Montreal kenti gerek mimarisi, gerek yaşam tarzı ile tam bir Avrupalı. Birbirini sevmeyen iki dil, İngilizce ve Fransızca burada birlikte kullanılıyor. THY’nin İstanbul’dan direkt uçuşlarıyla artık Montreal’e gitmek daha kolay…

Kanada’nın Fransızca konuşulan ve Quebec eyaletindeki en büyük, ülkeninse ikinci büyük şehri olan Montreal’ın nüfusu 3.1 milyon. Amerika kıtasındaki diğer kentlerin aksine Avrupai bir dokusu var. Dünyanın en gözde sanat ve kültür merkezlerinden biri. Ottowa ve St. Lawrence ırmaklarının kesiştiği yerdeki, bir ada üzerinde kurulmuş, son derece renkli bir kültüre sahip Montreal, gezmekten sıkılmayacağınız. Son derece renkli bir şehir.

Montreal, Amerika kıtasındaki hiçbir kente benzemiyor. Avrupalı bir dokuya sahip. Her yerde iki dil hakimdi. Fransızca’nın ve İngilizce’nin birbirine geçtiği ender yerlerden biri. Montreal, Paris’ten sonra dünyada Fran- sızca konuşulan en büyük şehri. Frankofonların Fransızca konuşma inatları burada yok. İngilizce konuşmaktan hiç gocunmuyorlar.

DİĞER ŞEHİRLERE UZAKLIK

Montreal – Quebec arası 257 kilometre. Montreal – Ottowa arasıysa uzaklık 204 kilometre. Toronto ise 546 kilometre uzaklıkta.

İKLİM

Hava durumuna, havanın aşırı soğuk oluşuna kanıp, en kalın giysilerinizi giymek durumunda kalırsanız yanılırsınız. Çünkü lapa lapa kar yağmasına, nehirlerin ve göllerin don- muşsa bile hava üşütmüyor. Soğuk kış günlerinde kent, yerin altına çekiliyor.

Kışları zaman zaman hava sıcaklığı eksi 45 dereceye kadar iniyor. Kar kalınlığı ise 30 santimetreyi geçiyor. Yazları ise kurak bir yer. Yani tam bir karasal iklim hakim.

montreal3

İNSANLAR

Bu şehirde 80’den fazla etnik gurup yaşıyor. Çok kültürlü olmak konusunda, dünya çapında bir üne sahiptir. Ancak 5000 civarında evsiz ve binlerce sığınmacı ve göçmeniyle şehir, Kanada’nın gelir dağılımına göre, en yoksul, ama sosyal hareketliliği ile en canlı kentidir. Bu kadar çok gülümseyen insanın bir arada bulunduğu, başka bir şehir göremezsiniz. Genç nüfusu çok. Tüm bu sebeplerden dolayı “Hipster Kenti” olarak anılır.

TÜRKLER

Montreal’de yaklaşık 10 bin Türk yaşıyor. Bu da yaklaşık 3 bin aile ediyor. Kentte değişik Türk dernekleri kurulmuş. Her toplumsal kesim, kendi derneğini kurmuş. Montreal Türk Derneği, bunlardan en büyüğü. Şehirde yerleşik Türkler’in çoğunun Denizlili olduğu söyleni- yor. Öyle ki, Kanada, Denizli’den fazla insan gelmeye başlayınca, Türkiye’ye vize uygulamaya başlamış ve bir daha da kaldırmamış.

CAZ

Komedi, havai fişek, bisiklet, tiyatro, bira, kar festivali… Burada, her yıl pek çok festival yapı- lıyor. En ünlüsü Caz Festivali. Haziran -Temmuz aylarında, caz festivali zamanında, şehrin 50 yerinde sahne kuruluyor ve her yerde caz müziği dinleniyor.

EĞİTİM

Montreal, bir üniversite kenti. Buradaki 4 üniversitede, tam 125 bin öğrenci var. Dünyanın dört bir yanından gelen bu öğrenciler, kente dinamizm ve renk katıyorlar. Ünlü McGill Üniversitesi kampüsleri, derslikleri, evleri, kütüphaneleriyle, kentin dört bir yanına yerleşmiş. Üniversite binalarının önleri, bisiklet pazarını andırıyor.

