ZARAFETİN PRATİKLİKLE BULUŞMASI – TUÇE PEKSAYAR

ZARAFETİN PRATİKLİKLE BULUŞMASI – TUÇE PEKSAYAR

SEYAHAT AKSESUARLARI VE VALİZ DÜZENLEYİCİLERİ VİZYONUYLA YOLA ÇIKAN THE GLOWINGS MARKASI; YEREL EL DOKUMASI KUMAŞLARIN, ÇAĞDAŞ ÜRÜN TASARIMLARIYLA BİRLEŞMESİYLE DİKKAT ÇEKİYOR, AYNI ZAMANDA DA ÜRETİM AŞAMASINDA BİRÇOK KADINA İSTİHDAM SAĞLIYOR. BİZ DE MARKANIN KURUCUSU TUÇE PEKSAYAR İLE PRATİKLİKLE ZARAFETİ BİR ARADA SUNABİLEN İHTİŞAMLI KESELERİN KEYİFLİ HİKÂYESİNİ KONUŞTUK.

 

The Glowings markasının kurucusu Tuçe Peksayar’ı tanıyabilir miyiz? Markanızı kurana kadar neler yaptınız?

1980 İstanbul doğumluyum. İstanbul Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler ve İşletme bölümlerinden mezun olduktan sonra Amerika’da University of California Berkeley’ de Pazarlama eğitimi aldım. 11 sene San Francisco, dört sene boyunca da iş için Dallas’da yaşadım. Kariyerimin büyük bir kısmını global firmaların kozmetik ve ilaç ürünlerini geliştirmek için zorunlu olan klinik araştırmalarının koordinasyonunda yer aldım. Ayrıca Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi danışmanlığını da uzun seneler devam ettirdim. 2018 yılında da Türkiye’ye temelli dönüş yaptım.

 

The Glowings markasının vizyonunu nasıl tanımlarsınız?

The Glowings; seyahat aksesuarları ve valiz düzenleyicileri vizyonuyla kuruldu. Pratik olması, eski değerlere sahip çıkması, zarafeti uyandırması ve aynı zamanda hem renkleri hem de dokusuyla hislere hitap eden, ruhu canlandıran bir marka olarak anılmayı hedefliyoruz.

 

Koleksiyonlarınızda “kutnu” adında yöresel bir kumaşa yer veriyorsunuz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı. Kutnu kumaşıyla tanışma hikâyenizi anlatabilir misiniz?

The Glowings sosyal sorumluluğa oldukça önem veren bir marka. Daha ilk senemizde sosyal sorumluluğumuzu hayata geçirebilmek adına kültürel mirasımıza ait bir kumaş ile proje ürettiğimizi gururla söyleyebiliyorum. Dolayısıyla, Türk kültürünü ve kültürel mirasımızı korumak, yaşatmak ve tanıtmak amacı ile Gaziantep yöremize has, el dokuması Kutnu kumaşının tanıtımını ulusal ve global alanda iki senedir sürdürüyoruz. Bu konuda Gaziantep Belediyesi’nin yardımlarını ve desteğinden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Projemi, Sayın Fatma Şahin ve ekibine ilk bahsettiğimde, sürecin hızlanması ve doğru dokuma atölyeleriyle bağlantıya geçmem için oldukça yardımcı oldular. Bir girişimci için en önemli yardımlardan birini sağlamış oldular. Yerel el dokuması kumaşlarını, çağdaş ürün tasarımlarıyla birleştirmem oldukça beğenildi. Ayrıca The Glowings vesilesi ile 4000 kadın Kutnu kumaşını öğrendi ve bazısı satın aldı. Bu kumaşın devamlı tanıtımını da yapmaya devam ediyoruz. Yerli-yabancı birçok iş kadını ve ünlü isimler de tanıtımında halen çok destek oluyorlar.

 

The Glowings’in keselerini bu kadar özel ve şık yapan, aynı zamanda da markanın imzası haline gelen detaylar neler?

Kumaş seçimleri ve renk kombinasyonlarının çok beğenilmesi başarımızın en büyük sırrı aslında. Keseler, gerçekten herkesin olmazsa olmazı bir ürün grubu haline gelme yolunda emin adımlarla ilerliyor. Kaliteli dikişi, sempatik görünümü ve çok kullanışlı olması da önemli bir unsur.

 

Yaratım sürecinde nelerden ilham alıyorsunuz?

