıyla tıraşsız saç ekimi. Doğal saça en yakın sonuç alma imkanı veren DHI tekniğinde saçların ekileceği bölgelere herhangi bir delik açılmıyor ve saç kökleri kullanılan özel uçlu bir kalem yardımıyla direkt olarak ekiliyor. Greft’ler, özel iğneler sayesinde daha sık aralıklarla, ardı ardına yerleştirilebiliyor. Yani saç yoğunluğu daha sık olabiliyor. Klasik yöntemlere göre daha uzun süren bir işlem. Ama keşi yapılmadığı için iyileşme süresi daha az.

SAFİR FUE: FUE saç ekimi ile tamamen aynı prosedüre sahip olan Safir FUE’nin tek farkı kullanılan materyal. FUE’de kanal açma için çelikten yapılmış materyaller kullanılırken Safir FUE için safirden yapılmış materyaller kullanılır. Safir materyali ile yapılan saç ekimlerinin iyileşme süreci daha hızlı, alınan sonuçlar daha doğal ve enfeksiyon riski yok denecek kadar az.