ŞEHRİN KOKUSU

Son olarak her şehrin kendisine has bir kokusu vardır. Montreal kahve ve karamel kokuyor. Juliette et Chocolat adlı, dünyanın en güzel sıcak çikolatasının yapıldığı şehir burası.

ROYAL DAĞI

Bu kentteki gezinize Royal Dağı Parkı’nın eteklerine tırmanarak başlayın. Montreal’in ortasında, yükselen bir tepe. Sönmüş bir volkan olan tepeden, kentin tümünü görmek mümkün. Buraya çıkmak için 3 alternatifiniz var. Patikayı, Peel Sokağı bitiminde başlayan merdivenleri ya da daha kısa bir güzergah için Chemin Remembrance otoparkını takip etmelisiniz. Son olarak, daha güzel bir alternatif sunabilirim, Dominion Square’den, bir at arabası kiralayın. Burası yöre halkı tarafından La Montagne (dağ) olarak bilinir.

montreal2

ŞEHRİN TARİHÇESİ

1535 yılında St. Lawrence ırmağını takip ederek yolculuk yapan Jacques Cartier tarafından keşfedilmiştir. Kral I. François’e saygı gereği Mont Real ismi verilmiştir.

Montrealliler, St. Lawrence ırmağını kentin güneyi olarak düşünürler ve çevresini kullanışlı biçimde bölümlendirmişler.

Boulevard St-Laurent, ırmağa parelel olarak uzanan yolları doğu ve batı olarak ikiye ayırır. Limana doğru inildikçe alçak taş binaları görebilirsiniz. Modern kentin beton, çelik ve cam kuleleri ırmak boyunca uzanan Boulevard Rene Le Vesque çevresinde yoğunlaşır. En uzak noktadaki Jacques Cartier Köprüsü, Montreal Adası’nı, Helen Adası (Ile Ste-Helene) üzerin- deki “Expo 67” sitesine ve güney sahiline bağlar. Victoria Köprüsü St. Lawrance üzerinden güneye uzanır. Royal Dağının güney batısında küçük Wesmount Tepesi’nin eteklerinde Montreal’in eski Anglo-Kanadalı seçkinlerine ait lüks villa ve malikaneler var.

Parkın kuzeyinde ve batısında kentin etnik mahalleleri ve Fransızca konuşulan Outremont ilçesi bulunuyor. Gökyüzünün bulutsuz olduğu günlerde kuzeydoğudaki Laurent Dağları’nı ve Amerika sınırının öbür yanında bulunan Vermont’daki Green Dağları’nı görmek mümkün. Royal Dağı New York’daki, Central Park’ın tasarımcısı Frederick Law Olmsted tarafından düzenlenmiştir. Kentin koşuşturmacasından kaçmak için ideal bir yerdir.

ESKİ MONTREAL ŞEHRİ

Burası Rue St. Antonie ve liman arasında bulunan bir yer. Rue McGill ve Rue Berri tarafından kuşatılmış. 17. yüzyılda Ville Ma- rie isimli yerleşim burada kurulmuş. Ancak bu kentin, 18. yüzyıldan kalma kale duvarlarının tümü yok olmuş. Ancak birçok tarihi ev, restore edilerek, Nouvelle France atmosferi korunmuş. Parke taşı döşeli caddeler, 18. yüzyıldan kalma 2, 3 katlı tuğla evleri ile, belki bir Fransız kentini, belki de bir Londra sokağını veya İskoçya’daki bir kasabayı andırıyor. Daracık sokaklarda, yan yana galeriler sıralanmış. Buralarda, her keseye uygun resim bulmanız mümkün. Galerilerden arta kalan yerlerde ise, antikacılar var.

PLACE JACQUES CARTIER

Yürüyüş yapmak için idealdir ama yürümek istemezseniz “caleche” at arabası kiralayabilirsiniz ve turunuza bununla devam edebilirsiniz. Gezinize başlamadan önce burada bulunan, güzel kaldırım kafelerinden birinde oturabilirsiniz. Bir zamanların parke taş döşeli meyve ve sebze pazarı, çiçek satıcıları ve gezgin sanatçıların en çok rağbet ettiği meydandır. Eski taş binalar, kendilerine özgü, yüksek, derin eğimli çatılarıyla kar ve buz birikmesini önleyecek, sert kışların üstesinden gelebilecek şekilde tasarlanmıştır.