Kumaşların dokularından ve renklerinden ilham alıyorum. Yeni çıkaracağım ürünlerin ilk etabında beni kumaşın dokusu yönlendiriyor diyebilirim. Kalın, ince, yumuşak, fitilli…vs. Dokulu, jakarli kumaş çok seviyorum. Dokununca hissiyatı olmalı. Pek tabii, renk tonları da çok mühim, mutlaka hislere hitap eden tonları kullanıyorum. Ayrıca müzeleri gezerken gördüğüm eserlerin tablolarda gördüğüm zıt renk uyumları, tarihte kullanılan kumaşlar ve aksesuarlar da benim için büyük ilham kaynağı.

 

Türk yapımı vegan kumaşlar kullanıyorsunuz, bu konudan da biraz bahsedebilir misiniz? Sürdürülebilir moda için ne düşünüyorsunuz?

Sürdürülebilir moda sadece harika kıyafetler yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda insanlık ve dünyamızla ilgili zorlukları çözmemize yardımcı oluyor. Sürdürülebilir moda, atıkları kumaşa çevirmenin, su ve enerji tüketimini azaltmanın, eski kıyafetleri yeniye dönüştürmenin ve sahip olduğumuz giysilerin ömrünü uzatmanın yollarını buluyor. The Glowings’i kurarken biyolojik olarak parçalanabilen, çevreyle dost ve pek tabii hayvan proteini kullanılmamış yeni teknoloji kumaşlar arayışındaydım. Bu amaçla, vegan kumaş kullanmaya karar verdim. Heyecanla bu yaz sezonu için yeni bir proje üzerinde çalışıyoruz. Ürünlerimizden arta kalan kumaşların tekrar kullanımı için Sayın Fırat Neziroğlu ile atık kumaşları tekrardan kumaş haline getirmek için bir proje hazırlığındayız.

 

The Glowings ile birlikte birçok kadına istihdam sağladığınızı biliyoruz. Biraz bu süreçten de bahsedebilir misiniz? Neler yaptınız?

Türkiye OECD üyesi ve G7 ülkelerine kıyasla, kadınların işgücüne katılım oranı düşük. Ben bu işi kurarken kadınlarla çalışıp, kadınların iş gücüne katılabilmeleri için gerekli beceriyi ve vizyonu vererek istihdam sağlamayı amaç edindim. Güzel sonuçlar alıyoruz, ancak kadınlar gelir karşılığında bir işte çalışabilmeleri için evdeki sorumlulukların yükünün hafifletilmesi şart. Mesela, evde bir aksilik olsa ya da kocası nezle olsa dahi işe gelemiyor. Hane içi çocuk bakımı, yaşlı bakımı, temizlik, alışveriş gibi sorumlulukları tek başına yüklenmesi, biz işverenleri hem çok üzüyor, hem de iş verimliliğini sağlamak için oldukça zora sokuyor. Biz de bunları düşünerek kadın istihdamına ayrıca önem verdik.

 

The Glowings’in beğenilmesi ve birçok ünlü isimin keyifle kullanması size nasıl hissettiriyor? Sizce bu başarının arkasında neler yatıyor?

Seçeneklerinin çok olduğunu düşündüğümde, ünlü bir isminin ya da iş insanlarının markama olan beğenileri beni çok mutlu ediyor. Tüketiciler için marka; ürünün etiketi, ambalajı, rengi, dizaynı, kalitesi ve tüketiciye sunduğu yararların bileşkesini veren unsur. Tüketiciler satın aldıkları ürünü beğenmişler ve kendileriyle özdeşleştirmişlerse; o ürünü yani markayı tekrar satın alırlar. Dolayısıyla The Glowings bağlılığını korumak, bu unsurları en titiz şekilde yerine getirmeyi amaçlarken, en iyi müşteri servisini vermek, bağlılığa takdirimizi göstermek için de mutlaka el yazımı not, özel bir gün ise küçük bir hediye veya jest indirimi sağlıyoruz. Ayrıca, eskiden markadan beklenen sadece vaat ettiği işlevi yerine getirmesi iken bugün tüketiciler, markaların toplumsal duruşunu, çevre konularına nasıl yaklaştığını, hangi tarz sahibi olduğunu öğrenmek ve daha birçok konuda bilgi edinmek istiyorlar. Ben de böyle bir müşteri olduğum için bu amaçlarla çok titiz ve itina ile çalışıyorum.

