Profesyonel sporculuğun ardından kamera karşısına geçerek Paco Rabanne Victory parfüm serisinin yüzü olan Nick Youngquest, bize zaferin onun için ne anlama geldiğini anlatıyor.

 

Sen eski bir rugby oyuncususun, galibiyet ve mağlubiyet senin günlük hayatının bir parçası olmalı. Galibiyet sence nedir?

Hayat merdiveninin farklı basamaklarında yol alırken galip-mağlup fikri de zaman içerisinde değişiyor. Profesyonel sporcu olduğum daha genç yaşlarımda benim için mühim olan tek şey kazanmaktı, şimdiyse galibiyetin bana farklı biçimlerde gelebildiğini anlıyorum. İlle de birinden daha baskın olmam ya da bir diğerini yenmem gerekmiyor. Şimdilerde hayır amaçlı maratonlarda koşuyorum ve itiraf etmem gerekirse hiçbir maratonda birinci olmayacağım. Bununla birlikte bir maraton sona erdiğinde ve yarışı benimle birlikte koştukları için gülümseyen çocuklarla birlikte bitirdiğimde kendimi sporcu olduğum günlerden çok daha galip gelmiş gibi hissediyorum. Ayrıca zaten her gün galibiz.

Sabah kalktığımda, bilgisayarımın başına oturup üniversitedeki derslerime çalışmaya başladığımda bu kendi seçimim olduğu için kendimi zafere ulaşmış gibi hissediyorum. Ben daha iyi olmayı ve öğrenmeyi seçtim. Bence insan büyük resmi gördüğünde daha fazla galibiyeti kucaklıyor ve derinlemesine yaşıyor.

 

Hayatındaki ‘Galip Geldiğin’ anlarını ve o anların neden senin için önemli olduğunu bizimle paylaşır mısın?

Galibiyete bakışım, onu yaşama ve yansıtma şeklim değişti ama elbette profesyonel atlet olduğum an benim için bir zafer anıydı. Gelmem gereken yere gelmek için bir genç olarak gerçekten çok çalışmıştım, dolayısıyla profesyonel platforma çıkmak hayatımın çok önemli bir parçasıydı. Açık söylemek gerekirse, kulağa klişe gelecek biliyorum ama hayatımın en zafer dolu anlarından biri Invictus’un çekimleriydi. Önceden tamamen farklı bir mesleğim vardı ve Paco Rabanne ile çalışmak benim için muhteşem oldu. İş hayatının oldukça farklı bir yanına tanıklık etme fırsatı yakaladım. TV reklam setlerinde yüzlerce insanla çalışmak ve hayır kuruluşlarıyla dünya çapında yaptığımız harika işlerin bir kısmını yapmak. Benim için gerçekten olağanüstü bir yolculuk oldu, gurur ve şükran duyduğum bir yolculuk. Ayrıca bir ilişkiden çıkıp nereye gittiğimden emin olmadan yol almak da oldukça muzaffer bir andı benim için. Bu konfor alanından çıkmak gibi, bizi korkutan bu, korkunun ya da kaygının oyuna girdiği yer burası.

 

Galibiyet nasıl bir his, tarif edebilir misin?

Bu sıkı çalışmanın ve yürürken yaptığınız fedakarlıkların ve meydan okumaların ürünü. Sizi zafere götüren, zirveye çıkaran ya da zafer sizin için neyse oraya götüren adımların hepsi aklınızda. Bu sabah kalkmak veya yatağınızı toplamak kadar kolay bir şey ya da ülkeniz için futbol oynamak veya New York maratonunda koşmak olabilir. Bu, ‘Başardım, buradayım’ dediğiniz ana kadar hayatınızda olup biten her şeyin bir birleşimi.

 

Bu konuda bir rol modelin var mı? Varsa kim?

Daha gençken sporla o kadar iç içeydim ki takip ettiğim galip kişilerin çoğu sporcuydu. Örneğin Kel ly Slater veya bir diğer AvustralyalI sörfçü Stephanie Gilmore gibi. Onun uzmanlığı ve uzun yıllar bu denli başarıyla devam etmesi beni büyülüyor. Kadın hakları ve sörfte ve genel olarak sporda eşitlik için verdiği mücadeleye de ayrı bir hayranlığım var. Yaşım ilerledikçe, bugün bile zorluk yaşıyor ve bilhassa ırkçılık kaynaklı sosyal eşitsizliğe maruz kalıyor olmamıza karşın, Martin Luther King gözümde muzaffer birine dönüştü. Kısa zaman içine sığdırdıkları gerçekten ilham vericiydi, bana galibiyetin farklı bir yönünü anlatıyor. Ben de desteklediğim konularla ve yaptığım sosyal savunuculukla sosyal değişime katkıda bulunmak istiyorum.

 

Mağlubiyet de oyunun bir parçası. Kaybetmek sana ne öğretti?