LORD HORATIO NELSON HEYKELİ

Place Jacques Cartier tepesindedir. Montreal şehrinin en eski anıtıdır. İngiliz amiralin Trafalgar’da Fransızları bozguna uğratmasından yalnızca 4 yıl sonra, 1809 tarihinde buraya dikilmiştir.

HOTEL DE VILLA

Burası Belediye binasıdır. Rue Notre Dame karşısındadır. 19. yüzyılda yapılmış, etkileyici Fransız Rönesans tarzında inşa edilmiştir. Fransız General de Gaulle, 1967 yılında bu binanın balkonundan halka hitap ederken, nutku içinde, o ünlü sözünü söylemiştir. ”Vive le Quebec libre.” Bu söz yerel ırkçıları kışkırtmıştır.

CHATEAU RAMEZAY

Rue Notre Dame’da Hotel de Villa’nın çarpraz karşısındadır. 1705 -1724 yılları arasında Fransız Vali Claude de Ramezay bu evde yaşa- mıştır. Burada bir süre de, Benjamin Franklin’in kaldığı söylenir. Şato yıllarca bakımsız kaldıktan sonra restore edilmiş bir müzeye dönüştürülmüştür.

NOTRE DAME DE BONSECOURS KİLİSESİ

İlk kolonicilerden, okul öğretmeni Marguerite Bourgeois için inşa edilen, fakat bir yangında yok olan küçük kilisenin yerine yapılmıştır. Yapım yılı 1772. 19. yüzyılda bu kilise gemi kazalarından kurtulanların şükranlarının bir ifadesi olarak gemi maketleri sundukları, bir “Ge- mici Kilisesi” haline gelmiştir. Bu gemi modelleri günümüzde, hala, tavandan sarkıyor. Hafif kavisli tavandaki Trompe L’oeil (göz yanıltıcı) resim, küçük bir kiliseyi muhteşem bir Gotik katedrale çevirme uğraşısının sonucudur.

Kilisenin kulesine çıkarsanız eski Montreal ve liman manzarasını görebilirsiniz.

NOTRE DAME BASILICA

1829 yılında yapılmış, Neo-Gotik bir yapıdır. New York’lu bir İrlandalı Protestan olan James O’Donell tarafından tasarlanmıştır. Dışı taş olan binanın içi ahşaptır. Vitray pencereler, resimler, heykeller, altın renkli oymalar ile süslenmiştir. O’Donell binadan öylesine etkilenmiştir ki Katolik olmayı bile kabul etmiştir. Eskiden batı kulesinde bulunan çanı 12 kişi çalabiliyormuş. Amerika kıtasının en büyük çanıdır. Günümüzde ise elektrikli bir düzeneği bulunmaktadır.

montreal4

MONTREAL BANKASI

Notre Dame Basilica’sının hemen karşısındadır. 1847 yılında yapılmıştır. Binanın üç tarafı muhte- şem büyük Postane Kulesi de dahil olmak üzere, modern yapılarla çevrilmiştir. Siyah mermer ve pirinç kaplı giriş salonunun anıtsallığıyla, Kanada’nın bu en eski bankacılık kurumu bir katedrale benzemektedir.

SEMINARY ST. SULPICE

1685 yılında yapılmıştır. Kilisenin bitişiğindedir. Montreal’in ayakta kalan en eski büyük yapısı- dır. Iroquoislar arasında, misyonerlik faaliyet- lerini yapmak üzere inşa edilmiştir. Bina Kuzey Amerika’nın en eski saat kulesine sahiptir. Bu kule 1710 yılında inşa edilmiştir.

ŞEHİR MERKEZİ

Montreal kent merkezinin çekirdeğini Boulevard Rene Levesque ve Sherbrooke Street arasında kalan Guy St ve St. Denis Street’in kuşattığı alan oluşturuyor. Burada muhteşem gökdelenler, kültür kompleksleri ve alışveriş merkezleri ile eski kiliseler, müzeler ve 24 saat açık cafeler bulunuyor. Şehir merkezindeki gezinize bir meydandan başlayın.

