ALBERTA FERRETTI – YAZ KOLEKSİYONUM POZİTİF BİR MESAJ TAŞIYOR

ALBERTA FERRETTI – YAZ KOLEKSİYONUM POZİTİF BİR MESAJ TAŞIYOR

Geçtiğimiz günlerde Yaz 2014 koleksiyonu ve gece elbiselerini bir defileyle sunmak için İstanbul’a gelen ünlü İtalyan moda tasarımcısı Alberta Ferretti ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

FASHION&TRAVEL : İstanbul’da ne amaçla bulunuyorsunuz?
ALBERTA FERRETTI : Alberta Ferretti markasının İstanbul partneri olan Demsa tarafından özel bir etkinlikle 2014 İlkbahar-Yaz Koleksiyonumu ve `demi-couture` gece elbiselerimden bir seçkiyi sunmak üzere davet edildim. Bu vesileyle grubun sahibi olan Sn. Demet Sabancı Çetindoğan tarafından büyük incelik ve profesyonellikle ağırlandım.

F&T : Daha önce İstanbul’a geldiniz mi?
AF : Evet, daha önce iki kez burada bulundum ama ilk kez kendi defilem için geldim.

F&T : Türkiye’de iyi tanınan bir tasarımcısınız. Birçok Türk kadını sizin tasarımlarınızı beğenerek giyiyor. Türk kadınlarının moda anlayışını değerlendirme fırsatınız oldu mu?
AF : Türk kadınlarının stiline her zaman hayranlık duymuşumdur. Ayrıca kendi moda vizyonuma da yakın bulmuşumdur. Baştan çıkarıcı ve gizemli, romantik ama asla fazla açığa çıkaran değil… Adanmış ama baskın değil…

F&T : Birkaç sezondur bir gelinlik koleksiyonunuz da mevcut. Bunu yapmaya nasıl karar verdiniz?
AF : Beni buna yönlendiren benden uzun süredir bu unutulmaz günleri için rüya gibi gelinlikler tasarlamamı isteyen uluslararası müşteri kitlem oldu. Daha önce gelinlikler üzerinde çalıştım, şimdiye dek değişik zamanlarda bu konuda kullandığım fikirleri bir koleksiyonda birleştirmeyi düşünmemiştim. Ta ki tüm fikirleri birleştirip bir sunum yapmak zamanı gelinceye dek. Tüm tasarımlarımda bu şekilde çalışırım, çünkü ben modayı topluluğa yapılan bir konuşma ve elbiseleri de anafikri dinleyiciye aktaran sözcük ve cümleler olarak görürüm.

F&T : Bize 2014 Forever gelinlik koleksiyonunuzu anlatır mısınız?
AF : Gelinlik koleksiyonu üzerinde çalışmak her seferinde kendini yenileyen bir duygudur. 2014 Forever koleksiyonu için yarattığım 12 gelinlik ile düşle gerçeklik arasında bir yerde duygu yaratmak istedim. Elbiselerim modern bir peri masalının kahramanları ve öykülerini zengin kumaşlar ve dikiş detayları ile anlatıyorlar. Onlara büyülü sarayların çekiciliğini duyumsatan isimler verdim. Buckhingam, Windsor ve daha bir çoğu…

F&T : Yaz gelinlerine tavsiyeleriniz var mı? Bu sezonun gelinlik trendleri neler?
AF : Ben trendlerin, özellikle gelinlik modasında, her kadının kendi kişiliğine uyarlaması gereken tavsiyeler olduğunu düşünürüm. Mükemmel elbise bir kadının başka kılıklara bürünmeden kendini son derece güvenli ve rahat hissettiği elbisedir. Sezondan daha önemlisi düğünün yapılacağı lokasyon ve tarihtir. Örneğin bir kır düğünü olacaksa akıcı hatları olan yumuşak gelinlikleri ve uzun tülleri tercih ederim. Şehir düğünleri için şifon gibi hafif kumaştan, belki de tek omuzlu bir gelinlik uygun olabilir. Bir villada yapılacak tören içinse daha hacimli bir gelinlik ve saçlar için de çiçekten aksesuarlar hayal ederim.

F&T : Showroom’unuz Milano’da olsa da stüdyonuz Cattolica köyünde. Köyde çok zaman geçiriyor musunuz? Orada mı doğup büydünüz?
AF : Cattolica doğup büyüdüğüm yer ve en değer verdiğim insanlar orada yaşıyor. Kariyerim burada başladı, annemi atölyesinde izleyerek. Sonra kendi butiğimi açtım ve kendi koleksiyonumu yaratmaya başladım. Sonunda da Aeffe adlı kendi grubumu kurdum. Ama Cattolica’dan hiç kopmadım. Cattolica her şeyden önce bir sahil kasabası. Deniz algınızı genişletir ve sizi keşfetmeye yöneltir. Denize bayılırım, karşı kıyıda ne olduğunu hiçbir zaman bilemezsiniz. Merak, ilgi ve ilham için seyahatin önemini yadsıyamam ama her seferinde geri dönecek bir yerim olduğunu bilmeyi seviyorum.

F&T : Siz ayrıca 13. yüzyıldan kalma bir kaleyi de restore ederek bir otele dönüştürdünüz. Bu nasıl oldu?
AF : Montegridolfo benim için gerçekleşen bir düş. Ülkeme olan sevgimi fade etmek için yeniden doğmasını istediğim terkedilmiş, uykuda gibi olan küçük bir köydü. Dönüşümü hayal ettim ve restorasyonu bizzat takip ettim. Tarihi kazıyarak geçmişin ihtişamıyla çağdaşlığı sentezledim. Tarzım içgüdülerimin ürünüdür ve her zaman yüreğimin sesini dinlerim. Farklı parçaları birleştirmeyi severim, farklı zamanlara ait, hatta farklı değerde şeyleri… Ve sadece gerçekten çok sevdiklerimi, değer verdiklerim seçerim. Kesinlikle bir geçmişi olan şeyleri severim ve yaşamlarının bir kısmını benimle paylaştıklarını düşünmekten hoşlanırım.

F&T : Çok seyahat eder misiniz? Tasarlarken seyahatlerinizden ilham alır mısınız?
AF : Seyahat etmeye bayılırım. Çoğunlukla iş için seyahat ettiğimi itiraf etmem gerekirse de her zaman bana ilham vermiştir. Farklı yerler görmek, yeni insanlarla tanışıp onların günlük hayatına tanık olmak, en çok da moda dünyasını gözlemlemek farklı bakış açılarını anlamak açısından benim için çok ilgi çekici. Örneğin; bu İstanbul seyahati Türk kadınlarını ve onların tarzlarını daha iyi anlamak ve Türkiye’deki moda sektörünü yakından tanımak anlamında bana çok yararlı oldu.

F&T : Markalarınız için gelecek planlarınız neler?
AF : Alberta Ferretti dünyasını 2 ön-koleksiyon, 2 defile koleksiyonu, bir sınırlı özel koleksiyon ve Alberta Ferretti Forever adlı bir gelinlik koleksiyonu üretecek şekilde genişletmek istiyorum. Ayrıca her koleksiyon için ayakkabı ve aksesuar grubu ve Cutler and Gross tarafından üretilen gözlük koleksiyonunu da eklemek istiyorum.

F&T : Eğer modacı olmasaydınız hangi mesleği seçerdiniz?
AF : Mutlaka iç mimarlık yapardım diye düşünüyorum.