Kaybetmek size sizinle ilgili çok şey anlatır! Sporda bir cumartesi maçını kaybederseniz emin olun pazartesi günü idmanda performansınızı izler ve nerede hata yaptığınızı görürsünüz. Biz sürekli mağlup ve de galip olarak mükemmele ulaşmayı zorlu görev ediniriz çünkü kazansak bile hata yapmaya devam etmek bir olasılıktır. Ben bu yüzden küçük şeylere ve daha iyi nasıl olunacağını anlamaya çok önem veriyorum. Kaybetmek düşmek demek değildir; kaybetmenin seçeneklerden biri olduğu bir ortamda kendinizi göstermeye gönüllü olduğunuz için mağlubiyeti deneyimlersiniz, bu muhteşem bir şeydir, bu yaşamın ta kendisidir.

 

Emekli olan atletlere mesleki geçişte yardım etmeyi amaçlayan ‘Athletes for Life’ sosyal sorumluluk kuruluşunun kurucu ortağısın. Bize bu projeden bahseder misin?

Athletes For Life’ta atletin kimlik dönüşümüne odaklanıyoruz: Atletlerin kendilerini bir atletten fazlası olarak görmelerine yardımcı oluyoruz. İnsanların erken başlayıp erken biten atletizm kariyerlerinin ötesi olduğunu anlamalarını sağlamamız gerekiyor. Yirmibir, yirmiiki yaşında bir başınıza kalıyorsunuz ve kendinizi baştan yaratmanız gerekiyor. Aynı zamanda atletlerin zarar görebileceklerini anlamalarını sağlamanın son derece faydalı olduğuna ve başkalarına güç kattığına inanıyoruz. Kariyerinin zirvesinde olan ama sonra kendi zorluklarıyla karşı karşıya kalan bir kişi için böyle düşünüyorum; bu kişi topluma daha geniş çapta etki edebilir. Belki de daha fazla empati ve karşılıklı anlayışın oluşmasına katkıda bulunabiliriz.

 

LGBTQ+ hakları ve eşitlik savunucususun ve sosyal medya hesabından ayrımcılık ve eşitsizlik durumlarını açıkça paylaşıyorsun. Bu nasıl başladı, bize anlatır mısın?

LGBTQ+ topluluğunu destekleme kararını aldığım anı hatırlamıyorum ama içinden bir ses yapmam gerektiğini söyledi. Bazı gay dergilerinde çıktım ve bu nedenle spor camiasında ciddi şekilde dışlandım. LGBTQ+ topluluğunun maruz kaldığı tüm yakıştırmalar bana da yapıldı. Marjinalleştirileceğimi bilsem de ayağa kalkıp bir şey söylemem gerektiğini hissettim. Bunu tribünlere oynamak için yapmadım, bana doğru geldiği için yaptım. Sosyal medya ortamında partiye geç katıldığım doğru ama LGBTQ+ topluluğunun benim gibi bir dostu olmasının nasıl hissettirdiğiyle ilgili aldığım düzenli mesajlar beni mutlu ediyor.

 

Parfümle nasıl bir ilişkin var? Hangi durumlarda parfüm sürersin? Vücudunun neresine sürersin?

Parfümsüz günüm geçmez. Paco Rabanne sayesinde harika bir parfüm seçkisine sahip olacak kadar da şanslıyım! Çocukken de parfümü çok severdim. Annem ve büyükannem de hep kullanırdı, çocuklukla ilgili en eski anılarım hep parfümle ilgili. Ben babasının parfümünü çalan çocuklardanım. Parfüm sürmek ödül gibi, sıkı çalışıyoruz ve güzel kokmak istiyoruz, hem kendimize hem de etrafımızdakilere. Ve Voila! Artık işin içindeyim de, farklı notaları ve parfümün nasıl yapıldığını daha iyi anlıyorum. Onu sürdüğümde yapımında harcanan zamanı ve emeği düşünüyorum. İlham verici.

 

Yeni Invictus Victory, Invictus ailesindeki tek eau de parfüm extreme. Yeni koku hakkındaki düşüncelerini alabilir miyiz?

Tazeliği ve yoğunluğu bir arada seviyorum. Tensellikle beraber güçlü enerjiyi de ortaya çıkarıyor. Gerçekten çok güzel kokuyor.

 

Seri içinde en çok hangisini beğeniyorsun?

Belli bir seçimim yok, parfümlerin tümü yerine göre kullanılabilir. Serinin içinde belli belirsiz farklılıklar var, hepsi de tazeliğin ve tensel ligin örtüşmesine oynuyor. Kokuların çok yönlü oluşunu seviyorum, erkekler için harika bir şey. Ben Invictus Legend’ı ilk randevuda sürülecek parfüm olarak görürüm, başka biri ise onu her gün kullanabilir. Bu harika, kim olduğunuzu ortaya çıkarıyor. Sürmeyi seçtiğiniz parfüm gerçekten de bireyselliğinize işaret edebiliyor.