Dört kitaplık “Koku” projesi ile gündemde olan Vedat Ozan ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Koku dünyasına ait birbirinden ilginç bilgiler edindik.

Koku ne zaman ve nasıl kimliğimizin bir parçası haline geldi?
İnanç başladığı andan itibaren koku tarihi başlıyor. Ağaç kabuklarını, kökleri, reçineleri ateşe atıyorlar ve amaçları ortaya çıkan kokuyla beraber tanrılara bir takım mesajlar göndermek. Soyut bir araçla soyut bir varlığa mesaj göndermek onlar için etkin bir yol. Bugün kullandığımız parfüm kelimesi de latince dumanla yükselen anlamında perfumare’den geliyor. Elbette biz kokunun soyut bir şey olmadığını, moleküler bir yapısı olduğunu biliyoruz. Gerek ‘uygar’ dediğimiz toplumlarda, gerek diğer ‘vahşi’ toplumlarda her zaman kokulara yüklenen anlamlar çok farklı. Eğer parfümün kimliğimizin bir parçası haline gelmesinden bahsediyorsak, parfümdeki kokuyu üzerimize uygulayarak sosyal ortama verdiğimiz mesajla izlenimimizin değişeceğine yönelik olan inancımız endüstri devrimi dönemlerinde başladı. Kokuyu ortama taşımakla beraber bize yönelik algının değişeceğine dair inanç ki, dışsal bir değişimin içsel bir değişime dönüşmesi gibi açıklayabileceğimiz bir durum.

Kaynağı şaşırtıcı olan kokular var mı?
Dönemler değiştikçe kokulu malzeme arayış ve kullanışları değişiyor. Hayvansal notalarda işin içine dahil oluyor. Misk, amber, civet ve kunduz dört temel ve kadim hayvansal nota. Civet mesela kedigillerden bir hayvanın paniklediği zaman anüs çevresinde salgıladığı kıvamlı bir sıvıdan elde ediliyor. Çıktığı bölgeye yakın hafif bir dışkısal koku profili var. Formülün içine dahil ettiğimizde ise toplam kokuya ayağı yere basan bir hava verdiğini söylemek mümkün Tabi bunu yaparken hayvanı kahfese tıkıyorlar, paniklesin diye ışığı açıp kapıyorlar, gürültü çıkarıyorlar. Hayvan da strese girince korkudan altına eder gibi oluyor. Dolayısıyla çoketik bir durum olmadığını da söyleyebiliriz haliyle. Bunun dışında misk çok kullanılan bir parfüm molekülüdür. Neredeyse içinde misk olmayan parfüm yok gibidir. Misk de bir cins geyiğin testislerinin hemen üzerindeki keseden elde ediliyor. Bu keseyi elde etmek için de ya hayvanı öldüreceksiniz ya da yarıp o keseyi alacaksınız. Amber de ispermeçet balinasına ait. Sindiremediği yiyecekleri suyun üzerine atması sonucunda oluşan bir malzeme. O atığın karaya vurması süreci 15-20 yıl sürüyor ve çeşitli değişimlere uğrayarak bizim bugün amber dediğimiz kokuya ulaşıyor. Burada da şöyle bir problem var, birincisi üreten hayvan sayısı çok az, Japonlar sağolsunlar ne balina ne yunus bıraktılar denizlerde. İkincisi, tesadüfi olarak elde edilen bir malzeme ama endüstri açısından baktığımızda malzemenin tesadüfi değil standart olması gerekiyor.

Bu kokuların üretimi günümüzde etik bir endişe yaratıyor mu?
Zaten koku endüstrisinde artık büyük çoğunlukla doğal kokular değil, sentetik kokular kullanılıyor. Civet, misk ve amber de diğer kokular gibi yapay olarak laboratuvarda elde edilmiş versiyonuyla kullanılıyor. Kokunun ilk kaynağıyla parfüm yapan şirketler neredeyse yok gibi, çok kısıtlı ve pahalılar. Hiçbir şirketin o riske girmek isteyeceğini sanmıyorum. Sadece etik endişe değil, standardizasyon sorunundan dolayı da uzun zamandır doğal olarak amber vs. kullanılmadığını söyleyebiliriz.

