Motosikletli Kadın Gezginin ‘MASAI MARA’ NOTLARI
Motosikletin selesinden Afrika’ya uzanan bir özgürlük hikâyesi… Akademisyen, yazar ve gezgin Asil Özbay, rotasını Afrika’ya çevirdi ve Kenya’nın kalbi Masai Mara’ya doğru yola çıktı. Zürafalarla yan yana motor sürmekten, Masai köylerinde dostluklar kurmaya uzanan bu masalsı yolculuk, hayallerin cesaretle nasıl gerçeğe dönüştüğünü anlatıyor…
ALİ GÜVEN @aliguvene
Seyahat ve moda dergilerinin sayfalarında yer alan hikâyeler, çoğu zaman estetikle özgürlüğün kesiştiği noktalarda hayat bulur. Bu yazının kahramanı Asil Özbay ise tam da bu kesişimin somut hâli. Akademisyen kimliğiyle bilginin, motosiklet tutkusu ile özgürlüğün, yazarlığıyla da hikâyelerin peşinden giden bir kadın. Cesaretiyle hem kadınlara hem erkeklere ilham veren Özbay, motosikletiyle dünyanın pek çok ülkesini gezmiş. Ancak Afrika’yı karış karış dolaştığı bir buçuk yıl, hayatına başka anlamlar yüklediği bir dönem olmuş.
Moda’da Güzel Bir Sohbet
Buluşacağımız Moda’daki kafeye üç dakika gecikmeli geldi. Altı silindirli Honda Goldwing Bagger’ın güçlü sesi, sokağın tüm dikkatini üzerine çekti. Dört yüz kiloya yakın ağırlığıyla ortalama bir otomobilden daha güçlü olan bu devasa motosikleti park edişinden, üstündeki ekipmanları çıkarmasından, o kısa ve net hareketlerinden tecrübeli bir sürücü olduğu hemen anlaşılıyordu. Üç dakikalık gecikme için özür dileyecek kadar mütevazıydı. Moda’nın müdavimleri ve esnafı, belli ki bu güler yüzlü kadını iyi tanıyordu.
Akademisyen ve Gezgin
Asil Özbay’ın çocukluk yıllarında bisikletle başlayan iki teker tutkusu, üniversite yıllarında motosikletle daha da büyümüş. Babasının güveni ve annesinin sabrı, onun özgür ruhuna hiç engel olmamış. İstanbul Gedik Üniversitesi’nde akademisyenlik yaparken, motosiklet ve uzaklara gitme hayalini hayatının merkezine koymuş.
2015 yılı… Türkiye’nin hafızasında derin bir yara: Özgecan Aslan cinayeti. Asil Özbay o dönemi şöyle anlatıyor: “Özgecan’ın öldürülmesi beni derinden sarstı. Kadınların bu kadar kolay hedef hâline gelmesi, toplumun sessizliği… İçimde büyük bir öfke ve acı vardı. O gün karar verdim: motosikletimle tek başıma Avrupa’ya çıkacağım. Bu yolculuk benim için sadece bir seyahat değil, bir başkaldırı olacaktı.”
Bu karar kısa sürede bir kadın dayanışmasına dönüşmüş. Üniversitesinden destek görmüş; özellikle Gedik Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Hülya Gedik ona cesaret vermiş:
“Hülya Hanım, bu turun kadınlara ilham vereceğini söyledi. Ben de yolculuğu bir farkındalık çağrısına dönüştürmek istedim.”
Yunanistan’dan Avusturya’ya uzanan rotasında on ülke dolaşmış. Motorun bozulma ihtimali, yalnızlık, bilinmezlik… Hepsi birer sınav olmuş. “Ama yol beni dönüştürdü,” diyor Özbay. Türkiye’ye döndüğünde yüzlerce kadından mesaj almış: “Senin sayende motor kullanmaya başladım.” İşte o an, bireysel cesaretin toplumsal bir sese dönüştüğünü fark etmiş.
Ardından Fas’ın çölleri, Moğolistan’ın bozkırları, Himalayalar’ın zirveleri gelmiş. Her yolculuk, onun için bir özgürlük çığlığı olmuş.
Asil Özbay’ın çocukluk yıllarında bisikletle başlayan iki teker tutkusu, üniversite yıllarında motosikletle daha da büyümüş. Babasının güveni ve annesinin sabrı, onun özgür ruhuna hiç engel olmamış.

Afrika’da Bir Masal Evi
Ve sıra Afrika’ya geldiğinde, Özbay’ın hikâyesi masalsı bir boyut kazanmış. 2021 yılında pandemi herkesi evine kapatırken, Asil Özbay motosikletini Nairobi’ye giden Türk Hava Yolları uçağının kargosuna vermiş: “Afrika’nın dışında dünyada bütün sınırlar pandemi yüzünden kapalıydı. Kenya uçağına bilet aldım. Motosikletimi kargoya verdim. Üniversitede dersler online yapılıyordu, daha fazla beklememe gerek yoktu.”
Ve Bir Buçuk Yıllık Serüven Başlıyor
Afrika yolculuğu başladığında aklında tek bir hayal varmış: Masai Mara’yı motosikletiyle dolaşmak. Belgesellerde izlediğimiz o vahşi yaşamı, zürafaların zarif adımlarını, zebraların sürüler hâlinde koşuşunu, yırtıcı hayvanların pusuda bekleyişini motosikletin selesinden izlemek… Korkutucu değil miydi?
