Peru’nun doğal güzellikleri, zengin tarihi ve kültürü, dünyanın her ülkesinden ve çok çeşitli ilgi alanlarına sahip ziyaretçilerin ilgisini çeker. Peru, iklim ve doğa olarak çok sayıda seçeneğe sahiptir. Dağlar ve karlı zirveler, çöller, plajlar, yağmur ormanları ve sonsuz bir doğal yaşam çeşitliliğine sahiptir. Bu doğal zenginliğin korunması gerektiğinin bilincinde olan ülke yönetimi, ülkenin yüzde 20’sine yakın kısmını milli park ilan ederek koruma altına almıştır. Peru, dünyada ekolojik çeşitlilik bakımından ilk 12 ülke arasındadır. Altı farklı karasal ekosiste- me, iki deniz ekosistemine ve üç de tatlı su ekosistemine sahip. Ayrıca ülkenin coğrafi yapısı dünyadaki 32 iklim türünden 28’ini barındırıyor.

On bin yıllık tarihiyle Peru önemli antik uygarlık merkezlerinden biri, inka öncesi uygarlıklar ve inka uygarlığının bıraktığı izler, bugün 5000’i aşkın arkeolojik ören yerinde görülebiliyor ve bu sayı yeni bulgularla gün geçtikçe artmakta. Peru hala canlı kalmış olan tarihi geçmişiyle, geleceğe umutla bakan zengin kültürüyle ve kendini binlerce türkü ve dansta yansıtan gururlu, mutlu ve cana yakın ulusal karakteriyle, burayı ziyaret eden herkesin bir parçasını kalbinde geri götürdüğü büyülü bir ülke.

İstanbul’dan Lima’ya ulaşmak için 21 saat süren bir uçak yolculuğunu göze almakgerekiyor. Akşam saatlerinde Lima’ya varırsınız. Hareketli, Pasifik Okyanusu’yla iç içe yaşayan bir yere gelmişsinizdir. 1550’li yıllarda İspanyol koloniciler tarafından kurulan Lima, 1746’daki büyük depremde yerle bir olana kadar Güney Amerika’nın en zengin ve önemli şehriymiş. 1820’lerde bağımsızlık savaşından sonra şehir önemini yitirse de 1930’dan sonra çok göç alan ve gecekondu mahalleleriyle büyüyen şehir yeniden dikkatleri üzerine çekmiş. Günümüzde 24 milyon Perulu’nun 7 milyonu Lima’da yaşıyor.

Lima’nın eski şehrine gidip kolonyal binaları ve zengin müzeleri gezerek işe başlayabilirsiniz. Plaza de Armas, Katedral, San Fransisco Kilisesi, erotik resimli seramik koleksiyonuyla Museo Larco ve Altın Müzesi görülmesi gereken yerlerden. Bir duvar gibi yükselen Ant Dağları, okyanustan gelen nemli havanın içeri bölgelere geçmesine izin vermediği için Lima yıl boyu sisli oluyor. Bu sebeple Lima’yı gezerken fotoğraf çekmek ve için elinizdeki fırsatları hemen değerlendirin.

Lima’ya uçakla 1.5 saat uzaklıktaki Arequipa, Peru’nun önemli şehirlerinden. 5820 metre yüksekliğindeki El Misti Volkanı’nın gölgesindeki şehir, Cuzco’ya doğru giden yol üzerinde bir geçiş noktası. Beyaz mermerli binalarından dolayı Arequipa’ya Beyaz Şehir de deniliyor.

Arequipa’yı arkanızda bırakıp dünyanın en derin ikinci kanyonu olan Colca Canyon’a gitmek için dağlık bölgeden geçmek gerekiyor. Bir sonraki durak ise Cusco. Quechua dilinde dünyanın göbek deliği demek. Şehrin tarihi 8. yüzyıla dayanıyor. Esas gelişimi ise inka başkenti olduktan sonraki yıllardan 1530’lardaki İspanyol istilasına kadar yaşamış. Cusco, turistlerin Peru’da en sevdiği, rahat ettiği ve uzun süre kaldığı şehir. Her yıl 24 Haziran’da Inti Raymi Festivali’nin yapıldığı Saksayhuaman, Cusco’ya çokyakın.

Cusco sokaklarında dolaşarak yerli ve İspanyol etkilerinin benzersiz karışımını, özellikle de eski inka tapınaklarından dönüştürülmüş kiliseleri keşfedebilirsiniz, inka öncesi kültürlerin mirası da aynı derecede etkileyici. Sipan hükümdarının yanına gömülen hazineler, Moche aristokrasisinin sürdüğü ihtişamlı hayata bir pencere açarken, Chavin de Huantar veya Pachacamac gibi hac ve kehanet merkezleri de Peru halklarının yüzyıllar içerisinde içselleştirdiği ruhani ve mistik karakterini yansıtıyor.

