Bir Günlüğüne Başka Bir Yüzyıla BORNOVA
Gezginimiz Murat Mallı’nın yolu bu sefer İzmir Bornova’ya düşüyor. Günübirlik kısa bir ziyaret olarak planladığı gezisini gördüğü zenginlikler karşısında uzatmaya karar veriyor ve karşımıza Bornova’nın kültür duraklarını tanıttığı bu keyifli yazıyla çıkıyor.
YAZI VE FOTOĞRAFLAR: MURAT MALLI
@birmuratmallikolayyetismiyor
Aslında yola Saffet Emre Tonguç’un Mattheys Köşkü hakkında yaptığı bir paylaşımın ardından çıktım. Planladığım tek durak, Arkas Sanat Bornova Mattheys Köşkü idi. Günübirlik kısa bir ziyaretti niyetim. Fakat o gün, bir sokakta atılan birkaç adımla hem zamanda hem de kültürlerde yolculuk yapacağımı hiç tahmin etmemiştim. Bornova, bana öyle bir gün armağan etti ki, bu kadar farklı kültürü arka arkaya yaşayabileceğimi tahmin etmemiştim. Bir sokağın, bir mahallenin, hatta neredeyse bir yürüyüş mesafesinin içinde; tarih, sanat, mimari ve denizcilik kültürüyle dolu dört ayrı dünyanın kapısını araladım. Ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim: İzmir’in gölgesinde kalan bu semt, kültür meraklıları için gerçek bir hazine. Bornova’nın sessiz ama köklü sokaklarında konumlanmış bu duraklar; koca bir tarihi geçmişe, Levanten zarafetine, sanatın dönüşen gücüne ve denizlerin çağrısına tanıklık ettiriyor. Gelin şimdi, bugünün sürprizlerini birlikte keşfedelim.
Arkas Sanat Bornova Mattheys Köşkü
Bahçeden Halıya Uzanan Bir Sanat Yolculuğu
İlk durağım, planladığım gibi Mattheys Köşkü oldu. 1780 yılında İngiliz tüccar John Maltass tarafından inşa edilen Mattheys Köşkü, Levanten mimarisinin Ege’deki önemli örneklerinden biri. Atatürk’ün 1922 yılında bu köşkü ziyaret etmiş olması bile tek başına etkileyici. Ancak asıl etkileyici olan, 2018’de Arkas Holding tarafından başlatılan ve izin süreçleriyle birlikte tam beş yıl süren restorasyonun ardından ortaya çıkan sonuç. Bornova’nın Levanten geçmişini temsil eden bu yapı, 19. yüzyıldan kalma bir taş konak. Uzun süre bakımsız kalan köşk, günümüzde restore edilmiş haliyle yeniden hayat bulmuş.
Köşkün yalnızca içi değil, bahçesi de adeta bir kültür parkı gibi. Bahçeye adım attığınızda, bir dönem filmi setine girmişsiniz hissi uyanıyor. Etrafı saran narenciye ağaçları, taş duvarlar, ferforje detaylar… Bahçedeki Bornova köşklerinin minyatür maketleri mimari merakı olanları büyülüyor. Mini golf alanı ise bu tarihi atmosferde gezinmeye neşeli bir soluk katıyor. Köşkün içindeki kafe, şehrin karmaşasından uzaklaşıp düşüncelerle baş başa kalmak isteyenler için harika bir durak.
İçeri girdiğinizde ise sizi karşılayan yüksek tavanlar, çinili şömineler ve döneme ait mobilyalarla zamanda yolculuk başlıyor. Köşkün her bir odası ayrı bir hikâye anlatıyor, sanki duvarlar bile fısıldıyor geçmişi… Arkas Halı Koleksiyonu ise başlı başına bir sanat yolculuğu. Birbirinden ilginç desenler, motifler ve dokular; halının sadece yerde değil, duvarda ve tavanda da olabileceği fikrini zihnimde ilk defa bu kadar netleştirdi. Hatta daha önce Fethiye’de bile rastlamadığım ve uzun zamandır merak ettiğim ‘Kaya (Kayaköy) Halısı’nı da burada ilk defa gördüm.
Bu arada küçük ama önemli bir detay: Türkiye tarihinde oynanan ilk futbol karşılaşması Bornova’da gerçekleşmiş! Duyunca çok şaşırdım. Futbol meraklılarına ipucu olsun, hikâyenin devamını araştırmak keyifli olabilir.
