Kilometrelerce uzanan sahilleri ve mevsim yeşil ormanlarıyla Marco Polo’ya göre dünyanın en güzel adası Sri Lanka, benzersiz Budist mağara tapınakları, antik kentleri ve uçsuz bucaksız çay bahçeleri ile sizleri bambaşka bir deneyime davet ediyor.

ftm_2016-3_146-11972 yılına kadar Seylan olarak bilinen Sri Lanka, M.Ö. 3. yüzyıla kadar dayanan zengin bir kültür mirasına sahiptir. Bu zenginlikte, adada yüzyıllar boyunca hüküm süren farklı uygarlıkların etkisinden söz edilebilir. Günümüzde Sri Lanka’yı oluşturan ana adaya ilk yerleşenlerin Avustralya kabileleri olduğu sanılır. Adanın nüfusunun dörtte üçünü oluşturan Sinhaliler’in kökeni ise M.Ö. 5. yüzyıl dolaylarında Hindistan’dan göç ederek bu kabileleri özümleyen Hint-Ari topluluklara dayanır. Adanın öbür halkı Tamiller’in, Dravid kültürünün damgasını taşıyan Hindistan’ın güneyinden göçleri ise daha sonraki uzun bir döneme yayılmıştır.
Sri Lanka’da resmi din olarak Budizm’in benimsenmesi, MÖ 3. yüzyıla doğru gerçekleşir. Budist keşişlerin kurduğu manastır ve tapınakların önemli rol oynadığı bu süreç, MÖ 2. yüzyılda tamamlanır ve bu yeni din, adaya siyasal ve kültürel birliği de getirir. Yüzyıllar boyunca Hindistan’la etkileşim içinde olan Sri Lanka’nın Avrupa’nın ilgisini çekmesi ise 16. yüzyılın başına denk gelir. Adaya ilk çıkan Portekizliler, yaklaşık 100 yıl hüküm sürdükten sonra bayrağı önce Hollandalılar’a, sonra da İngilizler’e devreder. İngilizler “Seylan” adını verdikleri ve Hindistan üzerinden ele geçirdikleri adayı 19. yüzyıl başında krallıklarına bağlı bir sömürge haline getirir. Adanın tam bağımsızlığını kazanması ise 1972 yılında gerçekleşir.

TAPINAKLAR ÜLKESİ
Halkının yüzde 70’inin Budist olduğu Sri Lanka, Budizmin en önemli tapınaklarından bazılarına ev sahipliği yapıyor. Buda’ya ait olduğu düşünülen bir dişin saklandığı Kandi’deki Kutsal Diş Tapınağı, bütün ülkedeki en önemli Budist hac merkezi. 2000 yılı aşan geçmişi ve bir dönem içlerinin altınla kaplanması sonucu Altın Taş adını alan, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde de yer alan Dambulla Mağara Tapınakları ise 5 ayrı mağaraya dağılmış 150 Buda heykeli ile oldukça ilgi çekiyor. Budist tapınakların (dagoba) arasında en fazla rağbet gören ve her dört yılda bir kubbesi beyaza boyanan Ruvanveliseya ve adadaki ilk Budist törenlerinin yapıldığı, Sinhali Budistleri için büyük önemi olan Mihintale önemli duraklardan bazıları…
Buda’nın temsilinin yasak olduğu dönemlerde Budizmin en önemli sembollerinden biri ağaçtı; yaban inciri de aydınlanmayı ve Buda yolunda ilerlemeyi temsil ediyordu. Sri Lanka’da bu aydınlanmanın izlerini, Sri Maha Bodhi’de (Büyük Aydınlanma Tapınağı) sürmek mümkün. Budizmin önemli merkezlerinden biri olan ve Buda’nın aydınlanmaya ulaştığı yaban inciri ağacının bir dalının ekildiği bu tapınak, ağacın etrafına yapılmış ve yüzyıllarca bakılarak korunmuş. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki kentler; 4. yüzyılda adanın kraliyet merkezi olan ve 19. yüzyılda ortaya çıkarılan antik kent Anuradhapura ile adanın en ilginç jeolojik oluşumlarından sayılmasının yanı sıra arkeolojik açıdan da oldukça değerli hazineler barındıran Sigiriya ise Sri Lanka’nın oldukça uzun tarihini gözler önüne seriyor. Kolonyal dönemlerin tüm özelliklerini bugün dahi barındıran ve Seylan’ı Seylan yapan uçsuz bucaksız çay bahçeleri ile ‘Küçük İngiltere’ Nuvara Eliya ve adanın sanayisinin yüzde 80’inin yoğunlaştığı başkent Kolombo da Sri Lanka’ya gidenlerin uğrak noktalarından…