Navajoların İzinde 1800 MİLLİL BİR İÇ YOLCULUK  

Navajoların İzinde 1800 MİLLİL BİR İÇ YOLCULUK  

Kızıl kayaların gölgesinde 1800 millik bir yolculuk… Zafer Fatih Özsoy ’un motosikletiyle Amerika’nın çöllerinden kanyonlarına uzanan serüveni, özgürlüğün ve dayanıklılığın gerçek anlamını yeniden tanımlıyor. Monument Valley ’in sessizliği, Navajo halkının kadim hikayeleri ve motosikletin özgürlüğü, bu yolculuğu hem tarih hem de kültürle iç içe bir keşfe dönüştürüyor…

ALİ GÜVEN

@aliguvene

Zafer Fatih Özsoy, 48 yaşında. Türkiye Moto­siklet Platformu’nun başkanı ve bir motosik­let gezgini. Uzun yıllar özel sektörde çalıştık­tan sonra sabah sekiz akşam altı mesaisini, ofis hayatının tekdüzeliğini geride bırakmış. Bugün bazı önemli firmalara danışmanlık yapıyor; fakat asıl tutkusu hâlâ yollarda ol­mak. Çocukluğundan beri iki teker üstünde uzaklara gitmeyi hayal etmiş; Uzak Doğu’dan Amerika’ya, Ortadoğu’dan Avrupa’ya kadar pek çok ülkeyi motosiklet üzerinde kat et­miş. Motosiklet kültürünü geliştirmek, sürücü güvenliğini artırmak ve toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla kurulan Türkiye Motosiklet Platformu’nun başkanlığını yapıyor. Platform farklı yaş gruplarından binlerce iki teker sevdalısını aynı çatı altında buluşturu­yor. Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yılı kap­samında Ankara’daki törenlerden yeni dönen Özsoy’la, platformun Kadıköy Hasanpaşa’daki yeni merkezinde bir araya geldik. Sohbet kısa sürede bizi Amerika’nın içlerine uzanacak o uzun yolculuğun başlangıcına taşıdı.

Motosiklet Gezginleri

Zafer’e motosikletin ne ifade ettiğini sorduğumda gözleri hiç tereddüt etmeden uzaklara kayıyor: “Benim için motosiklet bir araç değil; bir karakter biçimi. Eg­zoz sesini duyduğumda hissettiğim ilk şey özgürlüktür. Ama zamanla anladım ki motosiklet, insanın kendisiyle yüzleşme biçimi.” Çocukluğunda mahalleden geçen her motorun arkasından baktığını, o sesin peşinden gitme arzusunu hiç kaybetmediğini anlatıyor. “İlk motosikleti­me kavuştuğum gün hayatımın yönü değişti. Direksiyon başında değil, gidon başında düşündüğümü fark ettim.”

Türkiye’nin dört bir yanını iki teker üzerinde gezmiş; Karadeniz’in sisli yaylalarından Ege’nin zeytinliklerine, Doğu Anadolu’nun sert rüzgârlarından Avrupa yollarına uzanmış. Ama asıl hayali Amerika’ymış. “Kovboy filmle­rindeki o uçsuz bucaksız çölleri, kanyonları görmek… İki teker üstünde bir uçtan bir uca gitmek çocukluk hayalimdi.”

Navajo inanç sistemi evrendeki denge ve uyuma dayanıyor. Hastalık ya da talihsizlik, bu dengenin bozulması olarak görülüyor. “Şifacılar karmaşık ritüeller düzenliyor; kum boyama törenlerinde kutsal figürler renkli kumlarla yere işleniyor, hasta bu desenin merkezine oturarak ruhani dünyayla bağ kuruyor.