Bayetav Sanatevi
Sessiz Bir Sanat Sığınağı
Mattheys Köşkü’nden sonra birkaç adım ötede rastladığım Bayetav Sanatevi, günün ikinci büyük sürprizi oldu. Dışarıdan bakıldığında sade bir yapı gibi görünen bu yerin içi, adeta bir kültür bahçesi. İçeride resim sergileri, atölyeler ve kitap kokusu arasında kayboluyorsunuz. Her yaştan insanın gelip sanatla buluştuğu bu sıcak ortamda, bir kahve alıp oturmak bile ruhunuza iyi geliyor. En güzeli de, buranın yaşayan bir mekân olması. Yani sadece sergilemekle yetinmiyor, aynı zamanda üretmeye teşvik ediyor. Belki de bu yüzden çok sevdim. İçeri girdiğimde ekolojik farkındalık üzerine kurgulanmış bir sergiyle karşılaştım. Doğayla insanın ilişkisine dair güçlü mesajlar veren bu sergi beni bambaşka bir düşünsel yolculuğa çıkardı. Ayrıca burada Levanten yaşamına, onların günlük hayatına ve hikâyelerine dair bölümler de vardı. Görsellerle desteklenmiş anlatımlarıyla son derece ilgi çekiciydi.
https://www.bayetav.org
Villa Levante
Butik Zarafet
Biraz ileride, bir diğer sürpriz ise İtalyan zarafetiyle bir moladan daha çok Villa Levante. Sokağın biraz ilerisinde yer alan Villa Levante ise küçük, özel bir konaklama tesisi. 19. yüzyıl İtalyan mimarisini taşıyan villa, huzurlu atmosferi ve göz alıcı detaylarıyla adeta Floransa’dan taşınmış gibi. İçindeki restoran, sıcak atmosferiyle insanı hemen etkisi altına alıyor. Mimari detaylar arasında kahvenizi yudumlamak bambaşka bir keyif. Bahçesindeki begonviller, mozaik döşemeler ve zarif dokunuşlar, adeta Floransa’dan Bornova’ya uzanmış bir zarafet köprüsü. Özellikle kitap okumayı seven biriyseniz, kütüphanesi sizi uzun süre orada tutabilir. Hem estetik hem de dinginlik arayanlara hitap eden bir adres. Dolulukları nedeniyle, odalarını ne yazık ki görme şansım olmadı. Belki gelecek sefere, kim bilir şehrin kalbinde romantik bir gece…
Levantenler Kimlerdir?
Levantenler, Osmanlı döneminde başta İzmir olmak üzere liman kentlerine yerleşmiş, ağırlıklı olarak Avrupa kökenli, ticaretle uğraşan ailelerdir. Zamanla mimariden sosyal hayata kadar pek çok alanda iz bırakmış bu topluluk, İzmir’in çok kültürlü yapısının temel taşlarından biri olmuştur.
Arkas Deniz Tarihi Merkezi
Mavilikte Kaybolmak
Günün son ve belki de en şaşırtıcı keşfi Arkas Deniz Tarihi Merkezi oldu. Belki de bir denizci ruhuna sahip olduğum için, buradaki deneyim bende çok daha güçlü bir etki bıraktı. Bu kadar kültürel yoğunluğun ardından bir müze daha ağır gelebilir sanmıştım ama tam tersi oldu. Denizcilik tarihine adanmış bu özel merkez, hem koleksiyonun zenginliği hem de sergileme biçimiyle gerçekten etkileyici. Türk denizcilik tarihinden dünya sularına uzanan hikâyeler, özenle sergilenen objeler, gemi maketleri, denizcilik aletleri, deniz tabloları ve eski haritalarla bezeli salonlar arasında saatlerce dolaşmak istedim. Ege’nin tuzlu rüzgarı sanki içeride de esiyor gibi idi. Burası sadece bir müze değil, denizle kurulmuş güçlü bir bağın anlatımıydı.
Arkas Ailesi’nin kültür ve sanat alanında yaptığı özel müzecilik çalışmalarına denizcilik temalı bu merkezle devam etmesi, ülkemiz adına umut verici. Bu kadar nitelikli bir içeriğin Bornova’da yer alması da ayrı bir güzellik. Merkez sadece bilgi değil, ilham da veriyor.
https://arkasdeniztarihimerkezi.com


