Niş parfüm evi Memo Paris’in kurucuları John ve Clara Molloy, yeni markaları Floraiku’nun mis kokulu heyecanı içindeler. Tam da bu yüzden, Japon kültürünün lüks kavramını yeniden tanımlayan ve içeriğinin yarısı doğal içeriklerden oluşan markanın yaratıcısı Clara ile kokuların muhteşem dansı eşliğinde bir söyleşi gerçekleştirdik.

Parfüme olan ilginiz nereden geliyor?

Parfüme olan ilgim annemden geliyor. Bence herkes için bu geçerli. Koklamak anılara yönelik bir duyu. Sizi bir anda başka bir zamana ve mekana taşıyor, ilk kokladığım şey annemin parfümüydü. Benim için karşılıksız sevgi, güven ve barış anlamına geliyordu. O kokuyu hiç unutmadım.

Parfüm sektörüne nasıl girdiniz?

Parfüm sektörü bana geldi aslında… Koku denetleyicileri hakkında bir kitap yazdım. 22 parfümörün yaratıcı sürecini deneyimledim. Dünyadaki en iyi ‘burun’larla bir araya gelmek sanki yüksek lisans yapmak gibiydi. Bu sayede parfüm hakkında neleri sevdiğimi, nelerin ilgi çektiğini ve bunun nasıl aktarılabileceğini deneyimlemiş oldum. Ve kendimi bir anda bu sektörde buldum.

Kokularla olan ilk karşılaşmanız nasıl gerçekleşti?

Yağmurdan sonra Paris taşlarının kokusu… Yerel ama bir o kadar da doğaldı. Sanki taşların nefesi gibiydi.

İlk kullandığınız parfümü hatırlıyor musunuz?

Cuy Laroche’ın Fidji parfümünü kullandım. Kesinlikle beş yaşındaki bir kıza göre bir parfüm değildi tabii ki ama adayla olan bağı ve parfümün adı benim hayal etmemi sağladı.

Floraiku’yu sizin kelimelerinizle dinleyebilir miyiz?

Floraiku’da üç ayrı seremoniye ayrılmış dokuz adet parfümümüz var. Bunlar, çay seremonisi, çiçek seremonisi ve tütsü seremonisi olacak şekilde ayrılıyor. Markayı oluştururken Japonya’dan ve onların geleneklerinden ilham aldık. Kokularıyla bize ilham verdi ve parfüme yeni bir yaklaşım kazandırdı. Tüm bu seremoniler bizim hikayemizi anlatmamız için yol gösterdi. Flerkes çayları, çiçekleri ve tütsüleri sever ama bizim kullandıklarımız gerçekten çok özel, içeriklerimizin yüzde 50’sinden fazlasını doğadan ediniyoruz. Seremonilere ek olarak iki adet ‘Gölge’ diye adlandırdığımız yan kokumuz var koleksiyonda. Eğer, ‘Koyu Gölge’yi Floraiku parfümünüzün yanına sıkarsanız koku daha da kuvvetli oluyor. ‘Açık Gölge’yi kullanmak isterseniz de koku daha hafif oluyor.

Markanın ismi aklınıza nereden geldi?

Bu isim İngilizce çiçek anlamına gelen ‘Flovver’ ve ‘Haiku’dan geliyor. Haiku, yalnızca üç mısradan oluşan geleneksel bir Japon şiiridir. Bu ismi, hem markanın temelini çok iyi anlattığı için hem de gizemli bir hava kattığı için tercih ettik.

Pek çok niş parfüm markası var, Floraiku bunlardan nasıl ayrılıyor?

Floraiku’nun Asya seramonisiyle sağlam bağları var. Şişeler diğer markaların hiçbirinde bulunmayan bir tasarımla yaratıldı. Parfümlerin ayırt edici bir diğer özelliği de içeriğinin yüzde 50’den fazlasının doğadan oluşması. Şişelerin kapak kısmı aynı zamanda seyahat boyları için özel tasarlandı ve bir kap görevi taşıyor. Bu, endüstri için yeni bir tasarım. Mağazalarda Floraiku’yu seramonilerle ve roykan ritüeli ile deneyimlemek, marka temsilcisinin size çay ve sıcak havlu eşliğinde kokuları sunması eşsiz bir şey. Aslında diğer hiçbir markayla ortak bir yanı yok diyebilirim.

Parfümlerin isimleri çok ilgimi çekici, nasıl buldunuz bu isimleri?

Teşekkür ederim! Ben şiiri çok seviyorum, sözcükler benim için çok önemli. Parfümünüz hakkında hayal kurabilmelisiniz, arkasındaki hikayeye aşık olmalısınız, isim koklamaktan önce geliyor, isimlere karar verirken bunu önemsedik.

Parfümler Alienor ve Sophie adındaki iki parfümör tarafından yaratılıyor. Bu kişileri nasıl ve neden seçtiniz?

Alienor Massenet ve Sophe Labbe’yi uzun yıllardır tanıyorum, inanılmaz yetenekliler. Doğal içerikler kullanılacak yeni bir markanın parçası olmak konusunda çok heyecanlandılar; çaylardan, çiçeklerder ve tütsülerden esinlendiler.

Markanın CEO’su olarak kokuları yaratırken nelerden etkileniyorsunuz?

Bol bol eşime bakıyorum ve çok fazla çikolata yiyorum.

Koleksiyonda en sevdiğiniz koku hangisi?

Sıradaki kokumuz.

Eşiniz John ile birlikte çalışıyorsunuz, bu zor oluyor mu?

Tartışıyoruz, tartışıyoruz ve tartışıyoruz. Sonra çokça gülüyoruz ama devamını anlatamam.

Geleceğe dair planlarınız neler?

Ormanda yürüyüşe gitmek, oğlumu rugby maçına götürmek, yeni şiir kitabımı bitirmek…

Bir parfümü başarılı yapan nedir?

Bu soruyu kendime her gün soruyorum! Ama her şey önceden cevap tahmin edilebilir olsaydı o kadar da eğlenceli olmazdı sanırım, ne dersiniz? Biz kendimize sürekli meydan okuyoruz ve biraz mükemmelliyetçiyiz. Nerede yanlış yaptığımızı bulup, düzeltmeye çabalıyoruz ve gerçekten çok çalışıyoruz. Başarı hiçbir zaman mucizevi bir şekilde gerçekleşmez.

Sizce parfüm tercihlerimiz kendi içselliğimizle alakalı mı?

Bir parfüm sizin hayatınızı değiştirebilir. Sizi yansıtabilir, güçlendirebilir, hayata farklı bir perspektiften bakmanızı sağlayabilir. Bu görülmez bir şey… Çok az insan iyi bir parfümün ne kadar güçlü olabileceğini biliyor; bu sihir gibidir.

En iyi parfüm seçme yöntemini paylaşabilir misiniz?

Teniniz asla yalan söylemez. Parfümünüzü seçerken acele etmeyin, zamanınızı değerlendirin. Teninizde deneyin ve biraz bekleyin, size nasıl hissettirdiğini deneyimleyim Parfüm sıkılana kadar varloluşunu tamamlayamaz. Doğal içeriklerle de kimyası çok daha önemli bir boyuta gelir.