Agatha Christie’nin eşsiz kişiliği ve zekası Lug Von Siga markasıyla Gül Ağış’ın güçlü kadınlara ithaf ettiği moda serisinin sonuncusu olan İlkbahar/Yaz 2017 koleksiyonuna ilham verdi.

Moda tasarımcısı Gül Ağış, yarattığı Lug Von Siga markasının İlkbahar Yaz 2017 koleksiyonunu Mercedes Benz Fashion Week İstanbul kapsamında Pera Palas Hotel, Jumeirah’da gerçekleştirdi. Bunun çok önemli bir nedeni vardı. Lug Von Siga kreatif direktörü ve kurucusu Gül Ağış, ilkbahar Yaz 2017 Koleksiyonu için Agatha Christie’yi bir kez daha İstanbul’a getirmişti… Ağış, Pera Palas Hotel, Jumeirah’ın etkileyici atmosferinde “Agatha İstanbul’da” koleksiyonunu kalabalık bir izleyici grubuna sergiledi. Koleksiyon modaseverlerden tam not aldı diyebiliriz.

1926 yılında esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolduktan sonra kendisinden on bir gün haber almamayan ve Pera Palas’ın 411 numaralı odasında seneler sonra anahtarı bulunan gizemli Agatha Christie’den ilham alan markanın bu benzersiz koleksiyonu ile kadınının eşsizliği ve cesur karakteri vurgulandı. “Konstantinople” adının yerini İstanbul’a bıraktığı 1930’lu yılların modasını anımsatan sofistike baskılar, detaylı nakışlar, doğal kumaşlara dikilmiş, akan derin V yaka siluetler koleksiyonda öne çıkanlar arasındaydı. Modern siluetler ve ince süslemeler ile birlikte her parça kendi gizemini ve markanın zengin kültürel geçmişini yansıttı.

Bu koleksiyon, Gül Ağış’ın güçlü kadınlara ithaf ettiği ikinci koleksiyonu oldu. Serinin bir önceki bölümü olan Sonbahar Kış 2016 Koleksiyonu, güçlü ve cesur Frida Kahlo’nun İstanbul’da yaşadığı romantizmi, kültürlü ve modern hayatını konu alıyordu.

Gül Ağış, el işçiliğini günümüzde halen başarıyla kullanan ve bu kullanımı olağanüstü ve vizyoner karakterler yoluyla tasarımlarına yansıtan bir tasarımcı. Tasarımcı, bu özelliğiyle de öne çıkıyor.

GÜL AĞIŞ’A SORDUK…

Modayla ne zaman ilgilenmeye başladınız?

Çocukluğumdan beri modayla ilgiliyim… Hatta dört yaşımdan beri diyebilirim. Bir etek dikmişim. Babam ne zaman giyeceğimi sorduğunda, ‘daha değil’ diye cevap vermişim. Kumaşın ortasına bir çizgi çekmişim. Teknik olarak biz öyle yaparız. Eteğin sağını solunu simetrik hale getirmek için kumaşın orta yerine bir çizgi çekeriz. Ama ben bunu o yaşta nasıl düşünüp de yaptım, bilmiyorum. Moda eğitimimi ise Milano’da Istituto Marangoni’de aldım. Moda Tasarımı okudum. Sonra Politecnico di Design’da Avrupa Birliği’nden Moda Tasarımı master bursu kazandım. Milano’da toplam 7 yıl kaldım.

İtalya’da moda tasarımı okuduktan sonra tasarımcı olarak nerelerde çalıştınız?

İtalya’da Armani’de staj yaptıktan sonra c’n’c Costume National’de uzun yıllar çalıştım. Tarzına kendimi en yakın bulduğum ve çalışmak istediğim bir markaydı, gerçekten de öyle oldu. Patronum Ennio Capasa, benim için hiç zorlanmadan kolaylıkla entegre olduğum ve keyifle çalıştığım bir dosttu, patrondan çok. Onun sayesinde kazandığım seçicilik ve prova bilgisini hiç birşeye değişmem. İstanbul’a döndükten sonra da 4 yıl yurt dışına Mango, Zara, H&M gibi markalara tasarım yapan Türkiye’nin en büyük ihracat firmalarından birinin tasarım departmanının başındaydım.

Tasarımcı olarak tarzınız nasıl? Kimlere hitap ediyorsunuz?

Yaratıcı fikirleri yalın silüetlerle birleştirmekten zevk alıyorum. Tarzıma avant garde, eklektik gibi etiketler koymayı kendi adıma çok doğru bulmuyorum. Müşterilerim kaliteden ödün vermeden farklı olmayı seven güçlü, dinamik kadınlar.

Markanın yaratılış hikayesini de dinleyebilir miyiz? LUG VON SIĞA nasıl doğdu?

