Bekar bir anne tarafından Güney Afrika’da zor şartlarda büyütülen Oscarlı oyuncu Charlize Theron, Dior Beauty ’nin marka yüzü olsa da ihtiyaç sahibi kadın ve çocuklar için kurduğu vakıf aracılığıyla onların hayatına dokunmaya devam ediyor. Son olarak Dior J ’Adore L’Or parfümünün reklam kampanyasında karşımıza çıkan Charlize Theron ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Doğup büyüdüğünüz Güney Afrika merkezli kadın ve kız çocuklarına yardım eden bir vakfınız (Charlize Theron African Out Post) var. Sizce hayır işlerine yönelmenizin nedeni anne olmanız ve çocuklarınız için daha iyi bir dünya istemeniz mi?

Kesinlikle rolü var… Çocuklarıma yaşayabilecekleri en iyi hayatı vermek istiyorum. Ama değişimin acilen gerekli olduğunu da biliyorum. Şimdi ve şu anda bazı durumlar ve krizler yaşanıyor ve bunlar sadece benim çocuklarımı etkilemiyor. En önemlisi de onlara daima birbirimize göz kulak olmamız gerektiğini çünkü insan olmanın bunu gerektirdiğini aşılıyorum.

Size ne ilham veriyor?

Yaptıklarından ve kim olduklarından pişman olmayan insanlar.

Nasıl oyuncu oldunuz?

Aslında balerin olmak istiyordum ama sakatlanınca oyunculuğun da çok sevdiğim baleyle paralellikleri olduğunu keşfettim. Annem de denemem için beni teşvik etti.

Sizi en çok ne mutlu ediyor?

Çocuklarım ve ailem.

Rahatlama sırrınız var mı? Ya da hobileriniz?

Bazen resim boyama yapıyorum. Harika bir terapi olduğunu söyleyebilirim!

Sizi en çok ne gururlandırıyor?

İki çocuğum.

Çok büyük başarılara imza attınız, birçok filmde başrol oynadınız, Oscar sahibisiniz. Ve başka ödüller de aldınız… Başarmak istediğiniz ya da hayalini kurduğunuz başka şeyler var mı?

Hayalini kurduğum ve denemek istediğim şeyler bitmiyor ki… Mutlaka uymam gereken bir yapılacaklar listem yok ama kendimi kapımı çalan tüm olasılıklara açık tutmaya çalışıyorum!

En unutamadığınız Dior Beauty anınız hangisi?

Dior ile yıllardır birçok harika deneyim kazandım ama en güzel anılarımdan biri birkaç yıl önce kaybettiğimiz ünlü fotoğrafçı Peter Lindbergh ile çalışmak diyebilirim. Tam bir centilmendi, işinin ehliydi. Dior kampanyasının çekimlerinde çok eğlenmiştik. Setteki kahkahalarımızı, o yaratıcı sinerjiyi halen gülümseyerek hatırlarım. Bu işbirliği sayesinde birlikte geçirdiğimiz zamanlar için minnettarım. Bir diğer güzel anım ise Dior’un CTAOP (Charlize Theron African Out Post) vakfımla ‘Chin Up’ kampanyası için yaptığı işbirliği… Dior’un bir araya getirdiği o muhteşem kadınların hikayelerini dinlemek ve dünyanın dört bir yanında, hayatın ekran yüzü olmaktan çok farklı yollarında ilerleyen kadınların sesini duymak son derece ilham vericiydi.

Dior markası en çok hangi konuda ilham veriyor ve bu sizin parfüm aşkınıza, sağlığınıza ve güzelliğinize nasıl yansıyor?

Dior, kadınları güçlendirmenin yanı sıra ürünleri ve sosyal girişimleriyle onlara kendilerini her gün güzel ve özgüvenli hissettirmeye de kendini adamış bir marka ve bu bana ilham veriyor. Görünüşüm, kokum ve hissettiklerimle barışık olmayı ve Dior’un bunu her seferinde başarmamı sağlayan bir silah arkadaşı gibi yanımda olduğunu bilmeyi seviyorum.

Markayla ortak değerlerinizden birkaçını sayar mısınız?

Dior kendini daima kadınları güçlendirmeye ve onlara özgüveni ve kendilerini oldukları gibi sevmeyi aşılamaya adadı. Bunlar yalnızca kendimi değil, hayatımdaki tüm kadınları güçlendirmek için her gün beraberimde taşımaya çalıştığım değerler.

En sevdiğiniz Dior beauty ürünleri arasında neler var?

Elbette J’adore parfümümü seviyorum. Prestige la Crème Haute Réparation’ı da cilt bakımı rutinime ekledim ve cildime verdiği hisse bayılıyorum. Dışarı çıkacağım zaman yanımdan ayırmadığım ürün ise Rouge Dior Forever rujum. Kırmızı dudaklarımı seviyorum!

Çiçekler Dior parfümlerinin kalbidir. Sizin çiçeklerle aranız nasıl?

Çiçekleri hep çok sevmişimdir, evime gelen herkes bunu gayet iyi bilir! Taze çiçekleri hiç eksik etmem, canlı ve rengarenk bir bahçem de var üstelik. Beni çok mutlu ediyor, özel günlerde arkadaşlarıma ve aileme çiçek hediye etmeyi seviyorum.

Dior elçisi olarak üstlendiğiniz rolün kişisel gelişiminize ve dünyaca ünlü bir oyuncu olarak işinize etkisi oldu mu?

Dior ile çalışmak kesinlikle ufkumu genişletti ve bana hiç beklenmedik kapılar açtı. Bu birliktelik sayesinde harika şeyler deneyimledim. Yol boyunca tanıştığım insanlar yalnızca özel hayatımı zenginleştirmekle kalmadı, onlarla aynı zamanda 15 yılı aşan derin profesyonel ve yaratıcı ilişkiler de kurdum. En iyi yönetmenler, fotoğraf sanatçıları ve tasarımcılarla çalışma fırsatım oldu. Bu insanların ve bana öğrettiklerinin oyunculuğuma köklü etkileri var.

Parfümün günlük hayatınızdaki yeri nedir ve parfümü belli bir kullanım şekliniz var mı?

Neredeyse her gün parfüm sürerim… Önce bileklerime, sonra da boynuma!

Parfümle nasıl bir ilişkiniz var? Bu ilişki olduğu noktaya nasıl geldi, ne gibi aşamalardan geçti?

Bir mekana güzel koktuğunu bilerek girmek özgüveninizi bir hayli arttırır. Birinin kokunuza iltifat etmesi daima hoşa giden bir şeydir. Yıllar içerisinde koklamanın hafızaya en doğrudan bağlı duyu olduğunu anladım. Bence ilk izlenim için son derece önemli.

Hatırladığınız en eski koku hangisi?

Hatırladığım en eski koku annemin kokusu… Burnumdan hiç gitmedi, çocukken hep onun gibi güzel kokmak isterdim!