Ve Machu Picchu… Cusco’dan otobüsle gidip Ollantaytambo’ya ulaşmak, oradan trene binerek Aguas Calientes’e geçip en son da minibüslerle çok dik bir dağ tırmanışıyla Machu Picchu’ya ulaşmak gerekiyor. Mavi-sarı renkli, üzerlerinde “Perurail” yazan trenlerin üzeri cam kaplı. Böylece içinden geçilen vadiyi çevreleyen dağlar rahatça görülebiliyor. Seyahat sırasında kanyonda ve nehir kenarlarında göreceğiniz çadırlar ve yürüyenler, ünlü “Inca Trail”i kat etmek için yola çıkmış olan kişiler. Kat etmesi aşağı yukarı dört gün süren Güney Amerika’nın bu en ünlü dağ yolu Inka’ların, Kutsal Vadi’den Machu Picchu’ya çıkmak için kullandıkları yol. Yükseklik ve dik tırmanış, bu 33 kilometrelik yolu kat etmeyi zorlaştırıyor. Buna rağmen her yıl binlerce turist bölgeye akın ediyor.

Tren ve minibüs yolculukları bittikten sonra dar bir patikadan yürüyerek ulaşılan Machu Picchu, beklenmedik bir anda karşınıza çıkıyor.

Ve şehir bütün ihtişamıyla önünüze seriliyor.Peru’ya gitmek için yola çıkan bir çok kişinin esas amacı Machu Picchu’yu görmektir. Aslında haksız da sayılmazlar. Machu Picchu Güney Amerika’nın en bilinen ama hala hakkında en az bilgi sahibi olunan arkeolojik kalıntısı. Şehir 1900’lerin başında Amerikalı bir tarihçi tarafından bulunana kadar yalnızca bir grup Quechua yerlisi tarafından bilmiyormuş. İspanyol istilası sırasında dağların tepesindeki korunaklı konumu sebebiyle gözden kaçmış ve sonrasında neredeyse unutulmuş. Inkalar’ın burayı ne zaman ve ne amaçla inşa ettiği, buranın ne zaman ve hangi şartlar altında terk edildiği bilinmiyor. Araştırmacılar binaların ve taraçaların taş işçiliğinin özenli yapısına bakarak buranın krallar tarafından kullanıldığı veya en azından önemli dinsel törenlerin yapıldığı bir yer olduğu tahmin ediyor.

Peru’ya gitmişken kaçırılmaması gereken bir doğa harikası da Bolivya’yla ortak sınırı oluşturan Titicaca gölü. Dünyanın, üzerinde taşımacılık yapılan, en yüksek gölü bu. Puno’dan bir saatlik tekne yolculuğuyla sazdan yapılmış adalar grubuna ulaşılıyor. Adalar, üzerlerindeki evler, gözetleme kuleleri, sandallar, her şey sazlardan yapılmış.

500 kilometrekareye yayılmış yüzlerce çizgi, geometrik şekil ve hayvan figüründen oluşan Nazca çizgileri de Peru’da görülmesi gerekenler listesinde üst sıralarda. Bu çizgi ve şekillerin neden, nasıl ve kimin tarafından yapıldığı bilinmiyor. Açık ve koyu renkler kullanılarak yapılan bu şekilleri, boyutlarından dolayı, yerden görmek ve algılamak mümkün olmadığı için küçük uçaklarla üzerinden geçmek gerekiyor. Nazca kasabasından havalandıktan kısa bir süre sonra bir tepe yamacında dev bir astronot beliriyor; az ilerde koca bir köpek, bir maymun, sonra bir kondor, derken gözünüzün önünde bir bütün vadi şekillerle doluyor.

Peru, coğrafi olarak belirgin özelliklere sahip üç farklı bölgeye bölünmüştür: Kıyı bölgeleri, dağlık bölgeler ve Amazon.

Okyanus Kıyısı

Pasifik kıyısında yer alan 3,000 kilometreyi aşkın uzunluktaki Peru sahillerinin plajları, koy ve körfezleri hem doğal güzellikleri, hem kaliteli iklimi hem de sularındaki balık bolluğunun getirdiği doyumsuz deniz mahsulleri mutfağıyla ünlüdür. Ama Peru sahillerinin sundukları bunlarla sınırlı değildir. Bu bölge dalga ve rüzgar sörfü, kite-sur- fing ve balık avı gibi bir çok aktivite için de idealdir. Alternatif olarak ayaklarınızı uzatıp manzaradan yayılan huzur ve sükunetin tadını da çıkarabilirsiniz. Peru sahillerinde yer alan önemli inka öncesi yerleşim yerlerinin kalıntıları size bu kültüre ait bir çok ipucu sunar.

