KENDİSİNİ HAYATI BOYUNCA BİNLERCE İNSANA DOKUNABİLMİŞ, ONLARIN DÖNÜŞÜM YOLCULUĞUNA EŞLİK ETMİŞ ÇOK ŞANSLI BİR KADIN OLARAK TANIMLIYOR AMA AYNI ZAMANDA OLDUKÇA ETKİLEYİCİ DE BİR HAYAT HİKÂYESİNE SAHİP. DAHA ÇOK PERDENİN ARKASINDA KALMAYI TERCİH ETSE DE YAKIN GELECEKTE İSMİNİ DAHA ÇOK DUYUCAĞIZ. BÜTÜNSEL DÖNÜŞÜM DANIŞMANI SERPİL COŞAN’DAN BAHSEDİYORUZ. KENDİSİ İLE ONU ŞU SIRALAR OLDUKÇA HEYECANLANDIRAN YENİ PROJESİNİ KONUŞMAK İÇİN BİR ARAYA GELSEK DE BİZİM ASIL MERAK ETTİKLERİMİZ; BEYNİN POTANSİYELİ VE YARATMA GÜCÜ HAKKINDAKİ SÖYLECEKLERİ VE MEŞHUR TEKNİKLERİ OLDU. SİZLERİ HAYATA DAİR BOLCA İLHAM İÇEREN ŞAHANE SOHBETİMİZLE BAŞBAŞA BIRAKIYORUZ…

 

 

Bilmeyenler için öncelikle Serpil Coşan’ı kendi kelimeleri ile sizden dinleyebilir miyiz?

Serpil Coşan insan, kadın, anne, evlat, abla, sevgili, dost ve yaptığı iş nedeniyle de Bütünsel Dönüşüm Danışmanı. Hayatı boyunca binlerce insana dokunabilmiş, onların dönüşüm yolculuğuna eşlik etmiş çok şanslı bir kadın…

1965 yazında Antalya’da doğdum. Avukat bir baba ve ev hanımı bir annenin en büyük çocuğuyum. 35 yaşında muhteşem bir oğlum ve iki tane harika torunum var.

Çocukluğumdan beri hep sorular sorarım, yani çok meraklı bir kızdım anlayacağınız: Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Neden farklı hayatlar ve hatta kaderler yaşıyoruz? Bu kimin kontrolünde? Ve daha niceleri…

1989 yılında ise, 24 yaşıma geldiğimde, artık bunları gerçekten araştırmaya karar verdim. Tasavvuf, kuantum, beynin potansiyeli ve yaratma gücü gibi farklı bilgileri harmanlayıp, “insan kendini ve yaşamını nasıl dönüştürür”, “sorunlarından nasıl kurtulur” gibi sorulara cevap bulabilmek için eğitimler aldım, okudum, çalıştım. Öğrenmek ve gerçekten anlayıp sindirmek ve elbette kendi yaşamıma uygulayabilmek için 15 senemi verdim. Tüm bunları etrafımla paylaşmaya başlayınca da insanlar bilgilerimi kendilerine aktarmamı istediler. Ve bir baktım ki onlara danışmanlık veriyorum… Bu amaçla yola çıkmamışken, kurumsal hayatın göbeğinde bir yöneticiyken, sanki dünyaya gelme amacım buymuş gibi hayat beni 17 yıldır bu işi yapmaya yöneltti. Hem de her seferinde…

 

Gerek gerçekleştirdiğiniz atölye ve kamplarla gerekse Serpil Coşan Akademi’ye gelen danışanlarınızla birçok kişiye dokunuyorsunuz. Peki, bu sürece siz nasıl geldiniz? Sizi bu alana yönlendiren ne oldu?

Herkes gibi benimde hayatımda sınavlar, yaşadığım güçlükler oldu elbette. Ve dediğiniz gibi tüm bunlar aslında bugün yaptığım bu iş için yaşamımdaki ittirici güç oldu.

1999 yılında Amerika’da yaşamaya karar verdim. Kurumsal hayat fazla gelmiş, eşimden ayrılmış, bir oğul ile yalnız kalmış ve sorsanız yeni bir başlangıç ve temiz bir sayfa peşinde koşan genç bir kadın haline gelmiştim. Aslında bir çoğunuz için çok tanıdık bir hikâye, değil mi? Ancak Amerika’da geçirdiğim ilk yıllar ve bu süreç içinde karşılaştığım farklı sıkıntılar, neden bu kadar zorlu bir yolu seçtiğim konusunda kendimi daha derin bir şekilde sorgulamama neden oldu. Aslında Türkiye’de güzel bir işim vardı, eşimden ayrılmış da olsam güzel bir evim, düzenim, dostlarım ve ailem vardı. Ancak sanki benim dışımda bir irade benim yerime bazı kararlar veriyor ve ben aslında “yolunda” olan birçok şeyi sabote ediyordum. Dışarıdan “daha güzeli için gösterilen çaba” gibi görünse de detaylara girince hiç de öyle olmadığını fark ettim. Ve işte o zaman, senelerdir okuduğum ve anlamaya çalıştığım bilinçaltı gücünün farkına vardım…

Bilimsel olarak kanıtlanmış bir data ile anlatmaya çalışayım size: gündelik yaşamımızda verdiğimiz kararların %95’i bilinçaltından geliyor, geriye sadece %5’lik bir kısım “size” kalıyor. Peki, ne demek bilinçaltından gelmek? Çocukluğumda ve okul yıllarımda annemden duyduğum “ayakta kal, kimseye muhtaç olma”, babamdan duyduğum “çok çalışmak zoru başartandır”, “benim kızım erkek gibi” sözleri verdiriyordu işte bana tüm o kararları. Yani iş hayatımdaki bütün başarım babama ve aileme kendimi ispat içindi. Çünkü ben çocukluğumda duyduklarımı şöyle kaydetmiştim bilinçaltıma: “Hep çok çalışmalı, hep ayakta kalmalı ve erkek gibi olmalıyım.”

