Paco Rabanne’ın yepyeni kokusu Olympea Blossom’un yüzü olan Luma Grothe bize parfüm ile ilişkisini, modellik ve oyunculuk deneyimlerini anlatıyor. Tam bir feminist olan bu genç kadın gelecek vaadediyor!

Kendini üç kelimeyle tanıtmanı istesek?

Kendimi tanıtmak için seçeceğim üç kelime dürüst, yaratıcı ve nazik olurdu.

Küçük bir kızken büyümüş halini nasıl hayal ederdin?

Küçük bir kızken aynı anda hem bilim insanı hem balerin hem de rock yıldızı olmayı hayal ederdim! NASA’da çalışmak ya da Havvaii’de yaşamak istiyordum. Şimdiki gibi Paris’te yaşayacağımı, feminizmle ilgili muhteşem projelere imza atacağımı, modellik yapacağımı ve oyunculuk okuluna gideceğimi hiç düşünmezdim. Bunları planlamamış olsam da, hayatın getirdikleriyle ve beni dönüştürdüğü kadınla gurur duyuyorum.

Her şeyin değiştiğini anladığın o anı hatırlıyor musun?

Belli bir an oldu mu emin değilim… Küçükken imkansız olanı hayal edersiniz, her şeyi yapmak istersiniz! Büyürken hayat da beni bu yolda yürüttü; kendini akışa bırakan, içgüdülerimi ve iç sesimi dinleyen biri oldum hep.

Modelliğe ilk başladığında sana hangi ipucunun verilmesini isterdin?

Genç bir model olarak bana model olmanın güzel bir yüze sahip olmaktan ibaret olmadığının söylenmesini isterdim. Bir sesimiz var ve onu kullanmamız gerekiyor, başkalarına ilham olmak için sesimizi çıkarmamız gerekiyor, mesele nasıl göründüğünle ilgili değil. Ayrıca birinin bana öncelikle düşüncelerimizin gücünü ve düşüncelerimizle isteklerimizi nasıl beyan ettiğimizi anlatmasını isterdim.

Kendini beş yıl sonra nerede görüyorsun?

Önümüzdeki beş yıl süresince sevdiğim şeyleri yapmaya devam edeceğim, bunlar zaten şimdi de yapmakta olduğum şeyler ve beni çok mutlu ediyor! Son derece dengeli bir hayat yaşıyorum, kendimle ve çevremdekilerle artık çok yakın bağlantıdayım, sanat yaratıyorum… Gelecek beş yıl için bir hayalim var ama. O da bir dizi feminist kısa film yapmak. Senaryo yazımına, oyunculuğa ve yönetmenliğe başladım ve kısa film yazmayı çok seviyorum, insanlara eşitlik konusunda ilham vermeyi arzu ediyorum.

Oyunculuk okuluna başladın, burada kendin hakkında ne öğrendin?

Oyunculuk bana her anı gerçekten farkında olarak yaşamayı ve anda kalmayı öğretiyor. Başkalarını nasıl dinlemem gerektiğini de öğreniyorum. Çünkü aslında yaşam içerisinde çoğu kez karşımızdakini çok da iyi dinlemiyoruz, sadece ne cevap vereceğimize odaklanıyoruz. Oyunculuk sizin o anda kalmanızı ve çevreniz için daha iyi bir insana dönüşmenizi sağlıyor. Oyunculuk bana kendim hakkında çok şey öğretti, varlığından haberdar olmadığım yönlerimle tanıştım…

Oyunculuk sayesinde hangi yönünü keşfettin?

Sandığımdan çok daha hassas olduğumu anladım. Hep özgür, eğlenceli ve duygusal anlamda hızlı toparlanan biri olduğumu düşünmüşümdür… insanların kalbimi kırmasını önemsememişimdir! Halbuki bu hiç de böyle değilmiş. Çok, çok hassas olduğumun farkına vardım… Bu anlamda oldukça insanım.

Günün kötü geçiyorsa ne yaparsın?

Günüm kötü geçiyorsa bir mum yakarım ve banyo yaparım çünkü su, özellikle de sus sesi düşünmeme yardımcı olur. Derin bir nefes alırım ve onunla bağlantıya geçerim… Bunu çoğu kimse anlamıyor ama içimdeki tanrıçayla bağlantı kuruyorum, içinizdeki tanrıça daima her şeyi bilir ve içinizden gelen yanıtları dinlerseniz her şey düzelir. Bu tanrıça herkeste var!

Paco Rabanne ile birlikteliğiniz Olympea’nın 2015’teki lansmanıyla başladı. Bu yolculuğu bize anlatır mısın?

Aslında 2014’te başladı! Ara ara bu yolculuğu düşündüğümde duygulanırım çünkü çok küçüktüm ve çok utangaçtım. Paco Rabanne’ın kadın olma yolumdaki payı muazzamdır. Olympea’yı cisimleştirirken içimdeki tanrıçayı buldum ve bugün olduğum güçlü kadına dönüştüm: Özgüvenliyim, kendimi daha iyi tanıyorum ve ne istediğimi daha iyi biliyorum… Bu, olduğum kadına ulaşmak için yapılması gerekenleri dikte eden inanılmaz bir yolculuktu.