Dağlar

And Dağları Peru’nun omurgasını oluşturur. Görkemli zirveleri ve huzurlu bir yaşantının süregeldiği vadileri ruhunuzu yükseltir ve duyularınızı canlandırır. Ancak bu bölgeyi monoton manzaralardan ibaret sanmak hata olur. Tam tersine bölgenin her köşesi kendine özgü cazibe noktalarına ve özgün kültürel yapıya sahiptir. Her yerleşim bölgesi kendi özgün mutfağı, yerel kıyafetleri, müziği ve hatta arkeolojik ören yerleri ile kendine özgüdür. Peru’nun dağlık bölgeleri trekking, kano, kaya tırmanışı, dağcılık, dağ bisikleti, kayak gibi bir çok spor için idealdir. Kıyı bölgelerinde ve yağmur ormanlarında olduğu kadar, bu dağlık bölgelerde de manzaranın güzelliği nefes kesicidir. Özellikle her biri kendine özgü farklı bir renge sahip 3 bini aşkın göl sizi büyüleyecektir.

Amazon Ormanları

Dünyanın doğal harikalarından biri olan Amazon bölgesi Peru’nun en büyük doğal alanı olup, düşük nüfus yoğunluğu ve bitki ve hayvan türlerinin çeşitliliği ile öne çıkar. Bölgede yaşayan canlı türlerinin büyük kısmının henüz keşfedilmemiş olması araştırmacı kişilikler için büyük bir cazibe oluşturur. Peru yağmur ormanlarını ziyaret edenler, canlı renk ve seslerle dolu yepyeni bir dünya ile karşılaşırlar.

Yaşayan Kültür

Geçmişin mirası günümüzde de Peru halkı tarafından yaşatılmaktadır. Yaklaşık 3 milyon kişi inkalar’ın dili olan Quechua konuşur ve yüzbinlerce kişi de 46 yerel dilden birisiyle iletişim kurar. Kırsal bölgeleri gezerek ve yerel aktivitelerin bir parçası olarak saygının ve topluma hizmet etmenin birlikte uyum içerisinde yaşamanın gereklilikleri olduğunu görmenize yardımcı olur. “Pachamama”, yani Toprak Ana için düzenlenen adak törenleri şükür etmenin önemini anlamanı sağlar.

Tanrılara olan sorumluluk yerine geldikten sonra artık büyük kutlamalara geçilebilir. Yıl boyunca, çoğu koruyucu azizlere şükran sunmak için düzenlenen 3000’den fazla bayram kutlanır. Gerekli yeteneğe sahip olmadığınızı hissetseniz de Peru halkının hareketli danslarına katılarak onların neşe ve mutluluğunu paylaşmanızı öneririz.

Doğal Güzellikler

Peru, dünyada bulunan 117 yaşam kuşağının 84’üne ev sahipliği yapar. Peru’nun fiziki coğrafyasında, kıyı kesimlerinin kuru ormanları ve tropikal bataklıkları, And Dağları’nın yüksek zirveleri ve kanyonları, yağmur ormanı bölgelerinin devasa ovaları eşi bulunmayan bir bitki ve hayvan çeşitliliği barındırır. Peru’nun doğal güzelliği duyuları canlandırır ve bambaşka bir farkındalık yaratır. 3000 orkide türü ve 1800’den fazla kuş türü ile cenneti andıran Peru doğası kuş izlemek için de benzersiz bir imkan sunar. Yüzlerce memeli ve sürüngen türü ve binlerce böcek türü de bu zenginliğin bir parçasıdır. Amazon bölgesi bu çeşitliliğin en büyük kısmına sahiptir. Bu yüzden fotoğraf makinenizin belleğini arttırmanızı ve her anın tadını çıkarmanızı tavsiye ederiz.

KUELAP BULUT SAVAŞÇILARININ KALESİ

Chachapoyas’lartarafından inşa edilen Kuelap Kalesi, Peru’daki Bulut Savaşçılarının eviydi. Devasa taş duvarlarve yüzlerce yıkıntı, tarihe yenilmiş bir kültürü simgeliyor. Peru’nun kuzeyindeki Andes Dağı’nın yamacında, deniz seviyesinden 3 bin metre yükseklikteki Kuelap, yeni dünyanın en büyük taş anıtlarından biri, inka dönemi öncesi Peru’nun Amazon bölgesinde yaşayan Chachapoyas’lar tarafından 6. yüzyılda inşa edildiğine inanılıyor.