Futurist akımın manifestosunu gazetesi Figaro’da yayınlamasıyla bilinen Coty’nin koku ve parfümlerle ilgilendiğini, La Rose Jacqueminot isimli bir parfüm yarattığını biliyoruz. Onun gibi ikinci bir iş olarak parfüm yapan tarihsel öneme sahip başka bir isim var mı?
Arka planda ilgilenen örneğin Brian Eno var, bir müzisyen ama aynı zamanda parfümör. Fakat ilgilenen bir sürü meşhur insan olsa da parfümörlük birden fazla meslekle birlikte yürütülebilecek bir şey değil. Çok çalışılması gereken bir alan. Hem parfümör olayım hem de sahneye çıkayım çok kolay değil, ikisinden birini ikinci planda bırakmak durumunda kalıyorsunuz.

Koku ve moda ilişkisine gelelim. Mesela Paul Poiret’nin nasıl bir önemi var?
Koku ve moda ilişkisi çok önemli. Parfümlerin yüzde doksanı üzerlerindeki etiketlerde moda markalarıyla satılıyor. Modacıların parfüm yapmakla çok ilgileri yok ama isimleri etrafında oluşmuş çok iyi bir algı var. Markayı şişeye kiraladıklarında da bu algı paraya dönüşüyor. Paul Poiret ile ilk defa bir modacının kendi butiğinde parfüm satışı başlıyor. Hata yapıp kendi ismiyle değil, kızının ismi Rosine ile çıkartıyor. Ondan sonra gelen modacı bu hatayı yapmıyor. Onu takip eden Chanel yani, kendi ismiyle çıkartıyor. Genelde parfüm çıkaran ilk modacı Chanel diye biliniyor ancak değil, Poiret ondan önce. Elbette modacılar bu parfümleri kendileri yapmıyorlar, arka plandaki koku tasarımcısı veuya parfümör denilen isimler ile çalışıyorlar. Nasıl iyi bir restorana gittiğinizde gelen yemeği mutfaktaki ekip ile değil restoranın ismiyle anarsınız, parfümde de böyle oluyor. O şişenin üstünde formülünü yapan kişinin adı olsaydı o kadar para verilmezdi diye düşünüp marka değeri olanları satın almayı tercih tercih ediyoruz.

Son kitabınızı ‘kültürler’ başlığı etrafında toplamanızın bir nedeni var mı?
Koku kitabı dört kitaplık bir proje, ilk kitap koku algısının nasıl olduğu üzerinden yürüdü, ikinci kitap o algıya yönelik ürünler yani parfümler üzerinden temalandırıldı. Üçüncüsü ise tarih içinde kokuya çok daha fazla ilgili olan farklı kültürlerin kokulu hayat örnekleriyle ilgili bir kitap oldu. Biz bugün görsellik üzerinden yaşıyoruz ama görselliğin çok önemli bir şey ifade etmediği kültürler var.

Görsellik demişken rüyalar da hep görsel olan üzerine kurulu. Koku, kokuya dair olan bir imge aracılığıyla rüyalarımızı etkiliyor olabilir mi?
Yine görsellik aracılığıyla temsili olarak yer alabilir. Bir parfüm şişesi görerek rüyadan uyanabiliyoruz ama rüyada bir kokuyu duyumsamak çok zor bir şey. Bütün bunlar beynimizde koku sinyallerinin bilince çok uzak bir yerde işlenmesinden kaynaklanıyor, diğer tüm duyular bir bilişsel süzgeçten geçerek işlenirken koku direkt olarak duygu durum ve bellek işleme merkezimize gidiyor, ki o merkeze de limbik sistem diyoruz.

DERSLERİNİZDE ALDIĞIM NOTLARA GÖRE İLK ALKOLLÜ PARFÜM ÖRNEĞİ MACAR SUYU, İLK MODERN PARFÜM ÖRNEĞİ İSE GUERLAIN’IN JICKY İSİMLİ PARFÜMÜ… MODERN PARFÜME GİDEN YOLCULUKTA BU PARFÜMLERİN ARASINDA NASIL FARKLAR VAR?

Neden Jicky ilk modern parfüm? Çünkü sadece doğal malzemeleri kullanılmıyor, yapay bir takım malzemeler de kullanılıyor içinde. Bu da şu anlama geliyor; artık o parfümü kokladığınızda direkt doğaya ilişkin somut bir referans canlanmıyor kafanızda, dolayısıyla soyut parfümlere geçişin başlangıcı. Ayrıca piramidal dediğimiz üst, kalp, dip notalar ile üçgen yapının ayrtıntılı ve tam olarak kullanıldığı ilk parfüm örneği olmasından dolayı Jicky’ye modern parfümün atası diyoruz. Hala bazı özel Guerlain butiklerinde bulunuyor.