 

Demet Sabancı Çetindoğan başkanlığında çıkan “shopstarwomen.com” sitesinde de yer alıyorsunuz. Böyle bir platformda yer almak size neler hissettiriyor?

Toplumsal sorumluluk bilincini iş hayatına uyarlayan en başarılı isimlerden biri olan, Demet Sabancı Çetindoğan, “shopstarwomen.com” sitesi ile yeni bir girişimi Türkiye’ye kazandırdı. Her zaman örnek aldığım, beni her projesiyle heyecanlandırıp, ilham kaynağı olan bir isim kendisi. “shopstarwomen.com” Türk kadınının el emeği, göz nuru ürünlerini yurt Yurtiçi ve yurt dışında markaların tanıtımını ve satışını yapabilecekleri müthiş bir E-ticaret platformu. Bizler bu toprakların kadınları olarak, her biri çok değerli olan yörelerimizde ve illerimizde el emeğimizi, fikirlerimizi üretime dönüştürüyoruz. Daha evvel benzer bir site yapıldığını görmedim. Biz de heyecanla ve her türlü desteyi vermeye hazır olarak ShopStarWomen ile yola çıktık. Kadına gücüne ve ülkemize destek olmak amacıyla güzel bir tanıtım da olacağını düşünüyorum.

 

Genç girişimcilere ne gibi tavsiyeler verirsiniz?

İlk söyleyeceğim şey; “imkânsız diye bir şey yok, zor diye bir şey var” olur. Zorluklardan korkulmayacağını, tam tersine zorlukları; başarıların ve mutlulukların tohumu gibi görmeliyiz. Kendimden bir örnek verecek olursam, Amerika’da ilk gerçek işimi ararken, ailem bana bir ay müddet vermişti. Süreç hiç kolay değildi çünkü Amerikalı değildim ve sadece staj tecrübem vardı. Ama ben ümidimi hiç yitirmedim. Mülakatlarda daha başarılı olabilmek için sabahlara kadar ayna karşısında soru cevap çalıştığımı, sürekli, yılmadan iş başvurusu yaptığım günleri bilirim. İyi ki de yapmışım diyorum şimdi.

 

Biraz da Tuçe Peksayar’ın kişisel hayatından bahsedelim. Bir tasarımcı olarak kendi stilinizi nasıl tanımlarsınız? Dolabınızın olmazsa olmazları nelerdir?

Stilimi renkli ve özgün olarak tanımlayabilirim. Ceket ve inci gibi klasiklerden asla vazgeçemiyorum. Dolabımın olmazsa olmazları gelirsek, zevkine çok güvendiğim canım arkadaşım Derin Mermerci’nin sahip olduğu DM Stil’in tasarımları diyebilirim. Mutlaka her sezon bir kaç parça dolabıma katıyorum. Beyaz veya farklı renklerde kışlık paltoları çok seviyorum. Her sezon mutlaka blazer ceket kullanırım. Yine olmazsa olmaz parçam derseniz kesinlikle jean ve lululemon marka tayt derim.

 

Hem iş dünyasında hem de moda sektöründe ilham aldınız kadınlar kimler?

Moda sektöründen The Glowings’in anlatan renkli ve hisli Amerikalı iş insani, Iris Apfel diyebilirim. İş dünyasından ise kesinlikle Semahat Arsel. Vizyoner ve gerçek bir vatansever. Eğitim, sanat, müze, turizm, otel sektörlerinde ve Türk Kültürüne sahip çıkabilecek işletmelerin kurulmasındaki öncülüğüne hayranım. Sadece ekonomik değil, sosyal kalkınmaya da verdiği öncelik bana her zaman örnek oldu. Gelecek nesillerin daha iyi yetişip, topluma kazandırılması için sayısız vakıf ve işletme kurmuş bir insan kendisi. Dilerim bizlere de nasip olsun.

 

Seyahat etmek sizin için ne ifade ediyor? Pandemi süreci bittiğinde ilk gitmek istediğiniz rotalar nereler?

16 senemin geçtiği, diğer evim sayılan Amerika’ya gitmek istiyorum. Şehir olarak San Francisco’nun girişimci ruhu beni çok besliyor. Her gün yeni bir fikrin başarı hikâyelerini dinlemek, en yeni trendleri yaşamak ve isime yansıtmak için sabırsızlanıyorum.