Özbay, Nairobi’den motosikletiyle ayrılırken sosyal medya üzerinden tanıştığı Brian adındaki Amerikalı gezginden bir mesaj almış. Brian, Asil Özbay’ı Masai köyünde eşi Selina ile birlikte kurdukları çiftliğe davet etmiş.
“Twitter’da gelen mesajı gördüğümde içimde tarifsiz bir heyecan oluştu. ‘Arkadaşımıza bu eşsiz macerasında yardım etmek istiyoruz’ cümlesi beni çok duygulandırdı. Daha yolun başındaydım ama bu destek dolu birkaç kelime bile hikâyemin güzelleşmeye başladığını hissettirdi. Masai köyüne kadar hiç durmadım. Köye yaklaştığımda beni Brian ve diğer motosikletli dostları karşıladı. Motosiklet böyle bir araç işte; hiç tanımadığınız insanlarla dünyanın bir ucunda size dostluk ve dayanışma dilini konuşturur.”
Çiftliğe vardığında Selina, papatya tacıyla onu karşılamış ve “Karibu” (Hoş geldin) demiş. O kelimenin sıcaklığı, yıllar sonra Zanzibar’daki evinin girişine asacağı tabelanın ilhamı olmuş. Özbay o anı şöyle hatırlıyor: “Selina’nın bana papatya tacını takarken söylediği ‘Karibu’ kelimesi içime işledi. O an içimden geçirdim: Bir gün kendi evimin girişine de bu kelimeyi asacağım. Yıllar sonra Zanzibar’daki evimde bu dileği gerçekleştirdim.”
Çiftlikte ilk adımlarını attığında kendini bir filmin içinde hissetmiş. Lokal bir ev, eko yaşam, aile gibi çalışan gençler… Her detay, doğayla uyum içinde kurulmuş bir hayatın parçasıymış. Özbay, misafir odasını şöyle betimliyor: “Tek bir oda olmasına rağmen yüksekte, merdivenlerle çıkılan, minik bir kule gibi görünen, balkonu olan masalsı bir misafir odasıydı. Balkondan onların huzurlu yaşam alanlarını izlerken yüzümde unu
tamayacağım bir gülümseme belirdi. Gökyüzüne bakan pencere sayesinde gece yıldızları izleyerek uyuyabileceğimi düşündüm ve bu beni inanılmaz mutlu etti.”
Makuti (Çatısı palmiye yapraklarıyla örülü ev) çatının altında asılı bayraklar, dünyanın dört bir yanından gelen gezginlerin hikâyelerini taşıyormuş. Brian, Türk bayrağını diğerlerinin arasına astığında Özbay’ın gözleri dolmuş: Brian “Sayende bir hayalimiz daha gerçek oldu,” demiş. Brian ve Selina’nın hikâyesi de Özbay için ilham kaynağı olmuş. Brian, dünyayı yürüyerek dolaşan bir gezgin; Selina ise gönüllülük projelerinde çalışan bir Masai kadınıymış. Tanışıp evlenmişler ve Selina’nın babasının armağan ettiği topraklarda kendi çiftliklerini kurmuşlar. Her misafirden bir bayrak alıp makutiye asıyorlarmış. Özbay bu geleneği şöyle anlatıyor:
“Her bayrak bir kültürün, bir hikâyenin sembolüydü. Onların hayali, bu hikâyeleri bir gün kitaplaştırmaktı. Ateş başında yapılan sohbetlerde dünyanın dört bir yanından gelen gezginlerin hikâyelerini dinlemek, bana yolculuğun en değerli yanının paylaşılan anılar olduğunu hatırlattı.”
Çiftlikte geçirdiği günlerden en unutulmazı ise motosikletle savanaların içinde sürmek olmuş. Normalde ulusal parklara motosikletle girmek yasakmış ama Brian ve arkadaşı, onu Masai Mara’nın yakınlarında sadece yerlilerin bildiği güvenli bir alana götürmüşler.
“Bulunduğumuz yer, Serengeti Ulusal Parkı ile bitişik ve dünya çapında büyük yaban hayvanı göçleriyle tanınan bir bölgeydi. Aynı zamanda Masai halkının yaşadığı bir bölge.
Tam olarak Kenya’nın kalbindeydim. Motorumun üzerinde zürafaları bu kadar yakından görmek, Afrika’nın bana sunduğu en güzel hediyeydi. O uzun boyunlarıyla göğe uzanışlarını izlerken, dünyanın en zarif canlısına tanıklık ettiğimi düşündüm.”
Brian ve Selina’nın çiftliği, onun için bir ‘Masal Evi’ olmuş. Dostlukların, kültürlerin ve hayallerin birleştiği bir yer. Orada aldığı ilhamla Zanzibar’da kendi evini kurmuş.
Masai Mara Hakkında
Konum: Narok County, Kenya. Tanzanya’daki Serengeti Ulusal Parkı ile komşudur.
Alan: Yaklaşık 1510 kilometrekarelik bir alanı kaplar.
Vahşi Yaşam: Aslan, leopar, çita, fil, zebra, antilop ve daha birçok tür burada yaşar. Özellikle ‘Büyük Göç’ (Great Migration) sırasında milyonlarca otobur hayvan Serengeti’den Masai Mara’ya geçer.
Safari Deneyimi: Jeep safarileri, sıcak hava balonu turları ve doğa yürüyüşleriyle ünlüdür.
Kültürel Zenginlik: Masai halkının geleneksel yaşam tarzı ve renkli kültürü, bölgeye ayrı bir derinlik katar.