Markamı 2010 yılında kurdum. “LUG” ve “SIĞA” adımın ve soyadlımın tersten okunuşu aradaki von’u ise fonetik olması için eklemiştim. Tamamen bir anda verdiğim doğru kararlardan biriydi. Markamda doğrudan adımı kullanmayı istemedim. Böylelikle markanın adı da kendisini yansıtan bir ad oldu.

Tasarımcı olarak nelerden beslenirsiniz?

Herşeyden. Ama fotoğraf çekmek ve seyahat etmek beni ayrı besliyor. Her yıl iş seyahatlerinin yanı sıra mutlaka farklı bir ülkeyi görmeye gider ve oranın halkı gibi yaşamaya ve fotoğraf çekmeye çalışırım.

Türkiye’den çıkan bir moda tasarımcısı olarak yurt dışına açılmak zor mu?

Bence yurtdışına açılmak kadar, bunu devam ettirmek de zor. Tasarımcı markası olarak tek başınıza olduğunuz zaman işin dinamikleri de farklı oluyor. Bu yüzden umut ediyorum ki devlet teşvikleriyle daha fazla Türk tasarımcısı uluslararası arenada adını duyurabilecek.

Türkiye’den ve yurt dışından en beğendiğiniz tasarımcılar kimler?

Türkiye’den Hakan Yıldırım, yurt dışından Christopher Kane, Proenza Schouler’ı sayabilirim.

Sporla ve sağlıklı yaşamla aranız nasıl?

Çok iyi. Haftada en az 3, 4 kez spor yapıyorum. Yürümeyi çok severim. Hafta içi sahilde, hafta sonlan da Belgrad Ormanı’nda yürüyüş yaparım. Ayrıca pilatese gidiyorum. Spor, hayatımda çok önemli bir yer tutuyor.

Favori bir kumaş ya da parçanız var mı?

Kumaştan ziyade dokularla oynamayı ve yeni dokular yaratmayı seviyorum. Doku, desen, grafik benim tasarımda güçlü olduğum yanlarım. Farklı dokuları birleştirmeyi ve olanı farklılaştırarak kullanmayı seviyorum, bundan keyif alıyorum. Bunun üzerine gitmeye devam edeceğim.

Bize biraz da gelecek planlarınızdan bahsedebilir misiniz?

En büyük hedefim, Lug Von Siga markasının uluslararası satış noktasının sayısını arttırmak. Markamı uluslararası standartta bir dünya markası yapmak istiyorum. Ben aslında Haute Couture çalışmayı tercih etmeyerek, bir pret a porter markası yaratmaya karar vererek Türkiye’de zor olanı seçmiş oldum. Yurt dışındaki fuarlara katılmak için önceden yatırım yapmak zorundasınız. Yani işin ön finansmanı çok zorlayıcı. Ama bu konuda başarılı olacağıma inanıyorum. Günün sonunda başaracağım çünkü yaptıklarım beğeniliyor ve satıyor. Tasarımlarım özgün bulunuyor, kaliteli ve çok da pahalı değil.


GÜL AĞIŞ KİMDİR?

Gül Ağış, önce Milano Istituto Marangoni’de, sonra Avrupa Birliği bursuyla Politecnico Di Design’da aldığı moda eğitimlerinin ardından uzun yıllar Costume National’de tasarımcı olarak çalıştı. Türkiye’ye dönüşünün ardından 2010 yılında kendi markası Lug Von Siga’yı kuran Gül Ağış, koleksiyonlarını düzenli olarak Londra Moda Haftası kapsamında gerçekleştirdiği defilelerle sergileyerek uluslararası basının ve sektör profesyonellerinin büyük beğenisini topladı. Ağış, Mercedes-Benz Fashion Days Zürich’in özel davetlisi olarak etkinliğin açılışını, İlkbahar/Yaz 2013 koleksiyonu ile yaptı. Sonraki sezon Madrid Moda Haftası’nın kapanış defilesini yaptı.

MODADAN BAŞKA NELERLE İLGİLENİRSİNİZ? BAŞKA ALANLARDA TASARIMLA İLGİLENİYOR MUSUNUZ?

Spiritüellikle 20 yıla yakın bir zamandır uğraşıyorum. Bana huzur ve güç veriyor. Meditasyon yaparım. Onun dışında ürün tasarımını seviyorum. Mesela Sakıp Sabancı Müzesi’nin Monet Sergisi için çanta ve i-pad kılıfı tasarlamıştım.

HANGİ SIKLIKTA VE NERELERE SEYAHAT EDERSİNİZ?

Etnik kültürleri keşfetmeyi çok seviyorum. Sri Lanka, Hindistan, Japonya gibi farklı yerlere seyahat etmeyi, onların kültürlerini incelemeyi, onlarla sohbet etmeyi, onları izlemeyi severim. Bu beni besliyor, açıyor, mutlu ediyor.