SQUARE DORCHESTER

Burada atlı arabalar (hippomobiles) var. Ayrıca Henry Moore’nin “Uzanan Çıplak” heykeli ve İskoç şair Robert Burns’un ve Kanada Başbakanlarından Wilfrid Laurier ile John MacDonald’ın heykelleri bulunuyor. Sanatçılar ve çiçek satıcıları mallarını; bu heykellerin çevresinde satıyorlar. Meydanın güney cephesinde yazın hizmet veren bir turizm danışma bürosu var. Ayrıca 1933 yılında inşa edilen, kentin en eski gökdeleni olan Sun Life da burada.

ROYAL BANK KULESİ

Kanada Ulusal Demiryolu Merkez İstasyonu ve İ.M.Pei tarafından tasarlanan ve haç şeklinde birbirini kesen bir kule.

MARIE REINE DU MONDE

Kuzeydoğuya doğru, Boulevard Rene Levesque üzerindedir. Katolik katedralidir. Roma’daki San Pietro Bazilikası’nın, 19. yüzyılda yapılmış bir kopyasıdır. Aslının yarısı kadar olmasına rağmen, heybetli görüntüsü var. Nefi: 109 met- re, transepti 73 metre uzunluğunda ve kubbe tonozu 83 metre yüksekliğindedir.

Kubbenin altında yüksek altarın üstünde San Pietro’dan bir kopya daha var. Bernini’nin ünlü yaldızlı bronz sayvanı. Evet, kilise devasa Queen Elizabeth Hotel ile Sun Life gökdeleninin yanın- da, küçücük kalıyor.

YERALTI KENTİ

Ville Marie’dedir. Dünyanın en büyük yer altı kompleksi olarak kabul edilir. Montreal şeh- rinde, Quebeck kışına bulunan bir çözümdür. Bu muazzam yeraltı kenti, 5, 6 ay süren kar ve buza karşı kendini koruma derdindeki 500 bin yaya dükkanları, sinemaları, gece kulüpleri, lokantaları ve kafeleriyle, tamamen alternatif bir kent olan, yer altı kentinde zaman geçirir. Otel sakinleri burada, kış aylarında, bütün ge- ceyi paltosuz olarak geçirebilirler. İşin en ilginç yanı, Temmuz ayının bunaltıcı günlerinde bile, burası yine popülerliğini kaybetmez. Metro ile birbirine bağlanan yer altı geçitleri kentin bir ucundan diğerine, 30 kilometre kadar uzanır.

Metro ile tüm alışveriş merkezlerine ulaşabilmeniz mümkün. Hatta yerin üstüne hiç çıkmadan, akşama kadar, yeraltında dolaşmak, eğlenmek, karın doyurmak mümkün. Birçok otelin girişi de yeraltında. Yeraltında; tam 1700 mağaza var. Ayrıca yüzlerce ofis, onlarca sine- ma, restoran, tiyatro hatta birkaç da kilise var.

DENIS STREET

1860’lı yıllarda, gri taşlarla yapılan, dik çatılı, 2 katlı evler, caddeye kuzey Avrupa’dan esintiler getiriyor. Yolda yürüyen kalabalıkları, daha çok gençler oluşturuyor. Burası, aynı zamanda Montreal’in kültür merkezlerinden biri. Kent kütüphanesi, en eski tiyatro, sinematek, bu caddede bulunuyor.

CRESCENT STREET

Montagne St. ve Bishop Street’e komşudur. Montreal’in en çok rağ- bet edilen butiklerinin ve bistrolarının bulunduğu caddelerden biridir. Taştan yapılma, Victoria dönemi sıra evler yıkılmaktan kurtulmuş ve yenilenerek, sıra dışı dükkanlara, sanat galerilerine ve barlara dönüş- türülmek üzere, parlak renklere boyanmıştır.

St Viateur üzerindeki Bagel Shop geleneksel el yapımı ürünleriyle Antony Bourdain gibi lezzetseverlerin ilgisini çekiyor.