 

Kızıl Toprakların Hafızası Monument Valley

Zafer Fatih Özsoy arkada­şı ile Colorado’da buluşmuş. Amerika’ya gitmeden arkadaşı aylar öncesinden motosiklet ve ekipmanları ayarlamış. 1800 mil, yani yaklaşık 3 bin kilometrelik yolculukları eylül ayında başla­mış.” Önümüzde üç rota vardı; biz en zorlu olanı seçtik. Çünkü hayal konforla gerçekleşmez… Karşımızda Rocky Mountain hattı, yüksek rakım ve belirsizlik. Amerika’nın içleri doğru heyecanlı bir yolculuğa gazladık” diyor.

Bize Monument Valley’i anlatır mısın diyorum. “Ari­zona ile Utah sınırına yaklaştıkça manzara değişiyor; asfaltın güvenliği yerini kızıl bir sonsuzluğa bıraktı. Bitip tükenmez toprak yollara girdik. Monument Valley’e ulaştığımızda farklı bir coğrafyaya değil, zaman tüneli­ne girdiğimi hissettim. Bu topraklar sadece Amerikan sinemasının ikonik bir fonu değil, aynı zamanda Navajo halkının kadim topraklarıydı. Motorları stop ettiğimizde sessizlik, sadece sessizlik vardı.

Navigasyonun çalışmadığı, ufuk çizgisiyle baş başa kaldıkları anları anlatırken aynı heyecanı yaşıyordu. “Ekipmanlarımız güçlüydü ama doğa her zaman bir adım öndeydi, çölde kaybolduk. Telefon çekmiyor, navigas­yon çalışmıyordu. Yolunuzu soracağınız kimse yok. İç güdülerimizle hareket etmekten başka çare bulamadık.”

Zaten motosiklet gezginleri için böyle zamanlar tu­ristik bir rota değil; doğanın kurallarıyla yüzleşme biçimi gibidir…

“Orada kendimi turist gibi değil misafir gibi hissettim. O sessizlik, kızıl kumtaşı kuleleri, rüzgarın milyonlarca yıl boyunca oyarak şekillendirdiği bu coğrafyada gündüz çöl sıcağında yanıyor; gece keskin bir soğukta titriyorsu­nuz. Ve ekliyor: “Bütün bunlara rağmen hayatımda kamp yaptığım en güzel bölgeydi” diyor.

Manument Valley Nerede?

Monument Valley, Amerika Birleşik Devletleri’nin güneybatısında, Arizona ile Utah sınırında yer alır ve geniş ölçekte Colorado Plateau’nun bir parçasıdır. Navajo Nation rezervasyon toprakları içinde bulunan bu bölge, idari olarak Navajo Nation tarafından yönetilir ve coğrafi olarak ünlü Four Corners bölgesine oldukça yakındır. Deniz seviyesinden yaklaşık 1.600 metre yükseklikteki plato üzerinde konumlanan vadi, milyonlarca yıl süren erozyonun şekillendirdiği mesa ve butte adı verilen dev kumtaşı oluşumlarıyla tanınır. Kurak çöl iklimi, geniş ufuk çizgisi ve kesintisiz görüş mesafesi sayesinde Monument Valley, hem jeolojik hem de kültürel açıdan Amerika’nın en karakteristik peyzajlarından biri kabul edilir.

Navajolar ve Kadim Kültürleri

Monument Valley yalnızca jeolojik bir güzellik değil; aynı zamanda Navajo halkı için kutsal bir yurt. Her kaya, her rüzgâr, her vadinin bir hikayesi var 19. yüz­yılda Avrupa’dan gelen yerleşimcilerinin batıya doğru yayılmasıyla başlayan çatışmalar, 1864’te ‘Uzun Yürüyüş’ olarak bilinen trajediye dönüşmüş. ABD ordusu, binlerce Navajo’yu yüzlerce kilometre ötede Bosque Redondo’ya sürmüş. Açlık, hastalık ve dondurucu soğuk yüzünden çoluklu çocuklu pek çok Navajo hayatını kaybetmiş.

