TOHUM DOĞANIN HAFIZASINI TAŞIYAN TAKILAR

TOHUM DOĞANIN HAFIZASINI TAŞIYAN TAKILAR

Bazı markalar yalnızca tasarım yaratır, bazıları ise bir his bırakır. Verda Alaton’un kurduğu TOHUM tam da burada; doğayla insan arasındaki görünmez bağı yeniden hatırlatan, sezgilerle şekillenen ve her parçasında farklı bir enerji taşıyan bir dünya yaratıyor.

Verda Alaton’un 2009 yılında kurduğu TOHUM, klasik mücevher anlayışının ötesine geçiyor; her tasarım kişisel bir hikâyeye dönüşüyor. Afrika’dan Okyanusya’ya uzanan ilhamlar, İstanbul’da­ki el işçiliğiyle buluşurken ortaya zamansız, özgün ve neredeyse ruh eşini arayan parçalar çıkıyor. Verda Ala­ton ile gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbette TOHUM’un doğuş hikâyesini, doğayla kurduğu bağı, sezgisel tasarım sürecini ve bir takının neden bazen yalnızca bir aksesuar olmadığını konuştuk.

Verda Alaton ile konuşurken, bir markanın doğuş hikâyesinden çok daha fazlasını dinlediğimi hissediyo­rum. TOHUM, doğayla yeniden bağ kurma, iç sese yak­laşma ve insanın kendi özüne dönme arzusu. Her parça ise bu yolculuğun küçük ama güçlü bir hatırlatıcısı. Her şey tek bir anda başlamamış. Verda Alaton’un deyimiyle bu, “zamanla şekillenen içsel bir süreç”. New York’ta yaşadığı yıllarda Afrika ve Okyanusya sanatlarıyla tanış­ması ise bu sürecin en önemli kırılma noktalarından biri olmuş. Onu etkileyen yalnızca objelerin estetik dili değil, taşıdıkları anlam, doğayla kurdukları bağ ve hayatın bir parçası olma halleri olmuş. “İnsan doğayla olan bağını aslında hiç kaybetmiyor, sadece uzaklaşıyor,” diye ifade ediyor Verda Alaton. TOHUM da tam olarak bu farkında­lıktan doğmuş; daha anlamlı, zamansız ve insanla gerçek bir bağ kurabilen parçalar yaratma isteğinden. Markanın ismi de bu düşüncenin bir uzantısı… TOHUM, Verda Alaton için niyeti, başlangıcı ve dönüşümü temsil edi­yor. Onu büyüleyen, küçücük bir formun içinde sonsuz bir potansiyel taşıması oluyor. Tıpkı insanlar gibi… Her birimizin içinde büyümeyi, dönüşmeyi ve kendine özgü bir güzelliğe ulaşmayı bekleyen bir öz olduğuna inanı­yor. TOHUM’un mottosu olan ‘To Be Human’ da bu fikre daha derin bir anlam katıyor: “İnsan olmak, potansiyeli­mizi en güzel haliyle yaşatmaya çalışmak!” Bu yaklaşım, tasarım dilinin merkezinde de kendini hissettiriyor.

Doğadan Gelen Tasarımlar

Verda doğayı bir malzeme olarak görmüyor; insanla yeniden buluş­mak isteyen canlı bir parça olarak düşünüyor. Belki de bu yüzden TOHUM tasarımlarının çoğu tek ve yalnızca bir kişiyle buluşmak üzere yaratılıyor. Tasarım süreci ise oldukça sezgisel ilerliyor. Saatler, günler hatta haftalar boyunca do­ğadan elementler topluyor; bazen bir kabuk, bazen küçük bir taş ya da tek bir boncuk yeni bir fikrin başlangıcı olabiliyor. “Bir parçayı kullanmak için onunla gerçekten bağ kurmam gerekiyor,” diyor. Onu iyi hissettirmeyen hiçbir şey tasarıma dönüşmü­yor. Bir tasarımın tamamlandığını anlaması da tamamen hislerle ilgili. Eğer hâlâ bir şey ekleme ihtiyacı hissedi­yorsa, henüz hazır olmadığını düşünüyor. Ama o den­ge ve huzur hissi geldiğinde, parçanın bittiğini biliyor. TOHUM’un dünyasında enerji ve uyum da en az estetik kadar önemli. Kullanılan materyaller, geometriler, doku­lar… hepsi birlikte bir denge yaratıyor. Amaç yalnızca güzel görünen bir obje üretmek değil; aynı zamanda iyi hissettiren, pozitif enerji taşıyan ve insanı kendisine biraz daha yaklaştıran parçalar yaratmak. Verda’ya göre tasa­rım sürecinin en heyecan verici kısmı ise bir materyalin neye dönüşebileceğini hayal etmek. Hikâye burada çok önemli. Çünkü bazı parçalar neşeyi, bazıları gücü, bazıla­rıysa huzuru temsil ediyor. Ama onu en çok mutlu eden an, tasarımlarının doğru insanla buluştuğunu görmek. “Sanki kişiye özel couture bir his gibi,” diyor gülümseye­rek. “Bir insanın en güzel halini ortaya çıkarabiliyorsak, bundan daha güzel bir geri dönüş yok.”

Seyahatler de TOHUM’un ruhunu şekillendiren en önemli kaynaklardan… Afrika, Asya ve Orta Doğu kültür­lerine kendini yakın hissettiğini anlatıyor. Farklı coğraf­yalarda insanların kendilerini nasıl ifade ettiklerini, neler taktıklarını ve neden taktıklarını gözlemlemek onun için sonsuz bir ilham kaynağı. Tüm bu yolculuk­larda fark ettiği ortak bir şey var: kültürler değişse de insan doğası ve duygular aynı kalıyor. Bu ev­rensel bağ da TOHUM’un ideoloji­siyle tam olarak örtüşüyor.

“TOHUM, doğayla yeniden bağ kurma, iç sese yaklaşma ve insanın kendi özüne dönme arzusu. Her parça ise bu yolculuğun küçük ama güçlü bir hatırlatıcısı.”

El Emeği Vazgeçilmezi

El işçiliği ise markanın vazgeçil­mezlerinden. Tüm parçalar İs­tanbul’daki atölyelerde ustalarla birlikte elde üretiliyor. Bu küçük farklılıklar, Verda’ya göre tasarım­ların ruhunu oluşturuyor. Çünkü insan dokunuşu, TOHUM’un en değerli imzası. Bugün TOHUM kadınının ruhunu anlatırken kullandığı kelimelerde markanın dünyasını çok iyi özetliyor: özgün, doğal, karakterli, keşfetmeye meraklı, doğayı seven ve kendini tanıma yolculuğuna emek veren biri… TOHUM tasarımları, estetik bir objenin ötesinde, kişinin kendi özüyle kurduğu sessiz ama güçlü bir diyaloğa dönüşüyor. Bu yüzden onları taşıyanlar için bir aksesuar olmaktan çok, kimliğin en doğal ve rafine yansıması gibi hissettiriyor. Birbirinden güzel ve özel TOHUM ürünlerine online olarak, TOHUM Design’ın resmi sitesi üzerinden ulaşmak mümkün. https://tohum­design.com Marka aynı zamanda seçili uluslararası satış noktaların­da ve özel iş birliklerinde de yer alıyor. Türkiye’de ise, TOHUM dünyasını daha yakından deneyimlemek isteyenler, İstan­bul’daki showroom’u randevu ile ziyaret edebiliyor.