And Dağları’nın Eteğinde Bir Başken SANTIAGO DE CHILE

And Dağları’nın Eteğinde Bir Başken SANTIAGO DE CHILE

Bugünkü yazımda sizlerle bir Şili y olculuğu yapmak istiyorum. Bir vadide yer alan Başkent Santiago de Chile, sakinliği ve bir o kadar da yaşanabilir olmasıyla öne çıkıyor. Ben çok sevdim. Umarım siz de seversiniz…

Şili, Güney Amerika’da, Pasifik Okyanu­su kıyısında 4300 kilometre boyunca uzanan bu benzersiz ülke. Buzulla­rı, fiyortları ve yanardağlarıyla göz kamaştıran bir doğaya sahip. Aynı zamanda kültürüyle de eşsiz bir yer. Şili’nin başkenti Santiago ise Pasifik kıyısıyla görkemli And Dağları ve Şili Sahil Sıradağları arasında sıkışan bir vadide yer alıyor. Güney Amerika’nın en düzenli ve modern şehirlerinden biri olan Santiago, kıtanın diğer başkentlerine kıyasla daha sakin ama bir o kadar da yaşanabilir bir yer. Modern yüzüyle Latin Amerika’nın geleceğine, tarihiyle de köklerine ayna tutuyor. 1541 yılında İspanyol kâşif Pedro de Valdivia ta­rafından kurulan şehir, koloni döneminden beri başkent olarak hizmet vermesiyle dikkat çekiyor.

Ben de Puerto Natales’de düzenlenen ATTA Adventu­re Travel World Summit 2025’e basın davetlisi olarak ka­tıldım ve Şili Turizm Tanıtım Kurumu’nun (SERNATUR) ev sahipliğinde ülkeyi keşfetme fırsatı buldum. Gezimin ana rotası Patagonya olsa da Santiago’yu es geçmem mümkün değildi. Somos Tour sayesinde de hem Santi­ago şehir merkezini, hem de Valparaíso, Viña del Mar ve Casablanca gibi çevresindeki özel bölgeleri görme şansım oldu.

Bir Başkentten Fazlası

Santiago’ya geldiğimde gördüm ki burası şehir merke­zinden çok daha fazlasını sunan bir yer. Şehirden kısa bir yolculukla doğanın kalbine ulaşabiliyorsunuz. Kışın kayak için Valle Nevado, yazın bağlarıyla ünlü bölgeler günü birlik kaçamaklar için tercih ediliyor.

Bağ Rotaları

Santiago çevresindeki bağ rotaları hem tarihi, hem de modern üretim anlayışını bir arada sunuyor. Maipo Vadisi, Cabernet Sauvignon tutkunları için vazgeçilmez; Concha y Toro, Santa Rita, Undurraga ve Cousiño Macul gibi şaraphanelere ev sahipliği yapıyor. Casablanca Va­disi, özellikle beyaz şarap severler için ideal; Veramonte ve Viña Matetic, organik ve butik üretim anlayışıyla öne çıkıyor. Colchagua Vadisi kırmızı şarap meraklılarının uğrak yeri; Viña Montes, Viña Montgras ve Viña Neyen gibi üreticilerle biliniyor. Cachapoal Vadisi ise Carmenère üretimiyle dikkat çekiyor ve modern şaraphanelerinden Viña Vik’i barındırıyor.

Özel Yerler

UNESCO korumasındaki yerler de Santiago çevresinde ziyaret edilebilecek özel noktalar arasında yer alıyor. O’Higgins bölgesindeki terk edilmiş Sewell Maden Kasa­bası ve Cerro El Plomo yüksek tapınağı (Geçici listede) bu kategoriye giriyor.

Şili’de Atatürk Parkı

Buraya geldiğinizde şehir merkezinde benim yaptığım gibi bir yürüyüş turu yapabilirsiniz. Ancak tarihi merke­ze geçmeden önce gitmeniz gereken ilk yerden bahse­deceğim: Atatürk Parkı ve içerisindeki Atatürk Büstü. Cumhuriyetimizin kurucusu Atamıza adanan parkta Atamızın anısına saygı göste­rirken duygusal anlar ve gurur dolu dakikalar yaşayacağınıza da eminim. Sonuçta dünyanın değişik köşelerinde büstünü görebileceğiniz, adı hâlâ saygı ve sevgiyle anılan kaç tane dünya lideri var ki?

Plaza de Armas

Şehrin kalbiyse Plaza de Armas’ta atıyor. Burası kolon­yal dönemden kalma binaları ve Metropolitan Katedrali ve Correo Central binasıyla şehrin tarihi merkezini yansıtı­yor. La Moneda Sarayı’na geçtiğinizdeyse 18. yüzyıldan kalan ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Cumhurbaşkanlığı ofisini görüyorsunuz. San Francisco Kilisesi ve Manastırı ise İspanyol kolonyal mi­marisinin nadide örneklerinden birini gösteriyor.

Parque Metropolitano; yüzme havuzları, botanik bah­çesi, hayvanat bahçesi ve yürüyüş yollarıyla şehrin en büyük kentsel parkı. İçindeki Cerro San Cristóbal, şehir manzarası ve devasa Madonna heykeliyle dikkat çekiyor.  Parque Forestal ve Barrio Yungay, kültürel ve tarihi dokuları ile ziyaretçileri cezbediyor. Santiago Mezarlığı, tarihi anıtları ve ünlü Şilili politikacı ve sanatçıların me­zarlarıyla şehre farklı bir perspektif sunuyor. Cerro Santa Lucía ise panoramik manzarası ve 19. yüzyıla tarihlenen park düzenlemeleriyle dinlenme noktası sağlıyor.

Şehrin Modern Yüzü

Şehrin modern yüzü ise Barrio El Golf ve Las Condes bölgelerinde karşımıza çıkıyor. Gökdelenleri, alışveriş merkezleri ve şık restoranlarıyla bu semtler, Gran Torre Santiago ve Sky Costanera gözlem terasıyla gün batımında And Dağları manzarası sunu­yor. Sanatseverler için Museo de Bellas Artes ve Museo de la Memoria y los Derechos Huma­nos, kültürel ve politik derinli­ğiyle ziyaret edilmeye değer.

Şehrin Bohem Hali

Bohem ruhunu yaşamak iste­yenler için Barrio Bellavista, renkli duvar resimleri, canlı müzikler ve gece hayatıyla dolu bir semt. Burada Pablo Neruda’nın La Chascona evi, şairin deniz tutkusunu ve romantik dünyasını yansıtıyor. Daha geleneksel bir atmosfer arayanlar için Barrio Lastar­ria; küçük sanat galerileri, kitapçılar ve kafeleriyle keyifli bir durak. Aynı zamanda sinemalar ve el işi pazarlarıyla kültürel etkinlikler için de ideal.

Mutlulukla gezdiğim Santiago; her gezgini tatmin eden, keyifli ve huzurlu bir başkent. Her an şehrin uf­kundan göz kırpan And Dağları, Santiago’ya hem dingin hem de güçlü bir kimlik kazandırıyor.

“Güney Amerika’nın en düzenli ve modern şehirlerinden biri olan Santiago, kıtanın diğer başkentlerine kıyasla daha sakin ama bir o kadar da yaşanabilir bir yer.”

Yazı ve Fotograflar: YAPRAK GÜRDAL

@kucukdunyayaprak