BOULEVARD ST LAURENT

Tek başına bir mahalledir. Kentin Katolik ve Fransızca konuşan doğu yakası ile, Protestan ve İngilizce konuşan batı yakasını ayıran bir bir yer. Anglolar, bu mahalleye “the Main” derken, Fransız Kanadalılar hoş bir tanımlamada uzla- şırlar: “la Main”. Main her zaman için tarafsız kalmıştır. St.Laurent’in Avrupai bir görüntüsü var. Kahveler, barlar, restoranlar, küçük şık butikler, şarküteriler, hep bu mahallede sıralanmıştır. Burası Portekiz, İtalyan, Yunan, İspanyol, Polonyalı, Yahudi, Arap ve Japonlara özgü lokantaları, bakkalları, kafeleriyle, Birleşmiş Milletler gibi bir yerdir. Ağzının tadına düşkün olanlar yan sokağın aşağısındaki Waldman’ın balık pazarını ziyaret edebilirler.

montreal5

CHINATOWN

Küçük ama kalabalıktır. Rue de la Gauchetiere çevresinde, 6 blokluk bir alana yığılmıştır. Mahalle sakinlerinden bazıları: Kanada Pasifik Demiryolunun yapımında çalışmış cesur işçilerin torunlarıdır.

JEAN TALON MARKET

Place du Marcheu du Nord üzerindedir. Royal Dağının kuzeyine düşen Montreal’in ‘Little İtaly”sını bulabilirsiniz. Kentin, en iyi İtalyan lokantaları buradadır ve pek pahalı sayılmazlar.

ST.JOSEPH KİLİSESİ

Cote des Neiges üzerinde Westmount’un ardındaki kent silüetine egemendir. Her yıl, 2 milyon Katolik hacı, buraya gelir. 13.000 kişinin aynı anda girebildiği, devasa tapınak, Muhterem Andre’nin güçlerini yadeder.

1845 yılında yoksul bir Quebec’li ailenin, 12 çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Andre, Kutsal Haç cemaatinin manastırının kapıcısıydı. Kendisinin inşa ettiği ve bugünkü kilisenin yanında, hala ayakta duran küçük bir ahşap şapelde hastalara şifa dağıtı- yordu. 1937 yılında yapılan cenaze törenine 1 milyondan fazla insan katılmış. Mezarı, kilisenin kriptasındadır.

OLİMPİYAT PARKI

Şehir merkezinin doğusunda Maisonneuve Park’ın karşısındadır. Spor tesisleri 1976 yılında, Olimpiyat Oyunları için inşa edilmiştir. Belediye Başkanı Jean Drapeau, kent merkezindeki yoğun kalkınma ve Expo ‘67 için St. Lawrence Irmağı üzerindeki büyük inşa faaliyetlerinin ardından Olimpiyat Parkı, onun için “Yeni Montreal”in zirvesi olacaktı.

Parkın ortasında Olimpiyat Stadyumu var. Burası 70.000 seyirci kapa- siteli. Günümüzde, burada Montreal Expos beyzbol takımının maçları ve rock’n roll konserleri düzenleniyor.

Parkta, en sevilen tesislerden bir tanesi Velodromme’dur. Burası boks, güreş, basketbol ve kışın da buz pateni yapılan merkezi alanın çevresindedir. Buranın bisiklet ve tekerlekli paten için, kırmızı ahşap- tan bir pisti vardır.

Olimpiyat Parkının yanında Sherbrooke Street’in karşı tarafında Bo- tanical Garden var. Bu güzel, yeşil vaha, dünyanın her yanından gelen ve Quebec’in sert ikliminde, sevgiyle bakılmaları gereken, 26.000 bitki ve ağaç türüne, ev sahipliği yapar. Minyatür bir demiryolu ile, bahçelerin çevresinde dolaşabilirsiniz. Bu parkta İznik çinileri ve gül- lerden oluşan, güzel bir Türk bahçesi de var.

CASINO DE MONTREAL

Restoranlarda ve oyun salonlarındaki oyun masalarında eğlenceye doymazsınız.