Dört yıl süren zorunlu esare­tin ardından 1868 anlaşmasıyla Navajolar kendi topraklarına dönmüş. Ama bir daha hiç bir şey eskisi gibi olmamış. Yaşanan trajedi kollektif hafızalarında derin izler bırakmış.

“Navajo halkı, adını kendi dillerinde Dine yani halk olarak tanımlıyor. Nüfusları yaklaşık 400 bin ve bu nüfusun 150 bin kadarı Arizona, New Mexi­co ve Utah eyaletlerinin kesiştiği Four Corners bölgesi üzerinde kurulmuş olan Navajo Nation Rezervasyonu’nda yaşıyor. Yerleşim yerlerinden geçerken modern kıyafetli insanlar kadar geleneksel giysilerle dolaşanları yerlileri gördüm. Erkeklerin boynunda ve bileklerinde parlak takılar, üstlerinde kadife veya pamuk gömlek, beyaz pantolon, moccasin adı verilen ayakkabılar vardı. Ka­dınlar ise kat kat kadife veya parlak renkli etekler, uzun kollu bluzlar ve kolyeler kemerler ve bileziklerle dolaşı­yorlardı.”

Şamanlara Özgü Arınma Ritüelleri

Zafer, bir akşam katıldığı ritüelde farklı duygular yaşa­dığını anlattı… “Yıldızların altında otururken tuhaf bir his vardı içimde. Sanki geçmiş çok uzak değildi. Tören sırasında ateşin başında otururken atların toynak sesle­rini duyar gibi oldum. Geçmişe dair unuttuğum pek çok olay gözümün önünden önünde canlandı.

Navajo inanç sistemi evrendeki denge ve uyuma daya­nıyor. Hastalık ya da talihsizlik, bu dengenin bozulması olarak görülüyor. “Şifacılar karmaşık ritüeller düzenliyor; kum boyama törenlerinde kutsal figürler renkli kumlar­la yere işleniyor, hasta bu desenin merkezine oturarak ruhani dünyayla bağ kuruyor. Terleme çadırı ayinler ise bedensel ve ruhsal arınmanın yolu. Her dağın, her rüzgârın bir ruhu olduğuna inanıyorlar, bu atmosferde içsel yolculuklara çıkabiliyorsunuz.” Bu törenlere dair görüntü almak yasakmış.

Nevada Çölü ve Las Vegas Tezatı

Nevada’ya geçtiklerinde tezat çarpıcıydı. “Bir gün çölde hayatta kalma refleksiyle hareket ediyorsunuz, ertesi gün Las Vegas’ın neon ışıkları altındasınız.” Yıldızlarla dolu gökyüzünden yapay ışık denizine geçiş, 21 gün süren yolculuklarının en keskin kırılmalarından biri olmuş. Doğanın sessizliği ile insanın gürültüsü arasındaki farkı iliklerine kadar hissettiğini söylüyor.

Ama Monument Valley’in kızıl kayaları, Navajo ruhu­nun izleri ve o derin sessizlik, Amerika’nın içlerine dair algısını geri dönülmez biçimde değiştirmiş. “Motorun önünde sonsuzluk vardı, ama asıl yolculuk benim içimde başlamıştı.” diyor.

Zafer Fatih Özsoy’un Amerika Seyahatinde Kullandığı Motosiklet

KTM 790 Adventure R.799 cc’lik motoru, 95 hp gücü ve gelişmiş süspansiyon sistemiyle zorlu arazi koşullarına uygun, agresif ve sportif bir macera motosikletidir. 20 litrelik deposu uzun menziller için avantaj sağlar. Elektronik destek sistemleri (ABS, çekiş kontrolü, sürüş modları) sayesinde hem güvenli hem de performanslı bir sürüş sunar. Tarzı sert, arazi odaklı ve keşif ruhunu yansıtan bu model; off-road tutkunlarına, macera sürücülerine ve dayanıklılık isteyen uzun yol gezginlerine yönelik tasarlanmıştır.