Olympea Blossom kadınını nasıl tanımlarsın?

Olympea Blossom kadınının güzelliği içinden gelir. Kendinden son derece emindir, kendiyle barışıktır ve kendi bedeni içinde rahattır. O etrafınızda olmasını istediğiniz türde bir kadındır… Çünkü enerjisi bulaşıcıdır!

Çiçek açtığın anı hatırlıyor musun?

Sanırım böyle çok anım var ama ilki baba evimden ayrılıp dünyayı keşfetmeye karar verdiğim andı bence. 15 yaşındaydım ve imzalamaları için ailemin önüne bir azat belgesi koydum çünkü model olmak ve dünyayı dolaşmak istiyordum. Benim için cesaretin ve gücün tavan yaptığı bir noktaydı ve kesinlikle bir çiçek açma anıydı.

Sana en çok ilham veren ve çiçek açmana yardımcı olan kadınlar kimler?

Hayatımda bana en çok ilham veren kadınlar kız kardeşlerim ve annemdir. Bana hayatlarında daima yer açtılar ve büyümem için gerekli olan sevgiyi benden hiç esirgemediler. Ailem dışında Jane Fonda’dan çok etkilenmişimdir. Evet, ona hayranım! Çalışmaları, aktivist olması ve sanatı bana gerçekten ilham veriyor, o bir rol model.

Başka kadınlarla bağ kurmak hayatının büyük bir parçası mı?

Evet, hem de çok büyük. Kadınların arasındaki bu bağı seviyorum, adeta kız kardeşlik gibi. Kadınların hikayelerini dinlemek ve birbirimizi nasıl güçlendirebileceğimiz ile ilgili fikirleri tartışmak çok hoşuma gidiyor. Bence kadınlar birlikte çok daha güçlü, bir kadın tek başına birçok şeyi değiştirebilir ama bir de yüzlerce kadını bir arada düşünün. Birlikte ve birbirimize bağlı olursak kimse bizi durduramaz.

Feminist aktivistliğinden sıkça bahsediyorsun ve kadınların güçlenmesiyle ilgili mesajını dünya çapındaki kadınlara iletmek için etki gücünden faydalanıyorsun. Bunun senin için öneminden bahseder misin?

Feminizm aktivistliği benim bu hayattaki misyonum! Bu kişisel bir durum ama sanırım hikayeyi anlatsam daha iyi olacak: Ben aşırı ataerkil bir ailede büyüdüm. Kadınlarının çok zeki, daima okuyan, daima çalışan, daima araştıran insanlar olmalarına karşın son sözü daima erkeklerin söylediği… Sesimizin bu denli çıkamayışı- nın neticelerini hayatımızın ilerleyen safhalarında gördük. Bence dünya kadınlara karşı daha, biraz daha adil ve eşit davranmalı. Biz çok güçlü ve çok dirençliyiz. Toplumda eşitlik ne ölçüde sağlanırsa hükümetlerde veya iş dünyasının üst kademelerinde o kadar çok kadın görürüz.

Model olarak çalışmanın feminizm aktivistliğine etkisi oldu mu?

Kesinlikle oldu. Sette kadınlar arasında bu rekabet ortamının hiç oluşmaması için gerçekten çok sıkı çalışıyorum. Konuyu daima gündemde tutuyorum ve birbirimizi güçlendirmemizi sağlıyorum.

Bence toplumda erkeklere kıyasla zaten oldukça geç kalmış durumdayız. Örneğin yüksek mevkilerin çoğunlukla erkekler tarafından doldurulduğunu biliyoruz, demek ki birbirimizle rekabet etmeye vaktimiz yok. Bizim gerçekten birlikte olmaya ihtiyacımız var. Bu benim birkaç yıl önce farkına vardığım ve değiştirme çalışmalarına başladığım bir şey.

Yeni Olympea Blossom çiçeksi bir chypre. Olympea serisinde bir ilk. Türk gülünden izler taşıyor ve baharatlı notaları var. Bu yeni kokuyla ilgili ne düşünüyorsun? Yeni kokuya bayıldım, gerçekten harika. Baharatlı notalar ciltte sanki güneşlenmiş gibi sıcacık bir etki yaratıyor. Bu hissi ve parfümü seviyorum. Epey de kullanıyorum.

Madem parfümü çok seviyorsun, bize onunla ilişkinden bahseder misin? Nerede, ne zaman ve ne şekilde kullanırsın?

Ben hep parfüm sürerim! Yatarken bile sürerim! Yatağa yatmadan önce göğsüme sıkarım ve kendimi mutlu hissederim. Güzel kokmak güzel rüyalar gördürür! (gülüşmeler), insanlar sizi kokunuzla hatırlar, benim kokulara bağlı çok anım vardır, onun için bu kadar çok kullanıyorum.