MUSEE DES BEAUX ARTS

Montreal’deki müzelerin en önemlilerinden biridir. Sherbrooke Street West’ tedir. Müze, El Greco, Rubens, Hans Memling, Cranach ve Poussin’in eserlerini içeren, bir Avrupa koleksiyonuna sahiptir. Ayrıca: 18. yüzyıl, İngiliz ustalarından Reynolds, Gainsborough, Raeburn, Romney ve Hogarth, modernlerden ise Picasso ve Giacometti de koleksiyona dahil.

Ancak burada, mükemmel “Kanada Galerileri” var. 19. yüzyıl bölü- münde, Antonie Sebastien Plamondon’un etkileyici plastik portreleri ile onun öğrencisi ve rakibi Theophile Hamel’in çalışmaları var.

Paul Kane tarafından yapılmış olan “Mah-Min” ya da “Tüy”, Manito- ba’daki Assiniboine Yerlileri’nin şefini resmeden çalışmalardır. İrlanda doğumlu olan Torontolu kıtayı boydan boya dolaşarak, Kanada yer- lilerinin, yer yer romantize edilmiş olsa da, görsel bir kaydını tutmuştur.

MUSEE D’ART CONTEMPORAIN

Kanadalı ve uluslar arası sanatçıların eserlerinden oluşan, harika bir koleksiyona ev sahipliği yapar.

MUSEE DES ARTS DECORATIFS

Sherbrooke Street ile Boulevard Pie-IX’un köşesindedir. Freskleri ve İtalyan mermeri kaplı, beton sütunlarıyla, şatodan çok bir saraya benzer. Müze: esas olarak, 1940’dan, günümüze kadar olan modern tasarımlara (seramik, cam ve tekstil) ayrılmıştır.

D.M. STEWART MUSEUM

1760 yılından 60 yıl sonra Wellington Dükü’nün yaptırdığı kalenin, restore edilmiş halidir. Yazın burada askeri talimler ve geçit törenleri sahneleyen üniformalı öğrenciler, hem Fransız hem de İngiliz geleneklerine, saygı göste- rirler. Kaledeki “Military and Maritime Museum”da, gemi modelleri, haritalar, denizcilik ekipmanlarını inceleyebilirsiniz. Ayrıca Kanada ordusunun, 17. yüzyıldan II. Dünya Savaşı’na kadar kullandığı silah ve üniformalardan örnekler sergileniyor.

LA RONDE

Burası bir eğlence parkı. Jackues Cartier Köprüsünün ilerisindedir. Hayal edilebilecek her türlü salıncak ve atlı karınca çeşitlemesiyle, modern eğlence olanakları sunar. Çocukları fırıl fırıl dönen Gyrotron’a veya Aquapark su kayağına bindikten sonra bir bahçeye oturup, onları seyredebilirsiniz. Su kayağı parkındaki “Lac des Dauphins”in, diğer tarafında bulunan akvaryumun egzotik balıkları arasında tropik bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

ILE NOTRE DAME

St. Helene Metro istasyonundan başlayan bir köprü ile, bu adaya ula- şılır. Kanal yapımı sırasında çıkarılan toprakla oluşturulmuş, yapay bir adadır. Grand Prix motor yarışları pistinin ortasındaki “Les Floralies” çiçek parkıyla ünlenmiştir. Adanın güney ucundaki Victoria Köprü- sünü geçince, büyük St. Lawrence Denizyolunun kilit noktası olan “St. Lambert Lock”un etkileyici manzarasını görmek için, bir gözlem kulesi var, buraya tırmanabilirsiniz.

HABITAT APARTMAN KOMPLEKSİ

İsrail doğumlu mimar Moshe Safdie tarafından , Expo 67 için tasarlan- mıştır. Victoria köprüsünün kuzeyindeki, Cite du Havre’da bulunuyor. Sakinlerine: nehir ve ada manzarası sunuyor. Bir çocuğun, oyun oynarken dağıttığı bloklara benzeyen kompleks; çeşitli boyut ve kom- pozisyonlarda, 158 ev oluşturmak için, 354 beton kutu kullanılarak inşa edilmiş, ilginç bir tasarımdır. Bu beton bloklar vinçle kaldırılarak, yerlerine yerleştirilmişler.