Zirveye geldiğimde ise yine başa dönmeli, yine kendimi göstermeli, sıfırdan iş ve düzen kurup, bir kez daha çıkıp “bana bakın, işte başardım” diyebilmeliyim. İşte bunu fark ettiğimde, bunu değiştirmenin yollarını düşündüm ve bu yola yöneldim. Zorundaydım…

 

Az önce beynin potansiyeli ve yaratma gücü dediniz. Beynin yaratma gücü demek sürdürdüğümüz hayatın akışını değiştirmek midir? Beyin nasıl yaratıyor? Buna ilham olabilecek bir hikâyeniz var mı?

Evet, beynin yaratma gücü demek hayatını dönüştürmek, kendi istediğin yaşamı yaratabilmek demek. Hayatınızı ya bilerek değiştirirsiniz – ki benim danışmanlarım ile geldiğimiz nokta budur (yani istedikleri hayatı yaratırlar) – ya da daha önce de bahsettiğim gibi bilinçaltından, farkındalıksız yaratırsınız. Neticede iki durum da sizden çıkar. Bu konuları YouTube kanalımda da anlattım. Kendimden bir örnek vereyim size.

1995 yılında, yani henüz hala kurumsal hayattayken, bir iş toplantısı için 15 günlüğüne Amerika’ya, New York’a gittim. Bu, oraya ilk gidişimdi. Manhattan sokaklarında saatlerce yürüdüğümü hatırlıyorum. Central Park’da gezdikten sonra bir salata alıp Metropolitan Müzesi’nin merdivenlerine oturup müzeye gelen insanları seyretmeye başladım. Harika hissediyordum, özgürlük duygusu içime öyle işlemişti ki… Rüyada gibiydim. O sırada içimden öyle yoğun bir şekilde orada yaşamak istediğim geçiyordu ki; kendi kendime ne dediğimi çok net hatırlıyorum: “Burada oğlum ile yaşasam, buralarda bir mağazam olsa ve hatta bazı günler gelip salatamı bu merdivenlerde yesem ne harika olur. Olur mu acaba?”

Tam tamına söylediklerim buydu. Toplantı sonrası Türkiye’ye döndükten bir süre sonra ise işimde çok başarılı bir yönetici olmama rağmen, garip bir şekilde hayatımdaki tüm gelişmeler sanki beni istifa etmeye zorlamaya başladı. Ve ben, o bahsettiğim günden dört sene sonra, 1999 yılında, işimi bırakıp önce Londra’ya gittim. Ardından Türkiye’ye hiç dönmeden New York’a yerleştim. Az önce bahsetmiştim. Oğlumla iki yıl çok zorlu bir süreç yaşadık, ancak sonrasında orada kendi işimi kurdum. 2002 yılında Madison Avenue 83. Cadde’de mağazamı açtım – ki az önce bahsettiğim müzeye paralel sokaktır – ve her gün salatamı alıp müzenin merdivenlerinde öğle yemeğimi yedim. Bunu fark ettiğim an hayatımın şokuydu. Her gün aynı yerde aynı şekilde öğle yemeği yememse bundan dolayı idi…

İşte o an fark ettiklerim benim bütün hayatımı, hayatımın akışını ve yönünü değiştirdi. Ben artık istediğim hayatı yaratmaya başlamıştım. Bütün bunları birçok insana anlatmalı, boşuna sıkıntı çektiklerini göstermeliydim.

 

İnsanlara dokunmak ve onlardaki değişimi, gelişimi görmek size nasıl hissettiriyor?

Yaptığım işe duyduğum AŞK bana başarıyı getirdi ve hiçbir yerde reklamım olmamasına rağmen, sadece referans ile bugün Serpil Coşan tekniklerinden söz edilir hale geldi. Keşke insanlardaki değişimi gördüğümde hissettiklerimi anlatmanın bir yolu olsa. Dünya üzerinde çok az şey böyle bir mutluluk ve keyif verir insana…

 

Netflix ile bir proje hazırlığında olduğunuzu duyduk. Bununla ilgili biraz detay verebilir misiniz?

Bunun hakkında detay vermek için henüz erken. Ancak çok heyecanlı olduğumu söyleyebilirim.

 

Senaryo aşamasında nelerden ilham alıyorsunuz, nasıl bir hazırlık süreci geçiriyorsunuz?

Aslında ben sadece kitabımı yazıyorum. Yazdıklarım daha sonra senaryo haline gelecek. Şimdiye kadar dizilerde ve filmlerde genelde sorunlar ve kaynakları anlatıldı. Benim bakış açım ise bizi zorlayan o hayattan nasıl çıkılır, kendi hayatımızın efendisi nasıl olunur insanlara biraz bunları gösterebilmek. Ezberlediğimiz tekniklerin yanı sıra, yıllardır anlattığım ve uyguladığım tekniklerin romanlaştırılmış hali diyelim. Ve hepsi gerçek… En büyük ilham kaynağım ise danışanlarımın o müthiş dönüşüm hikâyeleri…